Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2012 Perşembe

Günlük Müstehcen Sırlar

Taze gidilmiş etkinlik:)
Opera & tiyatro sevdiğimi bilmeyen kaldı mı?
Eeee kaldıysa o da onların sorunu takip etselerdi.
Bu akşam deli dikişler arası bir kısa nefes Kadıköy'de soluk aldık.
Oh ne iyi geldi!
Günlük Müstehcen Sohbeler bir solukta, tek perde de, yerlerde kahkaha, ayakta alkışla çok iyi geldi.
Etiketlerim arasında "Günlük Hikayeler" başlığı var, ne zaman bir postumu da böyle etiketlesem kendi kendime "Ya bu ne saçma böyle günlük şey olur mu" diyordum kiiii Günlük Müstehcen Sırlar günlük ötesine geçti:)))))
Bir anlatasım var ki hikayeyiiiii of of of of zor tutuyorum kendimi zooor:)
Ya bitmeden gitse herkes izlese keşke hele o Haldun Taner sahnesinde kaptırmış kendini oyun izlerken arkadan gelen polis sireni, anaonsu, vapur sesi, insana oyunun bir parçası gibi geliyor konuya bile bağlıyor bir hareket bekliyor insan...
Yahu çok güzeldi, şarkı söyledi tüm salon Comandante Che Guevara! Gülmekten yerlere yattı ve yerden kalkıp mükemmel replikleri ayakta alkışladık, birden yerlerimize geri oturup çöktük, şiştik,daraldık, "DOĞRU" dedik, "AAAAAAAA" dedik şok olduk...
2 adam bizi hamur gibi yoğurdular, tüm sinirimizi aldılar, salondan çıkarken tanıdık tanımadık "İyi akşamlar"a geçtik.
Zaten kabul günüydü fuaye de arkadaşlarımız vardı.
Demek duyan gelmiş:)
OOOf gidin işte lafı uzatmayın:) biraz gülerken yerlere yatıp şuursuz kahkaha atmak iyi gelir;)

16 Ocak 2012 Pazartesi

Bana "Hamsi" Gibi Bakma!

Aslında böyle bir konu yoktu bugün yazmaya karar verirken...
İnsanların birbirini aptal yerine koymasıyla ilgili birşeyler vardı.
Çok yapıyorlar çünkü üstelik, bence, vardıkları tek yer düşman kazanmak.
O kadar çok var ki!
Son zamanlarda dikkat ettim dikkat etmemeye çalışıyormuşum meğerse" bu" insanlara!
Karşısındakini aptal sanıp öyle tuzak ve oyunlar kuranlara ama ille de gözüne sokmaya uğraşıyorlar, hayır o nesi yani?
Neyse sıkıldığım ve aslında dikkat etmemeye çalıştığım için bu konuyu yine yeniden harika bir yemek konusuyla değiştirdim!
Ve taaa taaaa karşınızda bereketli deniz mahsülü haftası:)

Cuma günü biricik Ayşe'm, Tayland güzelim bana sushi yapmış getirmiş.
Haftasonuna girerken şööööyle ev yapımı bir sushi ile keyif çok zevkli oldu.
sushi'den Kızıl Sonya & Dr. Erol'da kısmetlendi:)
Ooooh elinize sağlık Ayşe'm:)


Cumartesi bütün Kadıköy'ü benim paftalarımı çoğaltmak ve yün aramak için dolandık.
Kar, yağmur, çamur ve buzzz gibi hava da bize eşlik etti:)
Kızıl son dakika "aaaaa akşam kebap yemeeee gidene kadar Ayhan'a gider fal baktırırım" dedi ve karanlık Kadıköy'ün fal cafesinde sıra bekledik.
Kızıl sanırım bir daha ayhan'a gitmeyecek çünkü ayhan ve ben birbirimizi hiç görmemiş olsak bile hep her konu da aynı fikirde ve yorumda bulunuyoruz:)))
Neyse eve dönünce yorgunluktan ve soğuktan perişan olup bayılıp uyuyunca geçen haftalarda Kanal D'de izlediğimiz Mutfağım da izlediğim Hamsitarifini uygulama fikrim yalan oldu!

Anneannemler buna Hamsi Kulumika derler. Tam olarak böyle mi yazılıyor bilmiyorum bu duyduğumdan anladığım tamamen!
Neyse böyle kılçığı alınmış Hamsiyi, mısır unu, yumurta, ıvır zıvıra bulayıp kızartıyorsun.
Normal de ben sevmem böyle şeyleri.
Bir kere ben Hamsi sevmem!
Sadece büyük balık yerim bak şimdi onunda adını unuttum.
Bir de Karaköy'de balık ekmek yerim o'dur, o kadardır:)
Fakat ne güzel yaptılar bir bilsen ben de evin hanımı olarak denemye karar verdim.
Hayır zaten evde dondurulmuş hamsi var böyle denedim:)
Ölmedik yaşıyoruz:)

Bu yemekten sonra yediğimiz benim nefis çilek tatlım:)
Fakat çilek daha olmamış onun için ben silip süpüremedim:/
Balık sonrası yenilir iyi de gider,
iyi yıkanmış, minnot doğranımış 2 kup çilek,
üzerine bolca pudra şekeri,
krema da kullanılabilir,
kakaolu puding de,
eritilmiş çikolata ise paha biçilmez olur:)
Bu resim de son da olmalıydı ama işte bloggerla uğraşamicam bu kadar oldu,
Bakınız rakı, hamsi kuli:) ve harika capari salatası!
Sondan başa doğru giden bu postumda hamsinin tüm işlemlerden geçtikten sonraaaa kuli olmuş hali:)
1 kg. hamsi,
ayıkla - yıka - kılçıklarını al - bir daha yıka!
1 kg. hamsiye 3 - 4 yumurta gidiyor,
idareli olursan 3 yeterli
yumurta - yıka - kır - çırp
işte en önemli kısım,
1 büyük 1 küçük soğan
bolca maydo (maydonoz)
soy - yıka - pinçikle
soğan ve maydo minnto kıyılıp karıştırılır
ben tuz ve karabiber de ekledim
un!
ay un aslında kalça ve basenlerin BAŞ düşmanı!
o popolar bundan büyüyor işte :(
pis un senin verdiğin tadı da bir halt vermez ama işte artık koşcaz mı depçez mi ne yapcez..
bence 2 kaşık mısır unu, 4 kaşık beyaz un yeterli
una da tuz karışıtırıp resmen obezite reçetesi yapmış oldum
aa aaaaaa caparili yeşil salatanın yakın remsi de araya girmiş
dereotu - kıvırcık - capari - limo ve zeytoğ (limon ve zeytinyağ)
Evet resimlerin mükkemmel sıralması:) kimseleri hayrete düşürmesin:)))
bu saatte bu kadar olur
düşün ki o hamsilerin kılçıklarını çıkardım
iki hamsiyi ortadan 2 ye açıp avcumda yatak yaptım
arasına soğan ve maydo karşımını koyup
üzerini yine ortadan 2ye açılmış 2 hamsi ile kapadım
una buladığım bu kapamaçları
sonra yumurtaya buladım
veee tabi ki kızarttım!!!
ÇOOOOOOOOOOK zordu!
allahım televizyonda izlerken o teyzeler nasıl da hemencecik yaptılar!
anneannem ve annem nasıl da kompedan olmuşlar!
ya beeen - ezik - o ellerim un ve balıktan vıcır vıcır
her yerime un yapıştı
ellerimi 20 kere yıkadım
hala hayretler içerisindeyim kızartmayı başarabildiğim ve bir bütün olarak duran o hamsi soğan karışının resmine baktıkça!
bir ara bu iş hiç olmayacak sandım - pes edecektim çünkü elime yapışan un hamur kıvamına geldi
öyle kala kaldım hamsiler birbirine değil avuçlarıma yapıştı
ooooooof of!
sonunda kızarttım oldu:)))
yedik hala iyiyiz:)
bu da "Ay" ben kızartmaya başlarken miawlarının doruklarına çıktı
sonunda dışarı attım mutfaktan
çünkü gece burnumun içinde hamsi kokan yastık gibi tüyleriyle uyumasına müsade edemezdim:)

Bütün mutfak tabi ki elden geçti!
ne kadar çekmece, dolap, masa, tas, ocak hepsi ovuldu
öldüm bittim vallahi
kendimi de yıkadım
üstümüzü başımızı da komple makinaya attıktan sonra
eeeh işte ancak bu saat oldu
ojelerimi sürüp postumu serdim:)
yarın büyük gün çünkü Manavgat'ta açtığımız butiğimiz için çalışmalarımız var!

işte böyle:)

9 Şubat 2010 Salı

Bir kız! Bir kız daha bir kız daha!

Kadıköy'de sokakta oturuyordum...


İçimde hala 80'lerin o ruhu var... Ayşegül Aldinç gibi dans edesim bile var :O


Örüyordu önce saçlarını
Elinde sevda romanları
Hüzünlüydü hep akşamları
Geceler bitmek bilmiyordu
Doğduğu şehir dardı ona
Yetmiyordu hülyalarına
Bir akşamüstü düştü yola
Karanlıklarda yürüyordu
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Koşuyor renkli dünyaya
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Acıyla bitiyor her macera
Evden eve
Ordan oraya
Nasıl da muhtaç korunmaya
Sevgisiz başlamıştı hayata
Sevilmek nedir bilmiyordu
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Koşuyor renkli dünyaya
Bir kız
Bir kız daha
Bir kız daha
Acıyla bitiyor her macera




Dinleyebiliyorsanız girişe önemle dikkat!!
Bunca yıl sonra seni görmek ne güzel
Bunca yıl sonra seni duymak ne güzel
Biraz solgun gördüm üşüyor musun?
İçeri girmez misin?
Biraz yorgun gördüm oturmaz mısın?

Hiç degişmemişsin
O sıcak evimiz artık buz gibi
Dört duvar üstüme geliyor sanki
Hersey öylesine anlamsız boş ki
Sensiz gecen bunca yıl sonunda inan ki

Son bir kez haykırsam
Dön desem dönermisin bana?
Gitme biraz daha kal hasretim sıcaklığına
Gitme biraz daha kal göreyim doya doya

Bak dışarıda yağmur var görüyor musun?
Çabuk gecer bilirsin
Kirpiklerin ıslak ağlıyor musun?
Hiç degişmemişsin

http://www.youtube.com/watch?v=NjgUR2idjgY