İtlik Go out on Friday Saturday night etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtlik Go out on Friday Saturday night etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2011 Pazartesi

Muhteşem Vintage PArty!

- Senin saçını yolarım MahidevrAN!!! vER YÜZÜĞÜMÜ!
- Yavaş yerler yaş, Rus köle!! HAs KAdınım ben has zümrütü de ben takıcam!!!
- Ver dedim MahideVRan bak bu saçIN elimde kalIcak!
- Hürrem vallahi alışamican sen bu sarayın düzenine bak paparazzilerin yanında yelLOZ gibi saça atlamak aAAaa... YARın çıkınca Magazini Saraylıma rezil olucaz. Hemmm Has padişahım Sİz de bir zahmet o viyanadan kazandığınız gANİmeti bırakıp ŞU Yellozu başımdan alsanız!
- Ya yürüyün gİDİn işinize! Şu İbO'ya diyim de tez Viyana bi daha kuŞAtıla, resimleri ganİMEtten çıkan lokum aman! kafiRRR köle hATun kişiler bir bir TOPKApı HAMamına konula!

&&&
Cumartesi Silacan'ın vintage partysinden bir kuple:)

13 Aralık 2010 Pazartesi

The Chromatics

On 9th Dec. at Salon IKSV at 22.00 The Chromatics were on stage. It was their 1st time in Istanbul & they liked the Istanbul audience!
For me the most interesting part of this experience was, the band members were selling their cd's, group tshirts after the show. This is very unsual in Istanbul. They were talking to people, taking fotos with them, signing the things they bought.. I can not think any Turkish singer or a group selling their cd's by themselves!
But I like it because I feel like they are not robots or commercials they are normal people & just musicians. Here is a video from the show I think you will enjoy it!
And this time I prefer not to wear high heels because I wanted to walk some. Most of the days I go to European side I don't have time to jump in a "dolmuş" or a "vapur" or a "tramvay" in one time go to Taksim. Anyway I enjoyed my dresss:) & my time;)
Oooo- also Kim ki o! was there too!

9 Aralık'ta Salon İKSV'de saat 22.00'da The Chromatics sahnedeydi. İstanbul'daki ilk konserlerinde, İstanbul izleyicisini oldukça sevdiler!
Konser sonrasında grubun kendi cd, tshirt gibi ürünlerini kendileri satması bana çok ilginç geldi. Çünkü hiçbir Türk şarkıcı veya grubu bu şekilde hayal bile edemiyorum!
Bu hali sevdim açıkçası çünkü gözüme ticari kaygı gütmeyen & robot gibi olmayan, sadece müzik yapan normal insanlar gibi göründüler:)
Konserden kısa bir videoyu da eklemek istedim umarım sevilir!
Bu sefer topuklu papuç giymemeyi terch ettim. Çünkü Taksim'e giderken dolmuşa, vapura, tramvaya binmek için pek fazla vakit olmuyor. Biraz da yürümek istedim & kıyafetimde geçirdiğim vakitte çok hoşuma gitti:)
Aaaa- unutmadan Kim ki o 'da oradaydı!

The Chromatics in Istanbul from ayse kardelen on Vimeo.



8 Aralık 2010 Çarşamba

Mocha lAttE

Güneş gözlüklerimle oturacak kadar gözüme gözüme geliyor güneş,
Aslında yeni yılı severim ben,
Süslenmiş çam ağacı,
Hediyeler,
Havada çarpıştırılan şampanya kadehleri,
Kollarımı kaldırıp,
Başımı sağa sola hafif sallayarak dans etmeyi,
Topuklarım üzerinde uçuşan elbisemi,
Fakat bazen telefon çalar.

Haftasonu gezecek kadar güzeldi hava,
Yaz gibi,
Bahar gibi,
Straples bluzumla,
Çıplak ayaklarıma topuklu giyip,
Flavio'da Pier'i sokakta dinleyip,
İçkimi yudumlarken,
Eğlenmeyi çok severim ben ama bazen telefon çalar.

Sahne sanatlarına bayılırım,
Gününü yakalayıp,
Ne yapıp edip gider izlerim,
Düşüş'ü izledim geçen hafta,
Gözlerimi aça aça izledim,
Kadınları,
Osmalı kadınlarını,
Osmalı'yı düşerken,
Alkışlayarak bitti,
Fakat bazen telefon çalar.

Kafamın içinden şu anda beynimi çektiler sanki
Sanki yerine buhar sıktılar
İçini dumanla doldurdular
Sanki bakıyorum
Ama gözlerime birer perde indi
Bazen telefon çalar dinlerken boğazından
Gram nefes gitmez
Çekemezsin içine br soluk
Ateş basar!
Kulaklarım şu anda bile tıkanmış gibi
Beni dinleyecek duyacak biri olsa
Avazım çıktığı kadar bağırsam
İmdat!
Anneannem.
Aslında annem.
Onun adının geçti kelimeler kalbimi ezer hep
Gözlerim dolar yolda beyaz saçlı nenelere bakamam ben
İsterim ki onlar sıcak evlerinde,
Omuzların örgüden şalları,
Camdan bakarak,
Torunlarından gelen bir telefona sevinsin,
Açık çayını yudumlasın,
Albümlerine baksın,
Tansiyonu çıkmasın,
Acile hiç kaldırılmasın,
Serumlar takılmasın ince narin tenlerine,
Kalplerine birşey olmasın,
Yedikleri yarasın,
Keyif alsınlar,
Ama bazen telefon çalar.
Yok birşeyi şimdi iyi ama bu acili 2. ziyareti.
O telefon çaldığı anlarda yaptıklarım yaşadıklarım gözümden film şeridi gibi geçip gidiyor.
Yaptıklarımı ben değil bir başkası yaptı sanki ben günlerimi doldurdum.
Onun sesini yine telefonda duymadan huzuru olmayacak kişi olurum.

7 Haziran 2010 Pazartesi

"Pirenses Oldum Ben"

Geçti mi sana koca bir haftasonu:))
Cuma bir hızla başladı!
Yine ekip tolpandı yeni üyelerimiz vardı..
Lis, ben, doktor erol, söbü, mimar, küçük kardeş & onun kankası toplanıp Miss Pizza Şişhane'ye gittik.
Cihangir'den sonra tat&sunum yabancı gelmedi sadece mekanın ebatları büyümüş eee bu da tercih edilir bir durum malum 7 kişiden bahsediyorsak.
Bizim tercihlerimiz Calzone, Mr. Pizza & Asparagus oldu. Tabakların diplerini sıyırdık:)
Orda oturmaktan şişince kalkıp Lokal'e gittik. Normalde itiş tıkış olur ben hep bayarım itilip öyle ayakta dikilmekten fakat bu sefer gayet normaldi kalabalık..
Ben yine de Asmalı Lokal'i Tünel Lokal'e tercih edebilirim:)
Ayakta itilmeden duruken Lis "Aşığım, orda, hof, cınım.." gibi kelimeler söylüyordu. İsmini bilmediğim şahsiyet Yaprak Dökümü'nden NEjla'nın kocası:)) bizim enişte:):)
Lis'i arkadaşın yanına çekip "Arkadaşım size aşık & çok hayran bir resim çekebilir miyiz?" diyerek kolundan tutup Lis'i yanına yapıştırdım. Buyrun resmi:)


Lokal'den sonra 45lik'e gittik. Kapıda gördüğümüz Reina muamelesi beni oldukça şaşırttı. İçeri giremedik onurluyuz:) Bakın hala linki veriyorum belki siz girebilirsiniz diye:)
Lakin bu bünyelerin giremediği yer yok o nasıl oldu anlayamadık:)
"Gidilecek yerler çuvala mı girdi" kalkıp Kiki'ye gittik. Ben yazdıktan sonra oldu saırım bu içerisi 1 milyon kişiydi! Atıyorsam ne olayım:) İçeri yaklaşık 20 dakika da girdik 20 dakika da çıktık. İçeride tek kelime durmadık, 1 duble de içmedik kalabalığı siz ordan anlayın:)
İstanbul gece hayatı tam orada bitmek üzereydi benim için, eskiden Lis'in & ekibin çok takıldığı benim her gidişimde bir araba söylendiğim Gizli Bahçe'ye gittik.
Sokakta oturmanın & uzun sohbetin dibine vurduk. Çok eğlendiğim bugüne kadar söylediklerimin hepsini de yuttum:)
Artık sabah oldu tabi gittik yattık hatta taksi de uyumuşuz taksici "Arkadaşlar sağdan mı soldan mı" diye böğürerek uyandırdı bizi:)

Tabi Cumartesi hızını alamayanlar çil yavrusu gibi hemen başka içkili programlara kaydılar:)
Bu sefer benim ekip annem, Kızıl Sonya & Siso'ydu.
Mekan da Posh.
Eğlendik, sohbet ettik, gülüştük.
Bu sefer sabahlıklarımızı almamıştık evin yolunu tuttuk.
Anacım yine yollarda bana "Kızım gitme şu karşılara bak burda da ne güzel yerler var"dan girdi.
"O başka bu başka" ile cevap vermeye çalıştım nafile:)
Neyse gece eve döndüğümüzde :)) benim dolabın çekmeceleri bozuldu.
Annem Brigit'in marangozlarına taş çıkartarak taktı çekmeceleri ama ezandı yatarken:)

Pazar artık uykuya vermişiz bünyeleri, hava da aynı bugün ki gibi yağmur..
Evde bir türlü memnun olamadığım ojelerimle itişiyorum. Bu sıra manikürden yana çok bahtsızdım.
Neyse annem Optimum & Paladium tutturdu.
Haziran2da yağmur olmadı tabi kadının içi şişti:)
Kızıl Sonya'yı kaptığımız gibi koyduk kendimizi Optimum'a aman ne kalabalık koşar adım Paladium'a gittik.
Cho'da ortalığı karıştırırken Günaydın2da yediğim köftelerin enerjisinden olsa gerek üşenmeden giydim bulduğum pembe elbiseyi..
Şöyle kabarık, süslü püslü bir elbise giymeye çok hevesim vardı:)
Giyince başladım repliklerime "Bakar mısnız bu elbisenin fiyatını sormak için bir Pirensesi ayağınıza mı bekleyeceksiniz gelip bana fiyatını söyler misiniz?"
Ardından gülüşmeler gülüşmeler:)


Bu arada elbisenin bedenine bile makmadan giydim:) Medium bedenmiş.

Bunu Lis'e yazdığımda "Kimmiş o medyum" dediği için de burdan bir kez daha tebrik ederim:)

Teklif edilen Small'ı ise elbisenin ederini öğrenince giymeme anneciğim engel oldu. Bekar kız gibi üzerimize kalır diye uzaklaştık oradan:)

Pirenses oldum:) çok sevindim:)

Kraliçe'nin tahtında gözüm var!

27 Mayıs 2010 Perşembe

Çiçek böcek & çakma

Roza kremlerinden cildim inceldi vesselammm..
Kıl bir haliyet içindeyim tepemde güneş, ben ondan korunmalıyım, dev ilaç poşetimle sağlık ocağından çıkmayan teyzelere benziyorum.
Şu yan eczaneden çanta rica edeceğim içine ilaçları dolduracağım. Teyzeler ona yün de koyar, bir de sağlık karnesi, bol reçete, kutusu dağılmış 5 10 ilaç..
Öyle saplı fermuarlı br çanta " Şaşkınbakkal Eczanesi Adres:...Tel:....." yazacak üstünde..

2 gündür fena halde parfümlere taktım.


Şöyle bir iddam var Dutyfree & yurtdışında satılan parfümler hariç gerisi komple çakma.
Daha önce yurtdışından gelen parfümün kokusu yıllarca çıkmıyordu üzerimden o Amsterdam'da bavulda kırılıp yerini alan yenisi öyle değil!
Oysa ben hiç yürüdüğü yolda, bindiği asansörde, yattaığı yatakta parfümünü bırakan kadın olamayacak mıydım ki?

Şimdi zırt pırt tazeliyorum parfümü az evvel sıktım yüzüm yandı.
Cilt hassas osuruktan nem kapacak vaziyete geldiğinden parfüm sıkınca yanabiliyor.
Lis "Parfüm diye biber sıkmış olma" dedi.
"Biber gazı sıkıyorum parfüm yerine hem canımı hem iffetimi koruyor hemde sadece 15TL" deyiverdim.

Dün mini elbisem & 7000cmlik topuklarımla Caddelerde fink atarken kimse bilmiyordu Roza'yı.
Kod adı yapıcam kendime "Roza"!
Dün demişken akşam Kızıl Sonya geldi.
Böyle uzunca bir kız bizim Sonya. Kızıl da saçı var. Bacaklar çırpı, çörpü &makarna arası bir versiyon oldukça gıcık. Bütün bunların yanında inanılmaz süslü bir model. He işte o asansörde, yolda, yattığı yatakta parfümü kalan cinslerden.. Birlikte Cafe Cadde'ye gittik.

Cafe Cadde'ye 13 yaşımdan beri giderim. Ben başladığımda küçücük bir yerdi. Şimdi geniş, keyifli & menusu kabarık bir mekan. Bizm zamanımızda "Cafe"ydi şimdi oldu "Mekan":)) Yazın herkes orda. Akşam işten çıkıp 2 lokma yerken tanıdığın herkesi görebilirsin öyle bir akış var:)

Kızıl Sonya'yla yürüyoruz Cafe Cadde'ye hatuna bakmayanın gözü önüne akıyor. "Senle iyi bir ikili olduk biz" dedi bana. Benle değilde ayağımdaki 10000cmlik topuklar & frill elbiseyle olmayasın! Nitekim onlarsız bacağın kadar boyum var!

Akşamına Lis'le cadde yürüyüşümüzü yaptık. Hala orda parfüm anlatıyordum. "Çakma bunlar içine su katıyorlar bak bu öyle kokmuyor" düşündüm de o sırada hiçbir erkek orda olmak istemez tabi gay değilse. Eminim ki gay bile olsa ağzına şaplağı indirir. Yürü be kadın kapa şu çeneni!

Sarınca sarıyorum. Kafama takarsam elimden kurtulmaz. Sağlık Bakanlığı'na bu iddam hakkında bir yazı yazacağım:)

Bu arada sokaklara yaz çoktan geldi Ramazan sessizliği inmeden fırsatı değerlendirin. Bazı sahilde yürürken yediğin haşlanmış mısır bile yazlık anılarını tazeliyor.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Gençlik Anıları vol.#70868379402748049692524797

Çok mu gezen bilir, çok mu okuyan?
Çok gezen bilir kardeşim. Çok insan tanıyan o çok tanıdıklarıyla oturup kalkan he bir de hep kendinden aklı üstün bir akıl vereni olan. Onu ayrıca anlatacağım.
Cuma günü cinlerim yine tepemde bu devre inmek bilmiyorlar, nedense? Cep telefonum henüz alışamadığım sesiyle çaldı & tabi ki bilmediğim bir numara ekranda ben bakıyorum o çalıyor. Telefon tamirden geldiğinden beri aynı tedirgin sesle açıyorum "Al o..."
Kendini Master'a boğan kişi arıyor uzun aradan sonra Es. "Canım çok sıkıldı akşama dışarı çıkalım mııııığğğ?"
Eskiden Çarşamba, Cuma, Cumartesi çıkan bir ekip vardı o biz miydik?
Ben hala 7-24 çıkan biri tanıyorum kuzenim mi Lis mi?
Neyse uzun ara olunca giyecek bulamadım. Zaten "buhrandayım" yüzüm sıçlarda, ancak gülüşümle etkileyici olabilirim, orkid reklam güzeli miyim? Derken bir jean, bir ceket, sıkı topuzla atladım Es'in 306sına.
Önce bir gülüşüyoruz eğlenceye gitcez diye bir fıkırdamalar vardık Asmalı'ya.
Kardeşim bu ne?! Koskoca Tüyap otoparkı full çekmiş arabayı kenarda kaldırıma park ettik!!! Herkes dışarıda işin özü!
Kendimizi Otto'ya (Sofyalı) oturtup mıjitoları söyledik.
Booeeek mojito hiç olmamış su mu bu ne bu sumu naneli su mu?
Gelsin sohbet gitsin mojito gelsin bira..
Bir an düştü herşey, enerji düştü, fıkırdama düştü "Es yaşlanıyor muyuz?"
Hemen kalktık yapışmayalım burda Kiki'ye gitcez.
Bir taksi çevirelim de havamızı bulalım.. "Taksici Bey Cihangir'e gitcez:)"
"Alamam abla yürüyüverin."
":O"
Taktik değiştirdik:) "Taksici Bey Sabiha Gökçen'e gitcez"
Gözleri ışıldayan taksici bey koşarak uçtu sanki allelade taksi değil de bize limo getirecek anasını satiyim "Sabiha Gökçen di miğ abla bu araba" diye koşuşuyor.
Biz gülüşüyoruz "Yok taksici bey Cihangir"
"Yo Cihangir"
"Sabiha?"
..
Yürüdük!
Ben fevkalade bir performans göstererek topuklarımla en adam kesilesi, karanlık sokaklarda, yokuş, arnavut kaldırımı demeden Asmalı'dan Kiki'ye yürüdüm.
Yol boyunca Es Patata yedi 1 kilo sanırım.
Ağzıma sürmedim desem! Canım istemedi desem!
Ketçapları üstüne döke saça, sonunuda parmağıyla sıyırarak yedi 1 kilo patatesi..
Kiki'ye varınca Lis'i aradık.
Kendisi zaten Taksim'in demirbaşı..
Galata'da 9-8lik eşliğinde coşup eğlenmişler geldiler Gökçe'yle beraber..
Şeşi beş bakmak böyle birşey işte insanın bir gözü illa ötekinin tersi yöne bakmaya inat ediyorsa..
Bu arada Kiki'de bir yavaşlık geldi bize.
Es yolda bana bir kızdan bahsederken "Kız büyük biraz 30 yaşında, yok 30 biziz 35 yaşında.. " dedi.
Kiki'de 30 yaşında tek biz vardık. 88 & altı jenerasyon eğleniyor çocuklar ben de Es diet colaını bitirsin de whisky içelim diye bekliyorum.
Diet cola bitmedi, ben bir mojito şansımı denedim:) bu sefer ki bu ne ya şekerli mi bu şekerle nane mi bu ne diye Lis'in önüne itildi.
Kendisi orda barmeni köşeye sıkıştırmış "Kontispontis var, bak dinle birşey anlatıcam Kontispontis var" diye adamın kafasını ütülüyordu.
Gökçe'de yarın işe gitcem yağğğ diye göz deviriyor.
Es'in de uykusu gelince gece 02.00'da sona erdi.
--
Acaba yaşımız kemale mi erdi derken Cumartesi gecesi evde toplaşıp köküne kadar bira & jackle sohbet ettik.
Sohbet 5 kişi başlayıp 3 kişi sona ereken içmede ki dirayetimizin hala devam ettiği tecrübe edildi:):)
He 2 arkadaş Cumartesi gecesi evden 23.00da çıkıp Pazar günü 15.00 da geri döndü:)
Yoklama alıp bu sefer Peli'lere gidildi " Sazan yaz 1907'ye" gönder eşliğinde benim hayal mayalin hatırlayacağım safhaya gelene dek içildi içilidi...
---
Demek biz artık evcile döndük.
Sokaklar bizi biz sokakları unuttuk.
Nerde o eski kudurganlık illa da her gece çıkalımcılık..
He bu arada bütün bunlara maddi krizde sebep oldu dipnot düşmek isterim.
"Bu kadar içtim de ne oldu?"
İyi geldi. Biraz gevşedi & düşünceler beynimi rahat bıraktı.
Bugün yine Yoga'ya başlıyorum.
Düzeltmem gereken bir iki kırık parça var..
Bir kaç hafta evvel bir kaç kırık parçayı Aldo ile düzeltmiştim:))



Şimdilerde bu bile yüzümü düzeltemiyor...

PS. Okura not kendini sev, onu koru, kocasından akıl alan kadınlardan uzak dur!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Uzun Ara

Biri bana kablolaların & insanların bir anda nasıl bu hale geldiğini açıklasın?!
Düğümü çözen kaynanasıyla iyi geçinen midir?
***
Bu sene Hıdır'ı kaçırdım!!!
Neden kimse bana hatırlatmadı bak günlerdir düşünüyorum hatta geçen akşam Lis'le dilekleri denize bırakırken onların süslü keselerine & hızla yüzen dileklerine özendim.
Benim de dilkelerim vardı yarım kaldı:(
###

Uzundur üniversite grubuyla toplanamamıştık.
Herkes işinde, evleniyor kimisi onun derdinde, çoluk çombalağa karışan olmadı daha...
Denk geldi toplaştık Caddeboston'da bira içtik:) Hem de sokağın en ucuzunda aynı o yıllardaki gibi.. Cebindeki parayala okula mı gideceksin, sağda solda bira mı içeceksin, okuman gerekne kitap var onu mu alacaksın, üstüne başına mı yettireceksin napacaksın zamanlarından kalma..
En ucuz yerde bira içtik :)) sohbet ettik- zamanın değiştiremediği tek şey hoş sohbet-
Aynı akşam evde de ekip toplandı zar zar konuşup, Ajda dinledik hostesle:))
"Ajdaaaaa'yı seviyo musuoooooon? Hadi Resim'i çal!" eşliğinde şarap.
Sanırım haftasonu birayla başlayınca devam etmek mecburi oldu çünkü bütün Cumartesi sabahtan akşama kadar sahilde şarap içtik! "2 Cumartesi insanı ne hale getiriyoooo" dedik.
Ayrıca gayet sefil çitledik & mcdonalads yedik:))))) Ortaokul zamanlarında kendimizi sahile 12de koyar 9da alırdık. Bisiklete binmek böyle birşeydi o zaman..Tek fark şarap & bisiklet:)
Bu sıra canım çok sıkkın. Kilo aldım & cildim bozuldu. Sanırım artık Türk Malı izlemeyeceğim çünkü izledikçe kendimi normal sanıyorum:) Oysa şişmanladım!!! Artık Fashiontv izleyip onları örnek alıcam. Yahu ortalık ikoncan dolu yada gerçekten beynim 30u kabul etmiyo!
Fakat 30umda sakinleştiğimi hissediyorum. Benim böğürdüğüm yerde yaşam kalmazdı eskiden. Sesim hep yüksekti. Haksızlık diye birşey söz konusu değildi olamazdı. Benim savaşacak, düzeltecek gücüm vardı. Şimdi kendime baktığımda durgunluğum beni korkutuyor. Zamanında yüksek sesimden korktuğum gibi şimdi sessizliğimden.. Savaşarak yada savaşmayarak varacağım çok fazla yer yok. İşte hayatım bu hayat başıma bir mucize gelmedikçe düzenim bu düzen o kadar da şikayetçi değilim ama eskisi kadar çok da istemiyorum. Minimize ettim. Benim maksimize kişiliğime yakışmayacak şekilde küçülttüm, azalttım, sakinledim. Anladım ki "biri olmazsa biri daha" doğru. Annemin de hep dediği gibi "insan 50sinde sağlık mıyım onu düşünüyor, gerisi saçma geliyor". Kendinden yeme diyor kısaca:) "Geçicek" telkinleriyle geçiremediğim cildimi bugün dermatologa götürüyorum. 2010 cildimin kazana düştüğü yıl ne de olsa...
***
Havalar güzel, geç kararıyor motorsiklet devri başladı başlayalı mesafeler kısaldı. Üşendiğm yollara "hadi kalk gidelim" der oldum. Merve'yle kendimizi Kadıköy'e götürdük.


1TL'den yine en çok ihtiyacımız olan bileklikleri aldık:)Yazın en güzel şey bileklik takmaktır. Kışın görünmezler kazakla mont arasında ama yaz öyle mi? Kazağa dolanmaz, monta takılıp kopamaz:)
Tabi ki ben şaman olduğum için yina nazar boncuğu aldım. Bu yıl kristale özeniyorum:)) Kristal kolyeler takasım var. Hatta bikini üstüne takasım var:O Ama bir takım kimselerden tepki alabilir & plajın ortasında "Hadi çıkar o ne öyle" sözlerini duyabilirim:)))

Motorsiklet sezonunu açıldı ya bu sabah kaskıma kuş kaka yaptı! Tam gidiyorum lıp diye bişi düştü kaskıma:S O da nesi! Aha kuş! Vıyyy:))

Ve sezonun ilk açık ayakkabısını da giydim...



Tabi ki akşama eve bunlarla döneceğim:)))

Motorsiklete son topuklularla bindiğimde ayakkabının topuğu kırılmıştı:):) Ama karizmam bin beş yüzdü:)) Çevrede ne kadar "centilmeeeyynn" varsa arabalarından inip, motosikletlerinden inip, oturdukları masalardan kalkıp bana yardıma gelmişlerdi:)) Benim de tek derdim kırılan topuğumdu!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Weekend Sed - No ha muerto el socialismo en america latina

"Hastasıyım"..
Buena Vista Social Club severim ben.. Uzun yola çıktım mı illa yanımda olur cdleri bi de eşlik ederim. Ipodu sadece bu yüzden restore edemiyorum. Çalınan bilgisayarımla beraber elimde sadece bir kaç cd & ipod dolusu Buena Vista var..
Hatırlamıyorum kaç yaşındaydım annemin çocukluk arkadaşı Mira Teyze, bir akşam yemeğinde anneme "Derya kızın Fransızlara, İspanyollara benziyor" demişti.
Annem saçlarımı sımsıkı toplar okula gönderirdi. Lis o sıkı toplanmış saçlarıma takılan maşayı süsleyen, dev beyaz çiçek yüzünden bana "pomporos" derdi. Ben severdim o çiçeği:)
Cumartesi sabahı AÖF vizelerine gittim.. Ne bi Fransıza ne bi İspanyola yakışmayacak hareket!
Akşamına Ayhan Sicimoğlu'na!!!
Yine olsa yine giderim artık bizde "Hastasıyım":))
O yaşımda yüzüm öyle olsun lütfen. Tek bir çizgi yok. Hiç üzülmemiş, hiç ağlamamış, hiç!
Sadece gülmüş eğlenmiş onu bile dozunda yapmış yıpranmamış.
Sosyallik akıyo adamdan.
"Vay be" diyorsun, kalıyorsun.
Gidilsin ilk fırsatta...
Uzun zamandır İstanbul gecelerinde böyle eğlenmemiştim.
Her dışarı çıkıldığında "Bir daha çıkmıyorum bu son" diyerek eve dönmek yıkıyordu ama bu iyi geldi.
İçime dolmuş yaz birde Latin müzikleriyle coş aslında hayat boş:)
Ayhan Sicimoğlu kadar özgür ruh olabilmek var.
Hayat istediğin gibi değilmiş...
Bu hayatta tek istediğin neymiş...
"Şimdi" 30 yaşındayım.
"Şimdi" 20 yaşımda olamayacağım gibi 5 sene sonra da 30 yaşımda olamaycağım.
Tanya hep der ya "şimdi"yi sev. Seni üzenleri itekle yürümeye devam et.
Hayat böyle birşey çizgisiz 60 olmak böyle birşey.
* * * * * * * * *
Sabahın köründe yattıktan sonra Pazar kalkıp AÖF sınavlarına gittim.
Sonra öğlen yine sınav vardı ona da gittim.
Sosyetik Amsterdam'a gittiğimizde bana "Sed sen mission insanısın" demişti.
Cevabım "Beynim rahatlamalı yapmazsam beynim yer beni başa çıkamam" olmuştu.
AÖF sınavları da böyle birşey benim için... Patlayan ayaklarıma, kapanan gözlerime rağmen yapılacakların en başında.
* * * * * * * * * *

Bu arada annem Ruhat Mengü fanatiği:)) her programında annem ona mail atıyor o da cevap veriyor. Bende zevkle izliyorum:)

29 Mart 2010 Pazartesi

Şetefera Külfiğ Huhu Filfi - Serveti Finun -Eyvah Eyvah

90 dk. komple gülüosun:))
Ya hatta avazın çıktığı kadar gülüosun, patlıosun..
Arada saçma saçma da gülüosun bir önce ki sahnenin etkisinde çıkamadan:)
Bu adam komik kardeşim başlı başına komik yapıcak bişi yok!
Konu aramicaksınız tabi ki öyle derin konular falan işlenmemiş, hatta tam bizim klasiklerden..
Sahne de aramicaksınız, beklentilerde tavan yapmadan alıcaksınız koltukta yerinizi.
Zaten yerinizi unutmicaksınız burası Holivud değil di mi!?
Ege havası böyle kokla, çek içine derin derin..
İnsanın kokan domatesle yapılmış menemen yiyesi geliyor filmi izlerken taze ekmeği bana bana..
Tam bu tat da bir film.
Bozcaada severler kesin gitsin, yaz gelse de bir adalasak dedirtiyor sahneler.. Bozcaada'da çekildiğinden diil de..
Ne bileyim benim yine o Eceabat, Geyikli, Gelibolu yollarında bir araba süresim, feribotta kuyruk bekleyesim tüttü burnumda:)
Hatta son sefer feribot beklerken "Hadi denize girelim" demiş ta feribot kalkana kadar denizin içinde durmuş dar dar konuşmuş feribot kalkarken bir çırpınalım diyerekten anca atlamıştık Geyikli don sularına:)
Neyse lafı eveleyip gevelemeyin kalkın gidin ben durmadan güldüm.
Sadece o Egeli aksanı yeter..
Dondurmam Gaymak misali;)
Ya ben çok aksiyon aramıyorum filmlerde yapın şöyle komedik film özlemişiz gülmeyi.
Demet Akbağ'ı da özlemiştikmiş:))
Seda Sayan göndermesi sesi bile aynı ya!
Evet siz bu filme giderseniz birilerinin cebine para girecek, birileri çıkıp o cebine paran giren birilerini durmadan "kötü" film diye eleştiricek, sonra çıkıp biri daha komiğini yapacak, bu sefer benim "kötü" filmim seninkinden daha komikti diye polemikler çıkıcak & bu böyle devam ederken sizin aklınızda filmden saçma ama komik & sizi dakikalarca güldüren kareler kalıcak.
Günün birinde bir arkadaş sohbetinde belki siz de film için kötü diyeceksiniz ama sizi güldürmüş olmasını inkar edemiyeceksiniz malum bir tanığınız olacak.
İsterseniz tek başınıza gidin ama böğürerek gülemezsiniz illa şahitli gitmek gerekir yoksa kendi başına koltuğuna tıkılır kalır öyle de gülmen içinde patlar kalırsın!
Kötüleme kardeşim git bi bak, görmeden FİKİR yürütme hele ki bi işe yaramiyacaksa beni de değiştiremeyeceğine göre fikrinde 3-1 inde kendine kalsın.
Had şimdi kal sağlıcakla:)

8 Mart 2010 Pazartesi

Mırnav Rrrrrrrrrrrrrrrrr!


Yawrum gözlerimden uyku akıyo hayrola!

Oysa çok güzel uyudum haftasonu. Bu moralim nolucak benim ya! Bahardan mı nedir aklımı oynatıcam devlet bir çözüm bulsun:)

Haftasonu özeti geçiyorum kısaca;

* odamda arama toplama çalışması yaptım. Bu yarım gün sürdü!

* Pazar günü sabah kıymalı kol böreği & peynirli su böreği ziyafeti yaptık güne resmen zinde başladım.

\\Bu arada ben de kesin kurt var:) Dünyaları yiyesim var!

Benim metabolizmik mevsimim şaşırdı bence. Yaza girer ayak Abunun Kazı gibi yenir mi? Bikinilere nası girmeyi düşünüyor bilmiyorum. Çünkü metabolizmam & ben, bir bedende 2 ayrı karakteriz. O kendi, ben kendi kararlarımı alıyoruz sonra toplantıda ortayı buluyoruz. Kalçaya konmuş 2 kilonun nasıl bir kararı olur onu da bilmiyorum!//

Cumartesi gecesi birbirlerini hiç tanımayan insanların birebir aynı zevk sahibi oluşlarına şahit oldum:O

Bizim evin dekorasyonu tamamen anneme & babama ait. El yapımı %100. Bizim eve gelen herkes evin farklı ruhunu hisseder. Garip birşey o.. Lis bizim evin "annemin mabedi" olduğunu, Sosyetik "onların İtalya'daki evlerinin aynısı olduğunu", bende bizim evin "yazlık" havasında olduğunu söylerim hep. İşte Cumartesi gecesi bizim evin bir küçük boyuna gittim! İlkokul arkadaşımın evi :O Aynı yaştayız, ailelerimiz de aynı jenerasyonun çocukları birbirlerini tanımıyorlar dedim ama o zamanlar gezdikleri gittikleri her yer aynı. Hatta bazı anılar bile aynı muhtemelen simalar yabancı değildir. Ama zevkler "kesin & net" olarak aynı!

Eve bir girdim ben "ŞOK":) bizim koltuklar, aynı "L" koltuk! Bizim büfenin 1 küçüğü, bizim abajur! bizim tv ünitesi! bizim yemek masası 1 küçüğü, bizim antika ayna & sehpalar!bizim halı! bizim dekoratif süs püs!

"Burası bizim evin aynısı" dedim. O zamanın modası buydu da bizimkiler orda kaldı bu onun yansıması mı ? Abur cubur bir sürü fikir geldi aklıma. Hala çok şaşkınım...

Bu moda mı, akım mı, yaratıcılık mı, ruhların benzeşmesi mi, zamanın çizgisi mi, nedir bilemedim...



PS: "fes başıma, fes başıma" diyerek veda!

24 Şubat 2010 Çarşamba

Saat 17.27


Bu saat & şu an itibariyle kazaklarımı kaldırma zamanı geldiğini düşünüyorum.
Sokakta bahar var!!!
Mevsimi geldi:) yaşamanın..
Hemen Lis'le ilk bahar programını yaptık "9" da yiyoruz haftaya, mojito içiyoruz ()'de!
- - - -
Dün bir "akıl aldım" cebime koydum..
Aklımı kaybetmezsem çok işime yarayacak.
Akıl veren varsa al sakın kaçırma.
Her insan yürüyen bir hayattır bunu yaz kenarına!
- - - - -
Lis'e akıl defteri almayı fitledim.
Çok işe yarar akıl defteri.
Çizikle dur.
Dudak kalemi, göz kalemi demem aklıma geleni cart yazarım içine.
- - - - - - - -
"Mania"
Bu alışverişizmi açıklamak için kullandığım sıfattır.
"Alışverişizm" tam bir hastalıktır, hiç durmaz insana ucuz diye 35'e nevresim, 7'ye tepsi aldırır!!
- - - - - -
Martıya özeniyorum ben...
Bütün gün uçuyor, yorulunca konuyor & sadece böğürerek anlaşıyor!
Çok seviyorum!
PS. Nefesi kokan adamdan bir cacık olmaz!

9 Şubat 2010 Salı

Bir kız! Bir kız daha bir kız daha!

Kadıköy'de sokakta oturuyordum...


İçimde hala 80'lerin o ruhu var... Ayşegül Aldinç gibi dans edesim bile var :O


Örüyordu önce saçlarını
Elinde sevda romanları
Hüzünlüydü hep akşamları
Geceler bitmek bilmiyordu
Doğduğu şehir dardı ona
Yetmiyordu hülyalarına
Bir akşamüstü düştü yola
Karanlıklarda yürüyordu
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Koşuyor renkli dünyaya
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Acıyla bitiyor her macera
Evden eve
Ordan oraya
Nasıl da muhtaç korunmaya
Sevgisiz başlamıştı hayata
Sevilmek nedir bilmiyordu
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Koşuyor renkli dünyaya
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Acıyla bitiyor her macera




Dinleyebiliyorsanız girişe önemle dikkat!!
Bunca yıl sonra seni görmek ne güzel
Bunca yıl sonra seni duymak ne güzel
Biraz solgun gördüm üşüyor musun?
İçeri girmez misin?
Biraz yorgun gördüm oturmaz mısın?

Hiç degişmemişsin
O sıcak evimiz artık buz gibi
Dört duvar üstüme geliyor sanki
Hersey öylesine anlamsız boş ki
Sensiz gecen bunca yıl sonunda inan ki

Son bir kez haykırsam
Dön desem dönermisin bana?
Gitme biraz daha kal hasretim sıcaklığına
Gitme biraz daha kal göreyim doya doya

Bak dışarıda yağmur var görüyor musun?
Çabuk gecer bilirsin
Kirpiklerin ıslak ağlıyor musun?
Hiç degişmemişsin

http://www.youtube.com/watch?v=NjgUR2idjgY

17 Ocak 2010 Pazar

Rupa and The April Fishes - Çözdür Buzu


Rupa şu en soldaki.. Elinde gitar, buklet saçlı..
April Fishes'ın hepsi çıkmamış ama sağdakiler de April Fishes..
Biz mi? Resmi çektiğimiz mesafede sahneye 3 kişi yakındayız.
Güney Amerikalı, Latin müziği yapan bu kalabalıkla kudurduk Cuma.
Rupa her şarkı arası vır vır konuştu. Yok iki kıtayı birleştiren o köprü süpermiş, başka hiçbir ülke de görmemiş, yok ne güzel kalabalıkmış sonra "İstanbul'da herkes burada herkes İspanyolca biliyor değil mi" dedi. O kalabalıktan şöyle bir ses "siiiiiiiiiiğğğğğğğğğ" 3 kişiden çıkna ince tiz bir ses! Kadın baktı aaa maaa bizi tespit etti güldü. Kadın haklı olarak sordu soruyu. Çünkü her şarkıyı beraber söyledik bağıra bağıra! Bütün gece zıpladık o da cabası.. Kalabalığı ele geçirdik resmen. Öyle bir bağırıyoruz ki şarkılarda mecburen soru geldi tabi bilen var mı?
Yok anacım! Bunların hepsi İngiliz! Biz Spanglish! Böyle bir film vardı. Bu arada grup kültür yelpazesi resmen. Herkes başka bir ırktan.
Anda mujer, anda hombre, vamos a cantar saçma sapan bağırıp durduk.
Çok seviyorum bunu.
Eskiden Alman Dili'ndeki İsmail YKlardan sonra biz İspanyol Dili'nden -Turcospanol- olduk.
Cuma bir de Nil konseri varmış. Kaçırdık gitti. Oysa uzun zamandır sahnede Nil göresim vardı. Ayrıca Teoman konseri de vardı. Cumartesi İstanbul 2010 Kültür Başkenti kutlamaları var diye mi bilemedim. 9 Perşembenin işi dolmuş bir Cuma'ya.
Hava bence -40 dereceydi! İnsanlar kar dememiş kış dememiş doluşmuştu. Dönerken donma sebebiyle kendimi "Kar Prensesi" ilan edip bunları aldımmmm!

Bu arada Cuma gecesinden sonra Cumartesi sabahı saat tam 10.00'da Yoga'daydım!!

Bu aralar aslında moralim çok bozuk... Sürekli hasta oluyorum. Sürekli bağışıklık sistemi bitik. Biri bitiyor öteki başlıyor. Kendimden hiç haz etmediğim bir döneme girdim. Kimle konuşsam sürekli başıma gelen artık canımın sıkılmaktan öte patlatan bir hale getiren bu aptallıkları anlatıyorum. İçimde de tututamaz oldum. Nefret ediyorum bu halimden..
Bir de en çok geçmişle bağlarımı kesememekten nefret ediyorum. Nasıl bir saçmalıktır o beyin neden anıları stoklar. Ya bırak gitsin adamım!! Bırak ya! Düşünme.. Düşündükçe kendini zehirliyorsun.
İçimde nasıl tutuyorum bunca şeyi. Beni üzen, yoran hepsini saklamışım... Eski resimlerime bakıyorum. Üzülmeden çok önce... Aslında hep üzücü birşeyler oluyor ama bu kadar üzüntülerim birikmeden az önce.. daha güzelmişim sanki. Sanki daha içten gülüyormuşum. Daha ışıldayan daha parlak daha eğlenceli bir halim varmış.
Bu sıralar artık öyle olmadığımı hissediyorum!!!!

2010 isteklerimi sıralamış mıyıdm!!!!

Gözyaşı & anı dondurucu keşfedilsin! Hiç üzülmemeye programlanayım, gözyaşım hiç olmasın & artık içimi kanırtan tecrübelerim & berbat anılarım hafızamda dondurulsun. Ta ki ben "evet hazırım o anılar, o tecrübeler bana artık koymaz çözdür buzu" diyene kadar.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

limonata yanında brownie gibi...












öyle düğünler vardı ne oldu onlara içinde kuru pasta, llimonata bir de düğün pastası hatta düğün şarkıcısı da olan...


24 Haziran 2009 Çarşamba

Yumurtladı

Çantam dün yavruladı:) Birbirlerini kaybetmiş gibiydiler şimdi herşey yoluna girdi. Olmasını umut ettiğim gibi...


Sabah zavallı anneannem mırıldandı "Onların üzerine nasıl çıktın.." Yazlık apartmanlardan bahsediyor.. Sonunda bu yaz ilk defa ayağıma sürebildim:)




Onu çok beyendiğim için günahlarımı affet "ey sevgili topşop".. Bu bileziği gördüğüm ilk saniyeden beri kalbim hala ilk gün ki gibi pırpır..




Hala en sevdiğim renk "turuncu". Çocukken de turuncu severdim hiç büyümemiş gibi seviyorum onu..




"We walk at night".. sahile inip bizim gibi sahile inenlerin kellelerini saymak için sadece bunu yapıyoruz...




Lis diyor ki " şaplat ellerini & duyulsun rumun patlayan yüzünde kırmızısı seli hansenin"!!!


Çünkü gelecektir elbet karanlıktan yükleşi tandır ketzin!!




& yeni bir kitap alacaktır başucunda bir koltuk:)



Nasıl ki "fiilimsi" varsa bu da böyle bir blogtu "şiirimsi":))

20 Mart 2009 Cuma

Back to PINK!

Bi de muhtelif & muhterem bi kediden söz etmek istiyorum:))) "Hello Kitty"!!!! seviyorum biliyor musun:)) Üzerine Hello Kitty konmuş Çin zımbırtıları alıyorum :(( Oysa Sanrio var ulaşamıyorum:). Yanımda taşıyorum, onsuz bi hayat düşünemiyoruuum:)))


















Bu haftasonu bence;
Tükenmeden gitmeli.. Dot KAratavuk son gösteriler!
İzlemeli.. Mehmet Güreli bugün vizyona giren filmiyle listemde, "Gölge", 1 kadın, 2 erkek & birbirini yok edecek 2 canavar & gizemli planlar. Merak merak merak:)
*************************************************
Günün Atasözü!
"Cuma severim. Cumartesi daha çok severim. Pazar birgün belki de severim."
#####

Bu yılı PEMPE yılı ilan ediyorum. "Back to Pink " isimli muhtelif çalışmalarımı da beyenilerinize sunuyorum. Hatta beyenmeseniz de ben yine de sunuyorum:)))





Yalnız çok pempe takılınca Paris Hilton Sendromu geliomuş:))))

24 Şubat 2009 Salı

ÇıkaRın KağıtlArı QuiZZZ Yapcam!

Oh mon diyö bılog! Sorarım a kuzum sana, bir adamla 1,5 sene flört edip, suvarilik görevini de tamamladıktan sonra ne yapmalı!

*************************************************************************************

Uzundur ara vermiştim Opera" harekatlarına... Bu sefer kolumda Sosyetik vardı. Benim yüzümden geç kaldığımız için ilk yarıya girememiş olsak bile.. İlk yarıya giremediğimiz için yerimizi başkalarına verdikleri için ikinci yarıyı balkon denen yampiri locadan izlemiş olsak bile yine gideceğiz! Süreyya Operası İstanbul'un son Opera & Bale sahnesi! Biz keyifle izledik Şen Dul'u darısı severlern başına.

#####################################################################

"Bolt" , her animasyonu Persepolis sanma demişlerdi bana yada Corpse Bridge! Ben ne yaptım Bolt'u sabırla izledim. Zavallı bir köpek yavrusudur Bolt, hayvan barınağından alınır & oyuncu küçük Penny ile televizyon yıldızı olur. Ancak Bolt oynadıkları bütün dizileri, dizi kahramanlarını, dizideki rolünü & dizi boyu yaptığı herşeyi film hilesi değil gerçek sanmaktadır. Ona hayatın gerçeklerini Mittens isimli sokak kedisi öğretecektir! Doubt'tan sonra sonu çarpıcı olmayan bir başka film daha üstelik animasyon! Çok üzgünüm..

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Haftasonları Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde İktisat Teorisi dersi alıyorum:O Hak verilmiş okuyoruz "Eğitim ŞArt!", "Doktor Boneee" mi olalım:)) Master yapmaya vakit bulamayınca Açık Öğretim'de İşletme okumaya karar verdim. Sadece kendi paramı işletmeyi başarsam kardır dedim:))) Dersler de üniversitede! I luv it! Gerçekten üniversite kokusu başka bişi.. Araya yıllar girdi, aşılmayan yollar, hergün gittim Beyazıt'a ama kaç senedir birgün gidemedim. Öğrencilik insanın ruhunun yaşlanmasına engel olan bir meslek, hobi, uğraş ne dersen o!

Marmara Üniversitesi sizinle de paylaşmak isterim:))


Koridorlar "Atam"ın resimleriyle dolu & gözkamaştırıcı! Orada olmaktan huzur & gurur duyuyor insan..




Ben anneanne çocuğuyum, onun evinde de vardı böyle yer karoları... Seramik demezlerdi yada döşeme "yer karosu"ydu adı...











Derin koridorlar, uzun merdivenler, saraylara layık aydınlatmalar.... Bir kapının önğnden geçiyorum "Gel" diyor bir ses.. Adımlarıma hakim olamıyorum "Atam" çağırıyor. Bina içinde Atatürk Mabedi..

Üniversite dediğin yer böyle bir yer olmalı. 50 yıl, 100 yıl o kadar çok zamadır orada olmalı ki içinden alabileceğin binlerce şey olsun. Duvarlar bile kulaklarına tecrübeleri, bilgileri fısıldasın. Dol! Ağzına kadar dol!


İstanbul'a yakışır bir hava.. Fark etmezdi ama "Öğrenci adama koymaz" derdik biz.. İsterse kar yağsın açık bahçede oturuldu ne olursa olsun.

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

Paylaşmadan edemeyeceğim Özgecim kulaklarını çınlattım. İşçilerle yürürken!

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%


Araba kullanırken foto şipşaklamak tehliklei & hatalı bir davranış olabilir:))) Ama bu da çekilmez mi be kardeşim! Özgüvenin allahına gel! Soner Bora kop da gel!:))))))

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu da böyle bir anımdı bılog diyeceğim! İki deli tanıyorum ben. Bildiğin iki yarım akıllı biri Birigit öteki LaDY LiS! Pazar günü telefon zırıltısı ses şu viiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiik tonunda;

- Biz şimdi dööömeciye gitcez döööme yaptırıcaz!
- Hö! öyle don diye gidince dan diye yapıyolar mı dööömeeee?
- Ya Tanya'nın gittiği dööömeeeeciiiii..
- He o yapıyo yani!? :S :O Tamam ararım ben şimdi.
- İyi Kadıköy'de buluşalım!

Buluştuk ben, LaDy Lis & Birigit.. Ben gittiğimde 50 bin tane katolog bitmiş hala karar verilememişti.

- Hmmm şimdi ben Su Perisi istiyorum buramaaa bööyle şey
- Kasık diyorsunuz.
- Hı hı evet böyle (hareketleri göstererek) böyle bişi üflüyo gibi...
- Siz peki? :O ( adamlar şokta istekleri duyunca )
- Yldız. Burama yıldız. (eliyle gösteriyo yerini konuşan Recep İvedik yani LaDy LiS)

Herkes şokta Çağatay yani sanatkar kişi soruyor kendi kendine "Ersin Hocam bunları benim başıma neden sardı? Acaba son dövmeyi mi beyenmedi!"

Vızıldıyor duruyoruz adamın tepesinde. Neyse seçilen seçildi randevuğğğ vule vu alındı. Pazar bi daha ordayız.

Dönerken konuşuyoruz;
- Bak LaDydim LiS'im orası çok orta bi yer orana yaptırma. Bak ustalarla Muharremlerle çalışıyosun lafını dinletemicen. Dövme görünce "Abla akşama Taksim Ücra Bar'a takılsana benle" diyicek adamlar (Havaya konuşuyorum tabi, inadım inat po.. 2 kanat.. haller)
- Yıldız burama böyle nolucak ki.

Ben dövme yaptırıcam yerine net karar verdim, benim figürüm budur, dövemem bana özeldir diyenlere & kafasını balona çevirdiğimiz halde bize sabır eden Çağatay'a teşekkürlerimizi sunarak,

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bak bılog beni aramış sormuşsun ama deidm sana evi şantiyeden kurtarmaya çalışıyoruz. Bu gidişle neredeyse Belediye gelip bu evden yol geçecek diyecek. Ödüm kopuyo!

Bak bu da ikea'dan aldığımız insan üstü etejer! İkea'da baktığımızda göbek deliği, zeytn yeme merkezinde bitiyordu boyu.. Eve gelince boy attı.. Yoksa ev mi küçüldü!

/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Bugün Cadılar Bayramı kutlamak isteyeni lunaparka davetli!




Pes'lere çeyrek kala; sen kal bılog ben gidiyorum artık çok fazla şey beklemiyorum!