Home made. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Home made. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2012 Perşembe

Kar Günlükleri bilmem kaç...

52 gün kar yağar mı?
Bir defasında olmuş ne var bir daha olamaz mı?
Bence olsun ve bütün rezilliğimiz çıksın ortaya!
Bence kar muhteşem birşey!
İnsanlar karla eş zamanlı olarak işlerine de gidebilseler, insanların "Ah Eve nasıl dönücemmm?!!" derdi ve korkusu olmasa, karla aynı anda hayat her zaman ki gibi devam etse, çocuklar da okullarına gidebilse, sokak kedileri-köpekleri de üşümese - aç kalmasa, kayıp kıçını kırma korkusu, ille de "Münferit arabamla çıkıcam abi, ben usta şoförüm arkadaaaaş" kasmaları olmasa, metrolar, otobüsler, vapurlar, TRENler! herkese yetecek kadar olup hizmet verebilse, "Ay 129. köprüyü İstanbul'un neresine soksak" kafaları bir durup düşünse ve iş köprüden değil anlasa, ayranı olmayan içmeye tahteravanla araba almasa! -
Ben kar ve o beyaz manzarayı seviyorum ve evet 52 gün kar yağsın herkes söylene söylene eziyet çeksin - oh canıma değsin!
Koskoca şehir de kar yağıyor ve hale bak keyif alamaya halimiz yok!
Memleketin asırdır kar yağan köşeleri var fakat görülen o ki bu memleketin her köşesine yetişecek, uzanacak ne güç ne de yürek yok sonunda anladım!
Kars'a gittiğimde kar da yanıma "Mendil" diye gelen o zeytin gözlü çocuk hafızamda canlandıkça hala gözlerim doluyor. Ayağında ki kösele ayakkabılarla, eskimiş kabanı.. "Mendil" diye yanıma gelişi, ayağımdaki kar botlarından utandığım andır o an!
Ben ayakta durmayı beceremezken o "Mendil" satıyordu.
Bizim burda kar yağıyor biz prensesler ve prensler evimizde çakıldık!

Kar yağsın bir görelim bakalım ne olacak - ne olacağız ve belki anlayacak belki artık akıllanacak mıyız?
Ben kardan anılar & gözlem topluyorum şu sıra balkona çıkıyorum işte en fazla 2 sokak yukarıda ki tuhafiyeye gidiyor, bahçede kar topu oynuyorum..

Bugün Ay balkon tutturdu!
Kapıyı açtık çıktı, karla tanıştı, yürüdü, çimenlerinin üzerinde kar vardı koklamak istedi omadı, yürümek istedi burasına kadar kara battı sonunda kardan hoşlanmadı ve içeri girdi.
Sonra cam kenarından kar yağışını izledi. Hayret ve şaşkın bakışlarında kar yağdı...

Balkondan çeşitli görüntüler de var tabi.. Side'den, bahçemizden gelen portakallar ve balkon terlikleri biraz hüzünlü çünkü kar böyle yazı altına almış kafasına kafasına vuruyor gibi ama öyle de değil...

Kar günlüklerimin içinde en eğlenceli kısım tabi ki yine Chedeliko:)
Pazartesi günü Ayşe günü yaptık :)
Hepimiz birimiz ama hepimiz Rüyadan Kaçış çalışmalarına başlarken denemeler yaptım başlangıç bunlar ama sonuç MÜKEMMEL ! Herkes bayılacak net!:))))


Ve tabi kiii kar yağarken boş durulmadı Chedeliko'dan hediye çalışması:) yapıldı:)
Facebook Chedeliko sayfasını beğenen bir talihliye Chedeliko'dan hediyeler gitti ve giderken kendine yakışır eğlenceli fotoğraflar çekildi:)

Biiideeeee yeni kitap! Kitap Okuyan Kız 'a nasıl teşekkürler nasıl teşekkürler:)

16 Ocak 2012 Pazartesi

Bana "Hamsi" Gibi Bakma!

Aslında böyle bir konu yoktu bugün yazmaya karar verirken...
İnsanların birbirini aptal yerine koymasıyla ilgili birşeyler vardı.
Çok yapıyorlar çünkü üstelik, bence, vardıkları tek yer düşman kazanmak.
O kadar çok var ki!
Son zamanlarda dikkat ettim dikkat etmemeye çalışıyormuşum meğerse" bu" insanlara!
Karşısındakini aptal sanıp öyle tuzak ve oyunlar kuranlara ama ille de gözüne sokmaya uğraşıyorlar, hayır o nesi yani?
Neyse sıkıldığım ve aslında dikkat etmemeye çalıştığım için bu konuyu yine yeniden harika bir yemek konusuyla değiştirdim!
Ve taaa taaaa karşınızda bereketli deniz mahsülü haftası:)

Cuma günü biricik Ayşe'm, Tayland güzelim bana sushi yapmış getirmiş.
Haftasonuna girerken şööööyle ev yapımı bir sushi ile keyif çok zevkli oldu.
sushi'den Kızıl Sonya & Dr. Erol'da kısmetlendi:)
Ooooh elinize sağlık Ayşe'm:)


Cumartesi bütün Kadıköy'ü benim paftalarımı çoğaltmak ve yün aramak için dolandık.
Kar, yağmur, çamur ve buzzz gibi hava da bize eşlik etti:)
Kızıl son dakika "aaaaa akşam kebap yemeeee gidene kadar Ayhan'a gider fal baktırırım" dedi ve karanlık Kadıköy'ün fal cafesinde sıra bekledik.
Kızıl sanırım bir daha ayhan'a gitmeyecek çünkü ayhan ve ben birbirimizi hiç görmemiş olsak bile hep her konu da aynı fikirde ve yorumda bulunuyoruz:)))
Neyse eve dönünce yorgunluktan ve soğuktan perişan olup bayılıp uyuyunca geçen haftalarda Kanal D'de izlediğimiz Mutfağım da izlediğim Hamsitarifini uygulama fikrim yalan oldu!

Anneannemler buna Hamsi Kulumika derler. Tam olarak böyle mi yazılıyor bilmiyorum bu duyduğumdan anladığım tamamen!
Neyse böyle kılçığı alınmış Hamsiyi, mısır unu, yumurta, ıvır zıvıra bulayıp kızartıyorsun.
Normal de ben sevmem böyle şeyleri.
Bir kere ben Hamsi sevmem!
Sadece büyük balık yerim bak şimdi onunda adını unuttum.
Bir de Karaköy'de balık ekmek yerim o'dur, o kadardır:)
Fakat ne güzel yaptılar bir bilsen ben de evin hanımı olarak denemye karar verdim.
Hayır zaten evde dondurulmuş hamsi var böyle denedim:)
Ölmedik yaşıyoruz:)

Bu yemekten sonra yediğimiz benim nefis çilek tatlım:)
Fakat çilek daha olmamış onun için ben silip süpüremedim:/
Balık sonrası yenilir iyi de gider,
iyi yıkanmış, minnot doğranımış 2 kup çilek,
üzerine bolca pudra şekeri,
krema da kullanılabilir,
kakaolu puding de,
eritilmiş çikolata ise paha biçilmez olur:)
Bu resim de son da olmalıydı ama işte bloggerla uğraşamicam bu kadar oldu,
Bakınız rakı, hamsi kuli:) ve harika capari salatası!
Sondan başa doğru giden bu postumda hamsinin tüm işlemlerden geçtikten sonraaaa kuli olmuş hali:)
1 kg. hamsi,
ayıkla - yıka - kılçıklarını al - bir daha yıka!
1 kg. hamsiye 3 - 4 yumurta gidiyor,
idareli olursan 3 yeterli
yumurta - yıka - kır - çırp
işte en önemli kısım,
1 büyük 1 küçük soğan
bolca maydo (maydonoz)
soy - yıka - pinçikle
soğan ve maydo minnto kıyılıp karıştırılır
ben tuz ve karabiber de ekledim
un!
ay un aslında kalça ve basenlerin BAŞ düşmanı!
o popolar bundan büyüyor işte :(
pis un senin verdiğin tadı da bir halt vermez ama işte artık koşcaz mı depçez mi ne yapcez..
bence 2 kaşık mısır unu, 4 kaşık beyaz un yeterli
una da tuz karışıtırıp resmen obezite reçetesi yapmış oldum
aa aaaaaa caparili yeşil salatanın yakın remsi de araya girmiş
dereotu - kıvırcık - capari - limo ve zeytoğ (limon ve zeytinyağ)
Evet resimlerin mükkemmel sıralması:) kimseleri hayrete düşürmesin:)))
bu saatte bu kadar olur
düşün ki o hamsilerin kılçıklarını çıkardım
iki hamsiyi ortadan 2 ye açıp avcumda yatak yaptım
arasına soğan ve maydo karşımını koyup
üzerini yine ortadan 2ye açılmış 2 hamsi ile kapadım
una buladığım bu kapamaçları
sonra yumurtaya buladım
veee tabi ki kızarttım!!!
ÇOOOOOOOOOOK zordu!
allahım televizyonda izlerken o teyzeler nasıl da hemencecik yaptılar!
anneannem ve annem nasıl da kompedan olmuşlar!
ya beeen - ezik - o ellerim un ve balıktan vıcır vıcır
her yerime un yapıştı
ellerimi 20 kere yıkadım
hala hayretler içerisindeyim kızartmayı başarabildiğim ve bir bütün olarak duran o hamsi soğan karışının resmine baktıkça!
bir ara bu iş hiç olmayacak sandım - pes edecektim çünkü elime yapışan un hamur kıvamına geldi
öyle kala kaldım hamsiler birbirine değil avuçlarıma yapıştı
ooooooof of!
sonunda kızarttım oldu:)))
yedik hala iyiyiz:)
bu da "Ay" ben kızartmaya başlarken miawlarının doruklarına çıktı
sonunda dışarı attım mutfaktan
çünkü gece burnumun içinde hamsi kokan yastık gibi tüyleriyle uyumasına müsade edemezdim:)

Bütün mutfak tabi ki elden geçti!
ne kadar çekmece, dolap, masa, tas, ocak hepsi ovuldu
öldüm bittim vallahi
kendimi de yıkadım
üstümüzü başımızı da komple makinaya attıktan sonra
eeeh işte ancak bu saat oldu
ojelerimi sürüp postumu serdim:)
yarın büyük gün çünkü Manavgat'ta açtığımız butiğimiz için çalışmalarımız var!

işte böyle:)

24 Şubat 2011 Perşembe

Faydalı Bilgiler Kılavuzu - Yün Bant Örmek!

Evet her kadın eline şiş aldı mı içinden doğal olarak örgücülük gelmeli!
Birkaç gün önce Tos gördüğü yün bantın resmini bbden gönderip altına da şu mesajı eklemişti;
"Bunu gördüm ama almadım! Sed bana bunu hemececik yapar:)"

Bu da benim yorumum:)

Şimdi işin faydalı kısmına geliyorum.
Bu bantı nası ördüğümü anlatıcam hemdeeee resimleriyle:)
Gerekli Malzemeler;
1. çift 5.5 numara şiş
3 renk - çile yün & makas
Nerden başlasam!
Banta 70 ilmek ile başlanır - bu standarttır bere de 70 başlansa oluyor mesela
İlk sıra 1 ters 1 yüz veya 2 ters 2 yüz lastik örülür
(Ben sadece 1 sıra lastik ördüm ama 2 sıra da örülebilirdi)
Kurbik göz yapmak için başladığım yünden biraz daha kalın yün seçim.
Böylece biraz daha pörtlek durabildi gözler:)
4.sıraya geldiğimde;
Gözün genişliğine göre berenin her iki yanından 25-28 ilmek bırakıp 25. veya 28. ilmekten sonra gözler için kullanacağım renk çileye geçiş yaptım.
Gözlere başlangıç olarak 3 ilmek attım & aynı sırada ortada 14 ilmek kalacak şekilde diğer göz için de 3 ilmek attım.
Aynı şekilde 5. sırayı da ördüm.
6. sırada göz için kullanacağım diğer rengi girdim fakat gözlere yanlardan 2şer ilmek ekledim.
Gözler bitinceye kadar kullandığım bütün ipleri sıradan birbiri içinden yürüttüm.
Böylece toplam 3 çile yünü arapsaçına dönünceye denk döndürdüm.
Bu kısmı tam bi deli işi ipler birbirine dolanıyor. Çöz bakalım işin yoksa!
Bence çile sayısı arttırılmalı- ben aynı çileden dışından & içinden ip kullandım ayıklaması 1 gün sürdü!
Gözlerin ortasına geldikten sonra gri rengi arttırmaya başladım. Beyaz kullandığım kadar gri , karamel kullandığım kadar da beyaz ördüm.
Başlarken yaptığımın tersine örmüş oldum böylece.
Bitirirken ölçtüm kulakları & alnı aynı anda kapatabiliyor muyum diye.
Yoksa çekiştiriyor muyum yok tam oldu.
Gözleri yine başladığım gibi 3 ilmek gri ile kapatarak tekrar 1 çileye inmenin mutluluğu ile son 2 sıra lastiği de örüp kestim.

Yaklaşık 4-6 parmak kalınlığında oldu.

Kesme işlemi & ölçme işlemi bitince iki yanından bantı diktim.
Oh hayırlısıyla böyle de takılır hale geldi.


Kurbik gözlerin yanlarda 2 pon po kulağı var.
Bunun için gerekli malzemeler;
Yine aynı çile yünler- aslında uyumlu başka renkler kullanılabilir belki daha bile eğlenceli olur.
Bir de bardak altlığı!
Bardak altlığı kesinlikle pon ponların ne kadar tombik olması isteniyorsa ona göre seçilmeli.

Sonra başla kızım sarmaya....

O çileler biticek, sar,, sar,sar,sar, sar, sar, sar, sar, sar,sar ,sar ,sar.....

Sar, sar, sar, sar, sar,sar, sar,sar du bakiyim abartma!


Heh olmuş:) Şimdi sardıklarını bardak altlığından çıkar:)

AAAAaaaaaaaaaaaaaaaa gerekli malzemelere eklemeyi unutmuşum!
Bir de ŞÜKRÜ lazım:)
O pon ponu iki kulaığından tutacak ki ortasından bağlayıp, iyice sıkasın!

Tam göbeğinden bir düğüm, döndür bir daha düğümmmmm

Oldu işte ne olduğu belirsiz bir yumak:)

Makasla yanlarını çok çekiştirmeden kesince çok güzel olucak.

Kırpığa dönene kadar kes, kes, kes, kes, kes, kes..


Tataaaaaaa pon ponlar bardak altlığıyla aynı beden:P

İkinci pon ponu da sar, sar, sa,sar,sar,sar,sar, sar, düğüm, düğüm. kes, kes, kes

Dındırıdınnnnnn 2 pon pon kulak- 2kurbik göz-1 bant!

Bantı ortadan katlayıp hatta kafada denemek daha uygun pon ponları şu yanlara tutup işaretledim mi gerisi yine dikmek:)

İşte böyle görünmesi gerek:)
Kulaklar böyle yelken gibi 2 yanda açık:)
Kulaklar & kafalar ısınsın gönüller kaynaşsın di mi:)
Herke güle güle kullansın- güle güle kullan Tatiş:)

22 Ekim 2010 Cuma

Neler neler içi dolu sepetler!

Cuma partysi veriyoruzzz!
Dün akşam yaptığım ısırganotlu çorba yanında Mc Dippers yanında halloweenli krispy cream yanında Saray'dan tavuklu salata! Arsızlık & Cuma heyecanından azıttık!
Bugün hava biraz daha soğudu tabi iştahlar hemen kabardı, dün bir kase çorbayla doyarken bugün yanına illa birşey daha istendi.
Doberdi bacaklar, pörtledi popolar, fönkürdü göbeler.. Sonra bunun yazı var "Ayhhh bikiniye nassı sığcam yaee!" diye Nisan'dan başalayarak Haziran'a kadar yürüşlere çıkmaları & 100 gr. bile verememeleri var.
Kafaları duvara vurup ayhhh yemeseydimler falan!
Sabahtan beri hala odaya bir damacana su getirip içicem - belki su olur gider diye...
Masal gibi geliyor bu anlattıklarım, ben günün birinde bünyemin kendi kendine 48 hadi 50 kiloya döneceğini ümid ediyorum.
Hatta çaktırmadan inanıyorum buna!
Bünyem beni yanıltmaz bir havalardayım.
Belki bugünlerde kendimi çok şımarttığımdan böyleyim. Yeni çoraplar tabi ki Penti'den, sonra yeni bir clucht Hesî'den.. Hmmm evde buzluk olarak kullandığım kedi & köpekli çikolata kalıplarım var Serrose'dan..
Evet evet tamamen şımarmaktan!
Bu sabah yine kimse yoktu hem dans ettim hem resim çektim!
Eteğimi yine kendim diktim!
Çorplar pardon footless tights Bijenkorf, çizmeler Bershka, tshirt Primark!
Bu aralar bir yaratıcılık var üzerimde..
Haydi canım Cuma partysi olsun seninki de kutlu olsun:)))

21 Ekim 2010 Perşembe

Eğleniyorummm!

Yoe yoe, sabah uykudan henüz uyanmış suratsız yüzümü görmek istemezsin!
Ama üstümdeki hobüm için dayanabilirsin bence:)

Bu sabah üzerime zevkle geçirdğim mor pelerin namı diğer "kup" Merve ile birlikte geçen yıl diktiğimiz tam bu havalık ideal bir outwear yani dışsal giyim:)
Fakat ben birkaç gündür mor pelerinimi revize ediyordum!
Üstüne yerleştirdiğim kurbikler & mantarlarla daha eğlenceli bir hale dönüştü.
Yemedim içmedim pelerin, papuç, eldiven, etek ne varsa hepsini kurbiklere uyarladım.
Yine bir savım var "Yeşili sev, doğayı koru":)

Mor pelerin Merve&Sed creatin wuuu huuuuu!
Bana kurbikleri & mantarları sevmediğini söyleme Heri!
Çoraplarım tabi ki gibi Penti!
Kırmızı bluz& yeşil eldivenler Mango-go!
Yeşil eteğim Alimod:) çok seviyorum yihuuu!
Evet tahmin ettiğniz gibi mantarlı papuçlarım IC!
Pelerin höbümden sonra sırada başka bir höbü daha var umarım Cumartesi hazır olucak!
Aaaaa ama tabi bu akşam Tanya'ya hobü yapıcam belki yarına onun resmini koyarım buralara.
Bu sıra hobülerle kendimi tazeliyorum, dinlendiriyorum, sadeleşiyorum, kendimi dinliyorum, içimden gelen sesi, o sesin beni götüreceği yeri arıyorum.
Çok iyi geliyor çünkü vakit böyle geçmez aslında henüz daha başındayken geçmişte atladığım bir noktayı yeniden almam lazım.
PS: fotoğraflar dün akşam ofisten çıkıp bu sabah ofise girdiğimde çekildi:)
PS: "çekildi" diye yazınca sanki Nihat odabaşı çekti gibi anlaşılmasın.
* * *


Aslında ofis bitkisiyim. -dün ofiste

Sokağa ancak işe giderken yada işten eve giderken çıktığımı fark ettim.- bu sabah işe giderken

Bu sabah fark ettim bütün fotoğraflarım içeri hayat! "Ofis"- yine sabah ofiste

Sokak yok.. ilginç... üzücü..tuhaf.. -bu sabah işe gelirken
-fotoğraf dün akşam ofisten çıkarken -
Dün ofisin en eğlencelisi yeni gelen PEnti çoraplarımdı!
Love Penti'es sloganım olur mu:))
* * *

19 Ekim 2010 Salı

Hee şimdi "Sabah sabah bu Lady Gaga pozu da nesi? di mi? Şusu; ofiste sabah ben, Hobit & Patrondan başka kimse olmayınca iş başa düştü. Napıcaktım "Yaee patron bi bakar mısın, bi fotoraf çekineblir miyiz bloaaa koycam da?" mı dicektim!
Okonomik krizi de göze alarak susup fotomu kendim çektim. Al canım!



Dün tv karşısında oturup hobü yaparken bir siyasi tartışma programında "sıfatlar" dikkatimi çekti. Normalde aptal sarışın moduna alıyorum kendimi böylece hayat bazen daha kolay oluyo ama sarışın modum bile etkilendi o sıftalardan.
Sürekli bölmek, bölünmek bunlardan bahsediliyor, referandum sonrası Yök-başörtü olayları, bu ülke de artık herkes eşarp mı takacak takmayan dışlanacak mı, ama bu topraklarda sadece müslümanlar yaşamıyor falan bir sürü konu gündemde ya.. Neyse yine bunları tartışıyorlar fakat ben ekrana bakmıyor olsam bile kendimi "endişeli modernler", "seçkin muhafazakarlar", "eşitliğe yakın", "sağa sıcak" gibi saçma sapan sıfat & terimlerden alamıyorum.
Pardon kimin kafasını karıştırmaya çalışıyorsunuz!
Çünkü bunlar kimseye bir kitaptan yada bir okulda falan öğretilmiyor. Ayrıca daha sağını solunu yeni yeni anlamaya başlamış bir toplumdan söz ediyoruz. Yazılı terimleri daha ayırt edememişken bu nesi? Neden lafla bölmek insanları, neden kafalara bunun sokulmak istenmesi, bu kadar ayrı, bu kadar çok çeşitten "bir toplum" olunabilinir mi?
Bu "ayrılık" sıfatlanadırmalar neden!
Çünkü artık sıkıcı oldu. Hepimiz kendimizi sarışın moduna alsak bile katlanılmaz bir hal alıyor. Her söz alan, söz hakkı olan demiyorum, ağzına bir mikrofon tutulup, önüne konuşması & bunu milyonlara duyurması için bir platform konulan herkes neden bir takım sıfatlarla ayrımcılık yoluna gidiyor.
Referandum'a evet yada hayır demek bir ayrımcılığın su yüzüne çıkması mıydı? Çünkü referandum sürekli demokrasi ile birlikte yanyana okundu. Öyle değilse kim kandırılıyor?
Kişilerin içinde hep ayrımcılık mı vardır?
Belli ki var.
Ülkenin durumu belli, yaşanan & aşağı yukarı yaşanacaklar ortada. Bugün olup bitenlerden biz değil ne yazık ki bizim çocuklarımız, torunlarımız etkilenecekler. Tıpkı zamanında yanlış yönlendrilmiş bir takım ekonomilerden, politikadan, yönetimden bugün bizim etkilenip nashibimizi aldığımız gibi.
Demem o ki, bu kafalarla ileri bir adım atmak mümkün değil. İlk sözümüz kendimizi ayrımcı sıfatımızla tanıtmak olursa - Merhaba ben seçkin modern Kutbak Zurzak!- öyleyse demokratik bir sistem umut etmemeliyiz. Bir laf vardır "her kafadan bir ses çıkmak" diye. O sesler yok olur gider, sesi çıkaranlar da kaynar gider.
Sıfatlardan, terimlerden & bütün bunların içindeki ana, özfikir olan ayrımcılıktan sıkıldım. İnsan insandır, insan gibi muamele görmeyi ancak insan gibi davranırsa hak eder.
* * *
Ya tam hobümü anlatıcaktım siyaset girdi araya! Neyse höbüm bitsin anlatacağım zaten.
Bugün giydiğim şeylerin yine bir savı var şöyle ki;
Üstü fıstık yeşili tülle kaplı, siyah beyaz çizgili eteği ben diktim. Standartların dışına çıkmayı öneriyorum bu eteğimde!
O rengarenk çoraplar yine Bijenkorf aslında bir sürü tezatın bir araya geldiğinde bir uyumu yakalayabileceğini öneriyor.
Omuzları kabarık bluzum Primark her ne olursa olsun dimdik ayakta dur !diyor
Tozluklarım Aldo, mavi bootieler de Bershka!
Bütün bunları tek tek niye mi yazıyorum; ayrı ayrı yerlerden gelmiş olsalar bile bir araya geldiklerinde daha bir şık durdukları için.
* * *

18 Ekim 2010 Pazartesi

Homme made tutu - Wedding - Madam modu

Hava çok garip değil mi?
Yağmur yağarken pastırmamsı sıcak, bu sebeple giyilemeyen çizme, fakat giyebilir her nevi ince çorap... yoksa bu atış sonbahar falan mı:)
Dün akşam ki düğünün etkisinden çıkamadığım için bu sabah yine tüllü, kabarık, fırıltılı birşeyler giymek istedim.
Penti'den aldığım bütün çoraplarım gibi bunları da çok seviyorum:) Zara'dan yazın indirimde alıp ancak giyebilidiğim & Bershka'dan annemin yine yaz indiriminden aldığı bluzum.. Yaz indirimlerini ancak giyebilmek nesi- hava sıcak mı ne? Neyse hepsi havaya & benim havama gayet uygun oldu.
Zaten danteldi kurdeleydi hepsine hayranım acaba Victorian mıyım?

Suada'ya düğüne gittik. "Patron" düğünü.. Dr. Erol uzundur ilk defa düğünde kravat takıp, kösele papuç giydi. Oysa düğünleri sevmez, hep rahatsızlanır & bu da çenesine vurur. Neyse zaten nikah kıyılır kıyılmaz ceketi & kravatı üstünden savururcasına çıkardı! Yine de ben renkli tshirtleri & spor ayakkabılarını daha çok seviyorum.
Günler önce Merve ile hazırladığımız kıyafetimi giyip "kek" kıvamında Suada'ya motordan düşmeden ayak bastıktan sonra ufak bir şok yaşadımmmm! Ne de olsa benim bir kaç hafta önce Lis'e "Aaaaa bu gelinliği beyendim bunu giyicem" dediğim gelinlik :) gelinin üzerindeydi.
Emin olmak için bugün gelip save ettiğim resme tekrar baktım! Evet gerçekten o!
Dahası da var benim 2. adım var ki o da gelinin adı!
En gıcık olduğum göz yoran sevimsiz düğün süslemeleri, sandalyelere geçirilmiş fiyonklar, beyaz beyaz satenler yoktu!
En istemedğim şey nikah şekeri ki dün gece yoktu!
Ayakta nikah benim fikrimdi!
Yemekli çatal bıçak sesli & ağız şapırdatmalı düğün yerine sürekli içki & kanepe servisi yapılan party havasında bir düğün!!!!! O benim fikrimdi!!!
Yahu sanki benim hayal ettiğim herşeyi biri onlara anlatmış gibiydi.
Şoku atlattıktan sonra ortamın keyfini çıkarmak kaldı.
Bütün bunları anneme anlattığımda "Ne var canım bunda frekanslarınız aynı insanlarmışsınız daha ne istiyorsun" dedi:O
Sevgili damat&gelin birbirine çok yakışmıştı altını çizmek isterim.
Çiftlerin yanyana duruşları nedense benim hep dikkatimi çeker, yine çok uyumlu bir çift evlendi iyi oldu.
Canlı jazz çok iyiydi.
Canlı müzik bitip DJ çalmaya başladığındaysa herkes dans etmeye başladı.
Gözüme ne mi çarptı - Kapalı gece kluplerinde dans edip, içki içerken sigara içme özlemi- görevliler bir süre sonra bu işe karışmadı.
Marmara'nın ortasında gece dışarıda sigara içmek dondurucu & alkol etkisini sıfırlayan bir haraket olduğundan herkes eylemine içeride devam etti.
Dumandan sayı az & haalandırma kuvvetli olduğundan hiç etkilenmedik!
Motorla karşıya geçişimiz yine "Aiiii beni tutun bu topuklarla denize düşmek istemiorum" nidalarımla son erdi.
Geceden geriye güleryüzlerimiz & cümleler dolusu tebriklerimiz kaldı!







* * *

12 Ekim 2010 Salı

1 Mandalina Rossa daha! & Homemade tutu:)

Aşağıdaki resime uygun bir bestem var!
"RooooooBOT!"
Bu RoBOT çok şık oldu- Canavar'da seviyoruMMM!
Kendisi çok eğlenceli olduğu için öyle günlerce yazacak kelime yok,
Buyrun efem karşınızda MAndalina Rossa!
Buklet saçlarına tutunup eğlencenin tam ortasına dalabilirsiniz:)
Resimdeki kıskanç ise AY!

Bu daaaaaa tataaaaaaaaa kazağımın sırtı,
wuuhuuuuuuu!
Karanlık ofisimize bir güneş gibi doğan rengarengarenk RooooooooBOT!
hem MAndalina Rossa'ya e hem de Tanyanım'a tenkss:)
* * *
Leo Ali'nin hoşgeldin süslemeleri için metrelerce tül alınmıştı. Koridorlara gerilip, ortasından bükülüp, tepesinden kıvrılmıştı falan. Sonra dev kapı süsü olmuştu. O metrelerce tülleri gördüğüm ilk andan beri çocukluğumda her Cumartesi akşamı gittiğimiz Hıdiv Kasrı'nın 2 yandan dönerli mermer merdivenlerinden kabarık tül eteğimle indiğimi hayal ediyordum. Nedense içimde öyle bir merdivenlerden kabarık eteklerimi efiltire efiltire inesim var:)
Leo Ali doğdu tül süs bir poşete tıkılıp ortadan kalktı. Derken bir süre önce dev fiyonk poşeti ofise geldi:O Sonra etek olmak üzere eve.
Elimde bir iğne, başladım evirip çevirmeye tülleri. Tüller 2bin metre, bat çık parkmaklarım uyuştu. Tabi bizim tüller etek tülü değil cibinlik tülü olunca etek kek gibi kabardı.
"Merve! tülden etek dikiyorum yardım etsene!" cümlesi dudaklarımdan döküldükten tam tamına 1 hafta sonra dımdırırımmmmmmm hayallerim gerçek oldu:)
Hayallerim aşamasında fikrine danıştığım Merve & Hesi'de eteklerin ucundan tuttular. Onlarda benimle merdivenlerden inebilirler:)))

Kuyruk da kuyruk! diye tutturunca Merve'nin saçları diken diken oldu ama yine kıskanıldımmm:P
Lis bu eteği nerde giyeceğimi sordu! "Çok iddalı değil mi?" dedi. Merve masal kahramanı gibi olduğumu sölyedi - "Sed Harikalar Diyarında":))

Ama o kadar eğlendik & iyi vakit geçirdik ki, "Hacı yaaaa bu kuyruk nassı olucak yaa" diye kafa patlatmak kriptonik eğlenceliydi:)

"Şuna bir atlasammm!" Kendisine eziyet etmek istemiyorum ama şu etek yapımı aşamasında bir nefes aldırmadığı için kendisine de tez zamanda bir tütü dikip giydireceğim!

Uydumakıl blog oldu bu sefer ama uydum akıl eylemlerimiz devam edecek kutlayın bizi kutla bakiyim:))
* * *
PS:İyi ki doğdun Leo Ali:)
PS:Çok klasik blog oldu di mi? Olsun biz çok eğlendik bunu bilmek herkesin hakkı:O:))