Art Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Art Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2012 Perşembe

Günlük Müstehcen Sırlar

Taze gidilmiş etkinlik:)
Opera & tiyatro sevdiğimi bilmeyen kaldı mı?
Eeee kaldıysa o da onların sorunu takip etselerdi.
Bu akşam deli dikişler arası bir kısa nefes Kadıköy'de soluk aldık.
Oh ne iyi geldi!
Günlük Müstehcen Sohbeler bir solukta, tek perde de, yerlerde kahkaha, ayakta alkışla çok iyi geldi.
Etiketlerim arasında "Günlük Hikayeler" başlığı var, ne zaman bir postumu da böyle etiketlesem kendi kendime "Ya bu ne saçma böyle günlük şey olur mu" diyordum kiiii Günlük Müstehcen Sırlar günlük ötesine geçti:)))))
Bir anlatasım var ki hikayeyiiiii of of of of zor tutuyorum kendimi zooor:)
Ya bitmeden gitse herkes izlese keşke hele o Haldun Taner sahnesinde kaptırmış kendini oyun izlerken arkadan gelen polis sireni, anaonsu, vapur sesi, insana oyunun bir parçası gibi geliyor konuya bile bağlıyor bir hareket bekliyor insan...
Yahu çok güzeldi, şarkı söyledi tüm salon Comandante Che Guevara! Gülmekten yerlere yattı ve yerden kalkıp mükemmel replikleri ayakta alkışladık, birden yerlerimize geri oturup çöktük, şiştik,daraldık, "DOĞRU" dedik, "AAAAAAAA" dedik şok olduk...
2 adam bizi hamur gibi yoğurdular, tüm sinirimizi aldılar, salondan çıkarken tanıdık tanımadık "İyi akşamlar"a geçtik.
Zaten kabul günüydü fuaye de arkadaşlarımız vardı.
Demek duyan gelmiş:)
OOOf gidin işte lafı uzatmayın:) biraz gülerken yerlere yatıp şuursuz kahkaha atmak iyi gelir;)

16 Aralık 2010 Perşembe

Alıntı-

Bozcaada'da Rum tarafından yukarı doğru yürüdüğünde, tepede bir ev vardı duvarında oturmuştuk. hatırlar mısın? Şimdi orda olmayı isterdim.
O duvardaki huzur içime dolsun, akşamın havası yüzüme değsin.
Üstümdeki hırkamla mutluydum aslında, naylon babetlerim, kot şortumla...
Makyajsız yüzüm,
bunların hepsini toplayınca dertsiz başım ağrısız kafam gibi geliyorlar.
Oysa şu an başım ağrıyor!
O kadar çok ağrıyor ki- çatlasa kurtulsam.
Hiç kolunu koparıp atmak istedin mi?
Kalbini sökmek?
Beynine dur diye yalvarmak?

Bozcaada'da o duvarın üstüne gidelim hadi
Herkesten uzak
Sessiz, naylon babetlerin vıcırtısını duyduğumuz
Huzurun olduğu bir yerlere gidelim hadi
Huzur neyse nerdeyse oraya
Herkesten uzak kendimize yakın
İçimize yakın
Ruhlarımızı kimsenin eğp bükemeyeceği
Kalbimizi kimsenin ezip acıtamayacağı

Şu oturduğum koltuktaki gözyaşlarım
Birikse kocaman bir okyanuz olsa
Bir cımbızın ucuyla yakalasam
Atsam tek tek istemediklerimi içne
Sifonu çektiğinde
Suyun klozetin içinden hortum gibi
Yükselip geri çekilişi gibi
O okyanusta yok olsalar

Ne fena kimseye kızmış değilim aslında
Yüzüm acıyor fena
Boğazım & boynum aynı anda zonkluyor
Sadece üzülüyorum
Jack Daniels'la en iyi arkadaş olası geliyor insanın
Ama onu bile yapmak için güç gerekiyor
Gücümü emenleri tek tek cımbızlasaydım
Okyanus onları içine çekseydi
Kötü müyüm ben neyim?
Oysa Bozcaada'da o duvarın üstünde oturup
Ayaklarımı aşağı sallarken
Damarlarımda akan huzur cennetimin bekçisiydi...

10 Haziran 2010 Perşembe

Body Worlds


Bakmaya cesaretin var mı?! Body Worlds İstanbul'da..

Bu sergiyi Nigger & Dr. Erol'dan dinlemiştim. İkisi beraber gitmişti & bana uzun uzun anlatmışlardı.

Nası ya? Hadi Ya! Uff! nidalarıyla yorumlamıştım anılarını...

Şimdi hatta hemen yarın & ta Aralık ayına kadar sergi İstanbul'da.

Plastination yöntemi ile ölümsüzleştirilen canlılar, bedenler, organlar, akla hayale gelmeyecek herşey..

Uykuların kaçma riskine karşı dünyanın birçok yerinde sergilenmiş bu sıradışı eserleri yada her ne derseniz, İstanbul'da görmek her zaman denk gelinmez bir şans.

Özellikle müslüman bir ülke için çok da zor.

İnsan vucudunu bütün incelikleriyle görmek, başka canlıların organlarının ölümsüzleştirildiğine şahit olmak için de cesaret şart.

Normal şartlarda sadece heykellerden oluşan müzeleri bile gezerken bir tanesinin canlanıp gelip omzuma dokunup bana seslenmesinden korkarken şu an en büyük hayalimin tez zamanda bu sergiyi gezmek olması da ayrıca bir delilik hali olsa gerek!

Kısaca Paranormal Activities'den sonra uykusuz geçirmeye cesaret ettiğinz bir iki geceniz daha varsa Karaköy Antrepo'da insan sonsuza kadar donduruldu!

9 Haziran 2010 Çarşamba

Deli kıza cilve yap demişler gitmiş....

:)
Ajda, ne kadar eski bir resim..
Kıyafeti, duruşu, saçı o zamandan bu zamana hala başka..
Bence o modernizmin belgesi.
Hatta Avrupalı bir tarafımız varsa o Ajda bence..

Fotoğraf kıyafetlere bakılırsa 70lerin sonu 80lerin başı gibi çekilmiş. Muhtemelen o deönem ki cemiyet hayatının en ünlü simaları bu hanımlar. Fotoğraf bir sahaftan bulundu. Sonra benim oldu:) (Teşekkürler;))
************************************************************************************
Aslında bugün 4 filmden söz edecektim, kitabın arasından çıkan Ajda fotoğrafı kafamı karıştırdı:).

Shrek
Acı Aşk
7 Kocalı Hürmüz
Alice In Wonderland

Shrek son bölümünde tıpkı Acı Aşk'taki Orhan gibi bir erkeğin koptuğu anı anlatıyor:) Shrek evlenip 3 çocuğu olduktan sonra Orhan evlilik teklif edecekken aldatıldıktan sonra kopuyor. Her ikiside filmin sonunda bir yolunu buluyorlar hayata bir kablo ie bağlanıyorlar.
Alice babasının ölümünden sonra ortağının oğlu ile zorla evlendirilmek üzereyken kaçıyor, Hürmüz ise ölen kocasından sonra bir türlü mutlu olamıyor:) Sanırım bu filmde en beyendiğim sahne hamamda kadınların bu gece gökten sapır sapır pipi yağacak şarkısını söyleyerek dans etmeleri.. Ülkemde kadınlar yıllardır mutsuz! Asırlardır bir pipi mevzuuudur almış yürümüş. Alice öteki filmde kocadan kaçarken, zavallı Hürmüz aradığı kocayı bir türlü bulamıyor:)) Adam çok malzeme yok!

Gelelim neden sezonun bu kadar gerisinde kaldığıma çünkü şu 4 filmi izlemek için sinemaya gitseydim yaklaşık 40TL sadece bilet parası verecektim, yol, mısır, su derken batacaktım:)

Yağmur sonrası İstanbul havası gibiyim ne güneşli, ne bulutlu, ne sıcak, ne yağmurlu..

24 Mart 2010 Çarşamba

22 Mart 2010 Pazartesi

Roadie!

pic. from http://farm3.static.flickr.com/2713/4205653535_cb441152bd.jpg
Pazar günü yaptığımız tam adı bu bence "Roadie".

Geçen hafta bahsetmiştim "Pazar meşhur gün" diye.

Pazar 10.54 gibi Lis aradı " 1 saate alıcam seni, kirpiklerini tak hazır ol".

Bu çekim için muhteşem kirpikler almıştım. Günlerdir bekliyordum takmak için..

Kalkıp hazırlandım. Kıyafetler, makyaj malzemeleri derken çantam hazırdı.

Kirpikleri takmaya gelince ne olduysa oldu! Kirpik yapıştırıcı volkanik dağ gibi patladı & tabi ki gözleirm dolarken kirpikler kullanılamaz hale geldi.

Sinirim tepeme çıktığı & bütün modum döküldüğü için konudan uzaklaşıp Ersin Hocamın Yoga'ya başlarken ki sözlerini geçirdim aklımdan "Gündelik düşünceleri & herşeyi bir kenara bırakıp Yoga'ya odaklanın. Bütün düşünceleri bir kenara bırakıp sadece Yoga'yı düşünün".

O an yoga yapacağımdan değil ama konudan uzaklaşmak için yaptım. Lis geldi namı diğer Roadie & yola koyulduk.

Tarabya'ya gititk sanırım 1 saat sürdü. MMS'le buluştuk namı diğer phographer:)

Hazırlık süreci başladı. Roadie Lis sadece yemek düşünebiliyordu. Photographer MMS telaş içinde gün ışığı peşindeydi, ben sadece iyi kostüm & iyi saç & iyi makyaj peşinde...

Evden çıkışımız benim makyajımı & kostümümü kapatmak konusunda tam bir sınavdı.

Sarıyer'e doğru yola koyulduk. Pazar günü, güneşli bir havada yapılacak en son şey oralara gitmek. Sevgilim uyandırsa yine de gitmezdim!

Çekim yapacağımız yere vardığımızda arabayı park edecek yer bulamadık. Yukarıda bir yere park etmek için bir ara sokağa girdik!

2. bir kirpik kabusuyla burun buruna gelmemiz işte tam bu andı! Yol dimdik bir yokuş. Lis direksiyonda..

Yolun bitimine geldik karşımızda bir minibüs yüzü bize dönük.. Yol istediğimizde şöyle bir laf sarf etti " Seninggg mantıkın bu arbağın geri gitmesini alıyor muğğ?" & el kol harketleriyle de söylediklerini destekler işaretler yaparak.

Arabanın içinde 3.ümüz birbirimize & aşağı doğru uzanana dik yokuşa şöyle bir geri dönüp baktık. Lis arabayı geri aldı:O minibüs geçti gitti. Fakat biz kaldık! Araba ne ileri gidiyor yokuş o kadar dik ki ne geri! MMS direksiyona geçip arabayı yokuşun tepesine çıkartıp burnunuda yokuş aşağı çevirdiğinde arabadan çıkan duman gazetelerde okuduğumuz şu haberin somut kanıtıydı " Cinnet geçiren XX bilmemneci XX'i öldürdü".

Çekim yapacağımız yere tekrar döndüğümüzde bir park yeri nihayet bulduk. Eşyalarımızı yerleştirdik.

Poz verirken insanın kulakları tıkalı oluyormuş. Yada ben o an hala başka birşey düşünmemeye beynimi öylesine şartladım ki çıt çıkmıyordu. Harika çekimler yaptık. İnanılmaz eğlendik. Lis eşyalara & etrafa göz kulak oldu. Kamera arkası çekimleri yaptı. Telefonlarımıza cevap verdi. Sigarası elinde yorumlar yaptı. Güldürdü. Destek & kuvvet oldu.

Tabi ki talihsizlik peşimizi bırakmadı! Çekim sırasında MMS çekim yaptığımız mekanın azizliğine uğradı & basılabilir gibi görünen bir yere basıp düştü. Ne yazık ki kameranın filtresi kırıldı.

Bundan sonra ki çekimlerimiz geniş açıyla güçleşerek ama azimle artarak devam etti.

Mekanı değiştirirken Lis çevreyle ilgili izlenimlerini anlattığında gerçekten ağzımız açık kaldık!

- Oradan geçen bütün yayalar karşı kaldırıma dikilip bizi izlediler

- Oradan geçen araçlardan bir tanesi önü açık olmasına rağmen aracını durdurup, camdan yarı beline kadar sarkıp bizi izlerken arkasında oluşan kornalı çılgın trafik kalabalığını hiç umursamadı,

- Başı kapalı kadınlar fotoğraflarımızı çekti,

- Eşofmanlarıyla yürüyüşe çıkmış adamlar fotoğrafımızı çekti,

- Karşı kaldırımdan geçen bir grup kalabalık hakaret etti "Aşşağılık defol" gibisinden

- Bir grup adam toplanıp çekim yaptığımız yere geldi & geçip gitti

- Trafik defalarca bize bakan yaya & araçlar yüzünden birbirine girdi.

ve daha niceleri...

Analiz,



Toplumda "özgürlük" diye bir kavram hala yok.

Eşarplar ortalıkta fır dönerken çekim için giyilen mor elbise mahalle baskısına uğradı.

İstanbul'un orta yerinde hala yobazlık tam gaz devam.

Zamanında zavallı bir mankenimizin başına gelen kötü olayı hatırlar mısınız? Sevgilisinin tuzağı & kızın nasıl perişan oluşununun haberin sayesinde kameralı cep telefonu kullanımı artmıştı. Digital kameralar da aynı şekilde bence her ikisi de ehliyet ile satılmalı. Çünkü bugün kimlerin "Feyzbukunda" ne olarak "Teglendiğimizi" bilemiyoruz.

Yapılan hiçbir işe faydası olmadığı gibi yine ferdlerin manevi zararı yüksekti.

Modernlikten, kültürden, Avrupa Birliği'nden, şehirden & şehirleşmekten, yeni nesilden, gençlikten söz etmeyiniz. Lakin bunlar utanç kaynağı olabilecek niteliktedir.



Daha sonra Yeniköy'de çekim yaptık. Suya sabuna dokunan olmadı. Çekimimizi kazasız &belasız tammalayıp ayran-simit sefası yaptık.



Nitekim uzaylı değil bizler de bu toprakların aynı kanı taşıyan evlatlarıyız. Bizi ayıran dünya görüşümüz sayesinde elde edilecek bir refahlık varsa, bizden daha çok onlara yarayacak. Çünkü henüz bizim tek bir evladımız yokken, haklarımızı 5er çocuk yaparak & onları en kötü şartlarda, hiç birşey vermeden büyüterek çoktan ihlal etmekte olsalar bile..



Moda Çekimi diye yola çıktığımız Pazar Günü başka başka donelrele dolu herşeye rağmen harika birgündü. Herkesin eline sağlık. Herşeye rağmen tanıklık eden herkese teşekkürler.



Fotoğrafları tastamam yayınlayamayacağımız için bir elemeden geçirdikten sonra yarın burda ufak bir portfolyo olacak.

19 Mart 2010 Cuma

Hummalı Cuma

Bugün kabul günüydü..
Sabah ofis dışı göreve gittim. Yolda karşılaşmadık kimse bırakmadım.
Tanya "Emekli Nine" tabiriyle bitirdi beni:)
Bu Pazar çekim var. Marie Claire Dergisi'nin düzenlediği bir fotoğraf yarışmasına katılan Miri'nin modeli oluyorum.
Lis'de çekimin halkla ilişkilerini yapacak.
Kıyafet karar verildi, mekanı sürekli yeni baştan düşünüyoruz. Şimdilik belli dğeil onun için bilgi vermiyorum.
Juri de Ara Güler varmış:S poz verirken çok zorlanacağım:P
Şaka bir yana biz kendi aramızda olduk olası böyle işler yapardık.
O zavallı annemin dolabında ne varsa giyip çıkartıp, çarşaflardan eve studyo kurup..
O zamanlar digital kamera daha icat olunmamıştı:) bildiğimiz 36lık film alıp onla çeker bir de fotoğraflar çıkana kadar heyecanla beklerdik.
Utanmaz arlanmaz tiplerdik. O 36lık saçmalık dolu pozları fotoğrafçıya verir basınca da almaya gittiğimizde bu rezilliklerin sahibi biziz diye böbürlenecek kadar sevinirdik.
Hala neden anlamıyorum!
Annem cinnet geçirirdi işten gelince. Çünkü ne var ne yok dökülmüş sonra da yalandan dolaba tıkılmış...
Neyse şimdi annemden sadece manevi destek alıyoruz:) gerisi bize ait.
Heyecan tavan:)
Pzt. details burda çocummm!

10 Mart 2010 Çarşamba

Ebedi Beyaz


Kendi sesinden korkarak rüyasından uyanan S.(29) sabahı dar etti!
Yediklerim rüyalarıma ken taç dis yapıyo. Walla boşuna dememişler gece yatmadan evvelsi "yimek yimeh" diye.
Yedim mantarlı nudılı çaktım kabusu!
Yine 6 digri selsiyusta gezen havaları kutluyorum.
Artık bloga yazıcak bişi de olmuyo biliyo musun?
Haberlerimi yaziyim bilemedim. Yakında yemek tarifine başlicam.
Tepeden tırnağa moda olmuşum zaten bir de Emne Bedr olim olmuşken nolcak!
Nil içinde "olmuşken oliyim nolcak" kelimeleri geçen şarkılar yazsın.
Kocaya vardım diye işi bırakmasın kariyerine devam etsin. Ben arabada böğürerek söyliyim.



Bu sabah pantolon mu elbise mi diye tam 5 dk. düşündüm!
Dün gece 20 dk. düşünmüştüm!
Sonunda elbise kazandı!
Pantolon ağladı!
Yaban'ı çağırın o söylesin " Bu hava beni deli ediyor uleyn"
Yaban demişken aklıma geldi babam erkek arkadaş grubu içinde bir efsane oldu. Bu yüzden evde kalabilirim!
Of okulda veli toplantılarını geldiğinde de herkes erkek arkadaşım zannediyodu. Anneme de bütün erkek hocalar yazıyordu. Sonunda annemle - babamın okula gelmelerini yasaklamıştım. Ya tek çocuğum diye buncuklar da gariban gibi dinliyolardı sözümü cidden gelmiyolardı okula!
Neyse bu da böyle bir anımdı.
Alice in Wonderland'la Eyvah Eyvah'ı izlicem!
Asosyale bağladım kendimi he ne sinema ne tiyatora ne opera!
Aaa ama bir dk. son opera faciyamız... "Rossini Menusu" herkes ne kadar acemiydi! Nerde o La Sirva Padrona, nerde Don Pasquale, nerde ŞEn Dul! Rossini Menusu bizim boğazımıza takılmıştı tamam hatırladım. Binali ile Temir'i de kaçtır oynuyor ben başka oyun bekliyorum... Amaaaan asos!


PS.bembeyaz kesilmişti souktan.

11 Eylül 2009 Cuma

ZEUGMA


Sular altında kalmıştı hatırlar mısınız? Birecik Barajı taşmış Zeugma tarihiyle sulara gömülmüştü.. İstanbul'da öyle olur mu? Bugün olağanüstü hal nevi bişi ilan edilmiş "bütün iş yerleri boşaltılsın" demişler. Tamamen ordan aklıma geldi.

Yarın öbür gün İstanbul'da kazılar başlatılınca sular altında kalan trikotaj makinaları bulunup tarihi eser damgası basılır mı?

2009 yılında kadınlar LAnkom allık sürüyorlarmış denilip LAnkom'un tarihi araştırılıp o da tarih kitaplarında yerini alır mı?

İstanbul sular altında kalıp "antik şehir" ismini almadan yetkili merciiler açıklama & uyarı yapmış ama bilinçsiz halk kulak asmamış denir mi?

Geçen sene yağmur diye ağlarken bu sene neden sel diye ağlıyoruz hiç aklına gelen oldu mu?

He bi de bugün saldırı günü hatırlarsanız, değişik bir tesadüf sayalım mı?

Ps. Bılog senin dilin çok uzadı ses kesini!

7 Ağustos 2009 Cuma

La Lluvia

He vivido sin agua esperandola...
Hoy dia se llueve con su olor de tierra..
Su olor pasa mi nariz, sigue la garganta y alcanza al colapso.
Todo bien ahora.
Todo se va muy muy bien!
Un dia de verano vivo la lluvia tocando a la piel y el alma..
Hace unos minutos que la oi
Asi podria vivir,
Y bebiendo cafe con leche.

3 Temmuz 2009 Cuma

Adam Olmaz Bir PrensSen!

Adam olmaz bir prensin
Dudaklarından dökülmüştü
Kulaklarıma inanamadığım sözcükler
Meğer ne çok şey vardı, alışık olmadığım..
Gecenin çok karanlığıydı
Gözlerimin içini,
Gözbebeklerimi bulmuş,
En derinlerine,
Hem de bir diğerini kıskandırmadan
Bakarak.....
O gece mi uğradı aşk perisi
Adam olmaz bir prense
Her gece uğramazdı zaten..
Aşkın çok da çaldğı bir kapı değildi burası..
Bakarak.....
Gözlerimde kayboldu sözleriyle
İnsanın uçabildiği tek gecedir belki de
Ellerimi tutmasa bayılacak mıydım yoksa
Aslında o an çok da umursamaz görünmüştüm
Kalbim çokdan ordan uzaklaşmış olsa da...
Adam olmaz bir prens
Tanıdım zamanın birinde
Hiç silinmedi yüzü hafızamdan
Hiç çıkmadı izi yüreğimden.
************************************************************************************
Kelimeler ne kadar manasız dokunurken....


Sana böyle bakarken dilim tutuluyor sanki..
Çocuk gibiyim yanında.. aptal küçük bir çocuk gibi...

Çok da dokunaklı aslında bu her kavuşmamız...

3 Haziran 2009 Çarşamba

HERKESİN BİR TANE VAR

Nazım... Saçlarında, gözlerinde başka bir adam.. Tanya yazmış bu sabah.. aklıma ne çok şey geldi birden.. Herkesin bir tane var dedim, benim de var.. paylaşalım mı bugün neyimiz varsa bakışlarıyla ruhları okşayan adamı?

"ben,
senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
fedakarlığımı anlıyorsun,
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
sonra sen de ölünce
kavanozuma gelirsin
ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün.
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi oradan atana kadar..
ama biz o zamana kadar
o kadar karışacağız ki
birbirimize
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
toprağa beraber dalacağız
ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip flizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak;
biri sen
biri de ben.
ben
daha ölümü düşünmüyorum.
ben daha bir çocuk doğuracağım
hayat taşıyor içimden,
kaynıyor kanım.
yaşayacağım, ama çok, pek çok
ama sen de beraber
ama ölüm de korkutmuyor beni,
yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
ben ölünceye kadar da
bu düzelir heralde.
hapisten çıkma ihtimalin var mı bu günlerde?
içimden bir şey
belki diyor..."
18 Şubat 1945

22 Nisan 2009 Çarşamba

İYİ Kİ VARSIN!

Geçen her dakika da yol varsa,
Bazı yollar uzundur,
Bazı bekleyişler kısa.

Dile gelmeyen her tümce aynıysa,
Kalp aynıdır,
Hüznü aynası.

Hasret içinde sevgi varsa,
Zaman acıdır,
Mesafe uzun.

Yalnızlık mesafeler değilse,
Bireyin ta kendisidir
Yalnızlık bizdir.

Biz bir elma kadar bütün değilsek de,
Elmanın kendisi kadar gerçek,
Bütünün adı kadar "biz"iz.

Biz senle ayrı yerlerde,
Aynı zamanı paylaşan iki havariyiz.

6 Nisan 2009 Pazartesi

3 Kısa Detay!!

Geçtiğimiz haftalar geçtikten sonra derin bir nefes alabildiğim bir dönem başladı. Aslında bu Pazartesi geçtiğim Pazartesilerden sonra bir dönemin kapanışı bir dönemin açılışının miladı oldu.

Haftasonu sabah erkenden kalkıp (hem cumartesi hem Pazar) A.Ö.F vizelerine girdim. Uzun bir aradan sonra alttan kalan derslerin sınavları kafamı oyalıyordu neyse ki bitti sırada Finaller var fakat hala vakitte var.

Sınavların dışında bugün 39 günü devirdik. Yorgunum, hasret doluyum ama kara görünmeye başladı.

Uzun süren evin işleri de bu devre beni hırpalamış onu da ayrıca fark ettim. Dün herşey bitip eve geldiğimde ev mum gibiydi. Sanırım "Evim" diyemediğin bir yerde huzurlu olmak imkansız, neyse ki biz bu sorunu çözmüşüz;)

Ben hayatı başka bir ucundan tutuyorum onu fark ettim. Birkaç gündür kafamı delicesine oyalayan bir düşünce var. Ya kötü düşünüp içimi kirletmek istemiyorum, bu yaşımda izlerken keyif aldığım tek şey hala animasyon filmleriyken, bir yanımı hep çocuk, çok çocuk, hatta saf bırakmaya çalışıyorken, insanlara dürüst, olabildiğine açık & kötü gün dostu olmaya çalıştıkça kuyu kazmalarına tahammül edemiyorum. "Gerçekten iyi anlaştığına iyi dost olduğuna inandığım insanların içinden ne zaman kötülük fışkıracak, ne zaman kıskançlık kapılarını açacağını & kırıcı olacağını kestirmek imkansız. Net olarak demek istediğim şey şu "iyi" dediğim herkesin içinde sanırım kötülük var! Gün geçtikçe görüyorum & yoruluyorum. Çünkü değer vermediğin kimse seni etkilemez ama ben hak etmeyene değer verince sonra kendi içimde de pişmanlık savaşlarım başlıyor. Çok tuhaf herkes gün gelip 180 derece dönüyor.

Zamanında uzun yıllar arkadaşlık ettiğim sonrasında canımı çok acıtan & gerçek dostum dediğim bir iki kişiyi hayatımdan çıkartırken, bunun ileride yine başıma gelebileceğini buna hazırlıklı olmam gerektiğini kendime öğretmiştim. Demek o kadar da öğrenmemişim hala "iyi" dediklerim canımı acıtabiliyor. Sanırım en iyi dost olarak kitapları seçeceğim, sırdaş olarak bir günlük!

Bu Pazartesi Jungle Drum'la aklımı, ruhumu temizlediğim Pazartesi ilan ediyorum !



Hey I'm in love
my fingers keep on clicking
to the beeting of my heart

hey I can't stop my feet
ebony and ivory and dancing
in the street

hey it's 'cause of You
the world is in a crazy hazy hue

my heart is beating like a jungle drum
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
...

man You got me burnin'
I'm the moment between
the striking and the fire

hey read my lips
'cause all they say is
kiss kiss kiss kiss kiss

no it won't ever stop
my hands are in the air
yes I'm in love

my heart is beating like a jungle drum
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
...
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm
...
my heart is beating like a jungle drum
my heart is beating like a jungle drum
my heart is beating like a jungle drum
rakatungtungrakatungonburubummbummbumm

-o-o-o-o-o-o-o-o-o--o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

Antalya Kemer Belediye Başkanı mazbatasını alır almaz Kemer Meydanı'nda duran Zafer Sarı'ya ait "Aşk Yağmuru" heykelini kaldırttırmış! Heykel o kadar güzel ki! Kemer Belediyesi istemiyorsa Selami Öztürk'ten rica etsem heykeli Bağdat Caddes "Meydanı"na koydursa:))) Hergün üşenmem gider bakarım eğer biricik Belediye Başkanımız beni kırmazsa:))






Aşk meşk derken gavur memleketinde "Dayak" anketi yapmışlar. İngiliz erkekleri demiş ki "Kadınlar sexy giyindi mi cinsel tacize & tecavüze davetiye çıkardığı için dövülebilirmiş"!!! Ya seni kim dövsün soğuk adam!

Dayak nedir ya, eli havaya kalkan herkesin soyuna kibrit suyu! Kız evlatlarını döven babalarından kurtulsunlar diye "Kız Barınma Yurdu" açmışlar. Mor Çatı'dan sonra bu da Lila Çatı ama insanı bu çatılara muhtaa eden namertler ne olacak. Onlara "Kara Çatı" açılsa hani şöyle işkence evi kıvamında!!!!

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Kızılcık suyu yoktu reçelini yedim!;))


22 Mart 2009 Pazar

Keşfediyorken..

Dün seni özlüyordum
Bugün aklını sana kaptırmış kendimi
Nerde kaçırdım ipleri elimden
Işıkları birer birer söndüren parmaklarımı
Ne zaman teslim ettim sana?
Gözlerimi böyle umarsızca kaparken
Daha kaç defa daha acıtacaksın canımı
Ve daha ne kadar müsade edeceğim işgaline
Yanaklarıma toplanmasını bekliyorum kanımın
Belki o tokat sesiyle uyandığımda orda olacağım.
Yabancı gibiyim aynalarda
Yüzüme bu kadar dikkatli bakan kadını
Tanımıyorum hiç görmemiş gibi
Oysa farkında değilim
Unuttuğum asıl benim.
Hep burda mı kalacaksın
Hiç müsade etmeyecek miyim gitmene
Yakamda tuttuğum o ellerin
Aslında aramızdaki herşey benim nefretim
Gözlerinin içinde kayboluyorum
Derin sular gibisin
Gitmek isteyipte gidemediğim özgürlüklerimsin.
Ne yazık hayatta sadece bir defa sahip olabilmek
Sahip mi oldum tutsak mı bilememek
Mutluluk muydu hüzün mü seçememek
Sen benim kayboluşlarımdın
Belki de ben varolmayı bilemedim hiç
Ve birgün seni tanıdım,
Sen kendi içimde kocaman bir keşiftin.

19 Mart 2009 Perşembe

O ZAmaN Bu zAMan...

Neye "Hayır" diyebiliyoruz ki dilediğimiz zaman
Elimizin tersiyle itebiliyor muyuz beyenmediğimiz kaderleri
Artık inandıracak birşeyler olmalı yaşama beni
Tercih bırakmıyor geçmiş tecrübeler
Ya ben acıtacağım yada birşey yapacaksın beni sana inandıracak.

İnkara terk ediyor zaman
"O ben değildim" oynuyorum
"O ben olmamalıydım" diyecek cesaretim bile yok yüzleşmeye
Oysa "ışığı birlikte yakalamamız güzel olacaktı" yazmıştı
Ben yazılanlara inanmıştım.

Çek al ellerini üzerimden
Ben kedinin minik faresi olmaktan sıkıldım
Kendime nokta koyduğum yer burası
Bundan öncesi yok sonrası yok
Burdan sonrası ceza!

Neye "Hayır" diyebiliyoruz ki istediğimiz zaman
Önümüze konan tabaklarda değil mi herşey
Ve biz bitirmekle yükümlü
Yutmakla..
Elimizin tersiyle itebiliyor muyuz talihsiz kaderleri?
Öğrenmeli o zaman bu zaman.

4 Mart 2009 Çarşamba

Delilik çeker..

Bu çocukları şurda burda görürseniz şaşırmayın!

Onlar Hakan Cingöz'ün 5 Mart'tan itibaren Evin Sanat Galerisi'nde görebileceğiniz ilk kişisel sergisinin kahramanları & arkadaşları..

Hakan Cingöz'ü tanır mıyım? Hayır. Sadece sergisi & teması hoşuma gittiği için dikkatimi çekti..

"bir neslin tedirgin duruşu ve kendini koruma kaygısı,karşılık verme ve sessiz kalma ikilemi arasında var olma çabası.. kendinden önceki kuşağın korumacı tabırları nedeniyle politik bilinçten yoksun olmakla suçlanan ve "kayıp kuşak" olarak kodlanan neslin sıkıntıları.. 1970 ve sonrası doğumlu kuşağın kendini tarif etme biçimi, sıkıntıları, ilişkileri ve yalnızlıkları.. içinde yer aldığı kuşağın "varoluş" mücadelesini betimliyor."

...diyecek söz bulamadığım bu tema ne yazık ki ben & yaşıtım herkesin dile getiremediği ama savaşını verdiği herşeyin kısacık bir özeti.


*************************************************************************************
Buena Vista Social Club, İspanyolca öğrendiğime & bütün edebiyatına kafa patlatıp sonunda terfi edebildiğime en çok bu adamların ne demek istediğini anlayabildiğim için seviniyorum. Bi de Bebe var o ayrı bi konu;)

Her sene neredeyse geliyorlar ama hep bir kayıp vererek! Bu yıl;
10 Nisan Hilton,
28 Nisan Santral İstanbul,
29 Nisan Ankara!

Bienvenidos ustedes;)

####################################################################

Meine zat bizzat tennis spielene başladım:)

O ne ısdıraptır yıllar sonra.. Sporu bi yerde bırakırsan robotlaşıyosun. Sanki o bacaklar kollaar sana ait değil..

Kournikova olamayacağım kesin ama Hülya Avşar oldum bile:)

Neyse eve dönerken Yılmaz Güney'le tanıştım :O O nası bişey ya denildi mi:))

Şöyle bişi hava kararmıştır Bostancı sahilde annem almayı unuttuğu için bir poşet şu almış arabaya binmek üzereyimdir.. İleride baygon yatan bir köpek görüp ona hamburger alıp verirken & köpenk yemezken Yılmaz Güney çıka gelir:))

"Köpenk benim, bırak benim!"
Hafif şoklu "Hamburger yemez mi?!??"
"Ne yapıosuooon köpenkeee ne yapıoosuuooon"
"Hamburger veriyorum yemez mi?!" şoktayım köpenk cidden bişi yemiyo
"Köpenk benim sen ye hamburgeri"
"Bi ona bi bana aldım"
"Yemez bütün gün yemek veriyolar ona"
"O zaman sen acıkınca ver ben buraya bırakıyorum"
"Deli o köpenk kızım yaklaşma saldırır deli o"

Arabaya binerken gelir & "Senden park parası alayım"
"Yok alma"
"Nerelisin sen"
"Rize" yalana geçiş yapıyorum Rize 7 göbenk öncesinde kaldı:))
"Ben Kastamonu.. Niğde'de 10 yıl hapis yattım Yılmaz Güney'le beraber.."
"Helal olsun demek Allah hapis yatma sonra da ordan çıkma sabrını vermiş kalbine"
"Çok harbi kızsın ben sana yolu açıyorum sen çık şimdi"
"Saol" derken ben kokoreççiden elinde yarım ekmek kokoreç garson "Yılmaz Aaaabiii Yılmaz AaAbiiii" diye gelir & Yılmaz Abi o kokoreçi alır & bana uzatıp der ki "Sen hakkını sokakta gördüğün köpenke verdin bu da benim hakkım sana veriyorum, bir daha yolun düşerse bana burda Yılmaz Güney derler kızım"
Ben şaşkınlıkla evin yolunu tutarken bir elimde kokorennnç bir elimde düreksiyon şokların bayrağıyla, tedirgin biraz bi haller geçti.

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

Delilik çeker miyim neyim :)
Mendili eline bılog mendil vereceğim geline bılog!

24 Şubat 2009 Salı

ÇıkaRın KağıtlArı QuiZZZ Yapcam!

Oh mon diyö bılog! Sorarım a kuzum sana, bir adamla 1,5 sene flört edip, suvarilik görevini de tamamladıktan sonra ne yapmalı!

*************************************************************************************

Uzundur ara vermiştim Opera" harekatlarına... Bu sefer kolumda Sosyetik vardı. Benim yüzümden geç kaldığımız için ilk yarıya girememiş olsak bile.. İlk yarıya giremediğimiz için yerimizi başkalarına verdikleri için ikinci yarıyı balkon denen yampiri locadan izlemiş olsak bile yine gideceğiz! Süreyya Operası İstanbul'un son Opera & Bale sahnesi! Biz keyifle izledik Şen Dul'u darısı severlern başına.

#####################################################################

"Bolt" , her animasyonu Persepolis sanma demişlerdi bana yada Corpse Bridge! Ben ne yaptım Bolt'u sabırla izledim. Zavallı bir köpek yavrusudur Bolt, hayvan barınağından alınır & oyuncu küçük Penny ile televizyon yıldızı olur. Ancak Bolt oynadıkları bütün dizileri, dizi kahramanlarını, dizideki rolünü & dizi boyu yaptığı herşeyi film hilesi değil gerçek sanmaktadır. Ona hayatın gerçeklerini Mittens isimli sokak kedisi öğretecektir! Doubt'tan sonra sonu çarpıcı olmayan bir başka film daha üstelik animasyon! Çok üzgünüm..

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Haftasonları Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde İktisat Teorisi dersi alıyorum:O Hak verilmiş okuyoruz "Eğitim ŞArt!", "Doktor Boneee" mi olalım:)) Master yapmaya vakit bulamayınca Açık Öğretim'de İşletme okumaya karar verdim. Sadece kendi paramı işletmeyi başarsam kardır dedim:))) Dersler de üniversitede! I luv it! Gerçekten üniversite kokusu başka bişi.. Araya yıllar girdi, aşılmayan yollar, hergün gittim Beyazıt'a ama kaç senedir birgün gidemedim. Öğrencilik insanın ruhunun yaşlanmasına engel olan bir meslek, hobi, uğraş ne dersen o!

Marmara Üniversitesi sizinle de paylaşmak isterim:))


Koridorlar "Atam"ın resimleriyle dolu & gözkamaştırıcı! Orada olmaktan huzur & gurur duyuyor insan..




Ben anneanne çocuğuyum, onun evinde de vardı böyle yer karoları... Seramik demezlerdi yada döşeme "yer karosu"ydu adı...











Derin koridorlar, uzun merdivenler, saraylara layık aydınlatmalar.... Bir kapının önğnden geçiyorum "Gel" diyor bir ses.. Adımlarıma hakim olamıyorum "Atam" çağırıyor. Bina içinde Atatürk Mabedi..

Üniversite dediğin yer böyle bir yer olmalı. 50 yıl, 100 yıl o kadar çok zamadır orada olmalı ki içinden alabileceğin binlerce şey olsun. Duvarlar bile kulaklarına tecrübeleri, bilgileri fısıldasın. Dol! Ağzına kadar dol!


İstanbul'a yakışır bir hava.. Fark etmezdi ama "Öğrenci adama koymaz" derdik biz.. İsterse kar yağsın açık bahçede oturuldu ne olursa olsun.

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

Paylaşmadan edemeyeceğim Özgecim kulaklarını çınlattım. İşçilerle yürürken!

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%


Araba kullanırken foto şipşaklamak tehliklei & hatalı bir davranış olabilir:))) Ama bu da çekilmez mi be kardeşim! Özgüvenin allahına gel! Soner Bora kop da gel!:))))))

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu da böyle bir anımdı bılog diyeceğim! İki deli tanıyorum ben. Bildiğin iki yarım akıllı biri Birigit öteki LaDY LiS! Pazar günü telefon zırıltısı ses şu viiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiik tonunda;

- Biz şimdi dööömeciye gitcez döööme yaptırıcaz!
- Hö! öyle don diye gidince dan diye yapıyolar mı dööömeeee?
- Ya Tanya'nın gittiği dööömeeeeciiiii..
- He o yapıyo yani!? :S :O Tamam ararım ben şimdi.
- İyi Kadıköy'de buluşalım!

Buluştuk ben, LaDy Lis & Birigit.. Ben gittiğimde 50 bin tane katolog bitmiş hala karar verilememişti.

- Hmmm şimdi ben Su Perisi istiyorum buramaaa bööyle şey
- Kasık diyorsunuz.
- Hı hı evet böyle (hareketleri göstererek) böyle bişi üflüyo gibi...
- Siz peki? :O ( adamlar şokta istekleri duyunca )
- Yldız. Burama yıldız. (eliyle gösteriyo yerini konuşan Recep İvedik yani LaDy LiS)

Herkes şokta Çağatay yani sanatkar kişi soruyor kendi kendine "Ersin Hocam bunları benim başıma neden sardı? Acaba son dövmeyi mi beyenmedi!"

Vızıldıyor duruyoruz adamın tepesinde. Neyse seçilen seçildi randevuğğğ vule vu alındı. Pazar bi daha ordayız.

Dönerken konuşuyoruz;
- Bak LaDydim LiS'im orası çok orta bi yer orana yaptırma. Bak ustalarla Muharremlerle çalışıyosun lafını dinletemicen. Dövme görünce "Abla akşama Taksim Ücra Bar'a takılsana benle" diyicek adamlar (Havaya konuşuyorum tabi, inadım inat po.. 2 kanat.. haller)
- Yıldız burama böyle nolucak ki.

Ben dövme yaptırıcam yerine net karar verdim, benim figürüm budur, dövemem bana özeldir diyenlere & kafasını balona çevirdiğimiz halde bize sabır eden Çağatay'a teşekkürlerimizi sunarak,

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bak bılog beni aramış sormuşsun ama deidm sana evi şantiyeden kurtarmaya çalışıyoruz. Bu gidişle neredeyse Belediye gelip bu evden yol geçecek diyecek. Ödüm kopuyo!

Bak bu da ikea'dan aldığımız insan üstü etejer! İkea'da baktığımızda göbek deliği, zeytn yeme merkezinde bitiyordu boyu.. Eve gelince boy attı.. Yoksa ev mi küçüldü!

/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Bugün Cadılar Bayramı kutlamak isteyeni lunaparka davetli!




Pes'lere çeyrek kala; sen kal bılog ben gidiyorum artık çok fazla şey beklemiyorum!

30 Aralık 2008 Salı

hmmmmmmm

Sen iki yabancı dil biliyordun
Bense iki ayrı
Sayarsak türkçeyi de
Eder beş
Her lisan bir insan
Beş kişi anlatamadık derdimizi
Geriye sadece
Sessiz film oynamak kalıyo....

Hakan Karahan.