İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2012 Cumartesi

Benim Kraliçe Anneannem!

Herkes bilir bizim oraların kadınları azimlidir, anadır, candır, arkadaştır, güzeldir, güleçtir, utangaçtır, dürüsttür, saftır, çalışkandır, zariftir.
Anneannem özel bir kadındır.
Benim daha sayamadığım binlerce sıfatı vardır.
Yumuşacık bir yüreği vardır.
Yumuşak değildir elleri çalışkandır, yedirir, yıkar, bakar, pişirir, okutur, paklar, adam eder.
Benim en sevdiğim yanı da hep güleçtir.
Bir ağlar yüzbin güler! üstelik gülmez bir başına yanında kim varsa gülecektir onunla elbet sohbeti hoş, sesi tınılıdır.
Anneannem bizim ailenin "Kraliçe"sidir.
O bir söz eder herkes susar, kabullenir sorgulamadan.
Ve "Kraliçe"liğine layık olmuştur hep o kadar zarfitir, duruşu özel, hep bakımlı.
Bugün anneanne günü yaptım. Çünkü "en iyi arkadaşım" beni çok özlemiş, "Gel" dedi, yola koyuldum.
Bize Kızıl Sonya'da eşlik etti!:) Süpriz sanatçı aldık yayına:):)
Anneannem, adını duyunca "Seviyorum o kızı" diyor.
Onu da can gibi basıyor canına:)
Bugün anneanne günüydü, anneannem bir tek yayına süriz sanatçı aldık "Ben makyaj yaptıramadım, Murat'a da gidemedim" diye biraz dertlendi.
Murat anneannemin kuaförü, anneanneme assolist fönleri ve topuzları yapıp gönlünü eden insan:)
Canım anneannem senin tek derdin makyajsız da kusursuz görünen yeşil gözlerine çekemediğin kaleminle, eksik fönün olsun çünkü sen yüreğinle, gülüşünle zaten dünyaların en güzelisin:)
Taze gidilmiş etkinlik başlığımda bugün Anneanne&Kızıl Sonya Günüm var:)

Akşam da Nekropsi konserine gidecektik fakat topuğum o kadar ağrıyor ki bütün gece ayakta durmam imkansızdı:/
Neyse günüm çok güzel geçti çok rahatım:)

2 Şubat 2012 Perşembe

Kar Günlükleri bilmem kaç...

52 gün kar yağar mı?
Bir defasında olmuş ne var bir daha olamaz mı?
Bence olsun ve bütün rezilliğimiz çıksın ortaya!
Bence kar muhteşem birşey!
İnsanlar karla eş zamanlı olarak işlerine de gidebilseler, insanların "Ah Eve nasıl dönücemmm?!!" derdi ve korkusu olmasa, karla aynı anda hayat her zaman ki gibi devam etse, çocuklar da okullarına gidebilse, sokak kedileri-köpekleri de üşümese - aç kalmasa, kayıp kıçını kırma korkusu, ille de "Münferit arabamla çıkıcam abi, ben usta şoförüm arkadaaaaş" kasmaları olmasa, metrolar, otobüsler, vapurlar, TRENler! herkese yetecek kadar olup hizmet verebilse, "Ay 129. köprüyü İstanbul'un neresine soksak" kafaları bir durup düşünse ve iş köprüden değil anlasa, ayranı olmayan içmeye tahteravanla araba almasa! -
Ben kar ve o beyaz manzarayı seviyorum ve evet 52 gün kar yağsın herkes söylene söylene eziyet çeksin - oh canıma değsin!
Koskoca şehir de kar yağıyor ve hale bak keyif alamaya halimiz yok!
Memleketin asırdır kar yağan köşeleri var fakat görülen o ki bu memleketin her köşesine yetişecek, uzanacak ne güç ne de yürek yok sonunda anladım!
Kars'a gittiğimde kar da yanıma "Mendil" diye gelen o zeytin gözlü çocuk hafızamda canlandıkça hala gözlerim doluyor. Ayağında ki kösele ayakkabılarla, eskimiş kabanı.. "Mendil" diye yanıma gelişi, ayağımdaki kar botlarından utandığım andır o an!
Ben ayakta durmayı beceremezken o "Mendil" satıyordu.
Bizim burda kar yağıyor biz prensesler ve prensler evimizde çakıldık!

Kar yağsın bir görelim bakalım ne olacak - ne olacağız ve belki anlayacak belki artık akıllanacak mıyız?
Ben kardan anılar & gözlem topluyorum şu sıra balkona çıkıyorum işte en fazla 2 sokak yukarıda ki tuhafiyeye gidiyor, bahçede kar topu oynuyorum..

Bugün Ay balkon tutturdu!
Kapıyı açtık çıktı, karla tanıştı, yürüdü, çimenlerinin üzerinde kar vardı koklamak istedi omadı, yürümek istedi burasına kadar kara battı sonunda kardan hoşlanmadı ve içeri girdi.
Sonra cam kenarından kar yağışını izledi. Hayret ve şaşkın bakışlarında kar yağdı...

Balkondan çeşitli görüntüler de var tabi.. Side'den, bahçemizden gelen portakallar ve balkon terlikleri biraz hüzünlü çünkü kar böyle yazı altına almış kafasına kafasına vuruyor gibi ama öyle de değil...

Kar günlüklerimin içinde en eğlenceli kısım tabi ki yine Chedeliko:)
Pazartesi günü Ayşe günü yaptık :)
Hepimiz birimiz ama hepimiz Rüyadan Kaçış çalışmalarına başlarken denemeler yaptım başlangıç bunlar ama sonuç MÜKEMMEL ! Herkes bayılacak net!:))))


Ve tabi kiii kar yağarken boş durulmadı Chedeliko'dan hediye çalışması:) yapıldı:)
Facebook Chedeliko sayfasını beğenen bir talihliye Chedeliko'dan hediyeler gitti ve giderken kendine yakışır eğlenceli fotoğraflar çekildi:)

Biiideeeee yeni kitap! Kitap Okuyan Kız 'a nasıl teşekkürler nasıl teşekkürler:)

1 Şubat 2012 Çarşamba

KAr günlüğü

Dün gece kartopuna çıkamadım içimde kaldı!
Ama bugün bir sabah bir akşam hem kartopuna hem de kardan adama doydum:)
Merve, Sude & ben!
Gün boyu birbirimizin kafasına kafasına kartopu attık.
Hatta yoldan geçenler, tüm komşular, bütün mahalle! bize özendi ve sonunda birlikte kardan adam yapalım mı teklifi geldi:)
Fakat o kadar üşüdük ki teklifi geri çevirdik:)
Resimde yaptığımızı çirkinler çirkini kardan adamımız Emekli Ali AMca:) 'nın çocuğu Sümüklü Sali'nin kafasını ben canlandırıyorum.
Çocuğa bir kardan kafa yapamadık çünkü karlar bize yapışmaya başladı üstelik bir çöppoeştiiiii olsaydı daaaa kaysaydık derdine düştük:)
Sonunda çocuğun kafayı ben canlandırdım:)
Burnumuzdan sarkaç model sümükler akmadan da eve girdik.
Kara doydu İstanbul:)
Uzundur böyle yağmamıştı..
Fakat Cadde'de damla kar yoktu çünkü iğrenç bir insan, araç ve doğalgaz populasyonu var!
Zavallı kar tutunmak için savaş veriyor fakat suni bir sürü etkenle cebelleşmesi gerek!
Sokak araları karın en güzel olduğu yer, yumuşak kar, pamuk gibi tutunuyor ara sokaklar da.
Bekleriz sokağımıza gelirseniz kafanıza kar topu atarız net:)
Cidden ya toplanıp gelsenize en son 87 falan mıydı mahallecek kar topu savaşı yapmıştık!
Aptala döndüm gün boyu kafama yediğim kar toplarından buyrun hep beraber kar toplaşalım:)
Söz sıcak çayı ben yapacağım;)

27 Ocak 2012 Cuma

Blogger & Designer Buluşması!

Taze Gidilmiş Etkinlik çatısı altında bu akşam Nimo&Esra'nın organizasyonu vardı.
Tıpkı Yalan Dünya'da Nurhayat'ın şu sözleriyle bütünleşir gibi her türlü hava, yol, meteor, dolgu topuk ve ispanyol paça pantolon koşuluna rağmen gidildi ve katılındı.
Nurhayat'ın Rıza'dan vazgeçmeye niyeti yok / Yalan Dünya / Diziler / Video / Kanal D Web TV

Gidilince şöyle fotoğraflar da çekildi:)












Veeee bir sürü yeni arkadaş yapıldı :)))

Eve dönerken Galata, Beyoğlu, Tünel, Karaköy, Kadıköy semalarında uçan & rüzgara karşı hala ve azimle yürümeye çalışan o kocamaaaaaaaaaaaaaaaaaan ispanyol paça pantolonlu başı böğrü açık titreyen kız da bendim:) evet:)

Vapur da dayanamayıp Nimo'nun "Yemeeeee kıyamican" dediği kukiyi de yiyen bendim:)

Çok eğlendim kızlaaar öperim hepinizi ve bunu saymam bir daha ki sefer sizi Chedeliko Studio'ya beklerim;)

4 Aralık 2011 Pazar

Ben, Ege'li miyim yoksa?

Alaçatı ve İzmir sevdamı bilmeyen kaldı mı?
Ben sabit bir İstanbulluyum, hatta tam bir İstanbullu.
Trafikte canavar, tüketimde baş, gezmede bayraklı...
Hatta seviyorum bu şehrin karmaşıklığını bazen, boğazdan her geçişimde üstümdeki büyüler bozuluyor sanki öyle rahatlıyorum.
Fakat İstanbul olmasaydı ve yine Türkiye'de olsaydım evet Alaçatı'yı, o yoksa İzmiri'i seçerdim.
Çocukluğum Torba'daki yazlıkta geçti.
Bir ayağımız hep Side'de.
Fakat hiçbiri bana o huzuru vermedi, vermiyor.
Karadanizli bir ailenin üyesi olarak, kökleri Rize'de bir ailenin karalahanadan, mıhlamadan ve hamsiden hoşlanmayan bir ferdi olarak ben Ege otlarını, zeytinyağını, darıyı, inciri, şarabı severim.
Ege denizinde yüzmek, adalarına gitmek, her yaz aşerdiğim şeylerdir.
İşte Alaçatılı'yı da tam bu yüzden alıp okumuştum.
Konusunu unutmadığım nadir kitaplardandır.
Okurken oralara gittim, o vakte, o kıyafetleri giyip hikayelerini uzaktan yaşadım birlikte.
Dün de Dedemin İnsanları'nı izledim.
Çağan Irmak diye değil, konuyu bildiğimden değil tamamen tesadüfen.
Ağlak Türk filmlerini sevmiyorum çünkü...
Gökçe Bahadır'la açıldı perde. Gökçe çok eski ve çok sevdiğim bir arkadaşımın arkadaşıydı, benim onu tanıdığım yıllar oyunculuk eğitmi alıyordu.
Dün "Afferin kız sana!" dedim. Ne Melis'in ne benim aklıma Gökçe'nin böyle başarılı olacağı gelmezdi.
Dedemin İnsanları, Alaçatılı aynı hikayenin iki farklı anlatımı.
1923'te yaşanan hikayeyi okurken de izlerken de gözlerim dolu dolu oldu.
Harika sahnelerle beslenen hikaye içinde yine kayboldum.
Nesil psikolojisinden şüphelendim:)
Yine dönüp sorgulamaya başladım acaba ben Ege'li miyim?
Değilsem de Alaçatı'da bir ev alıp zamanın birinde belki yaşlılık belki emeklilikte, olacağım kesin.
Bazen herkesten ve herşeyden kaçmayı istediğim zamanlar oluyor;) işte birgün bir vakit bir akşamüstü Alaçatı'da taş evimde, yemyeşil bahçemde, denizböğrülcesi, kaya koruğu, hardal otu ve çirişi otuna zeytinyağı ve sarımsak katıp yerken, bir kadeh beyaz şarapla huzuru bulduğumda özüme kavuşacağım.
Demem o ki kanı Ege çeken olursa Dedemin İnsaları'nı izlerken biraz özlemi giderir, belki Alaçatılı'yı da okurken atalarını öğrenir.

13 Aralık 2010 Pazartesi

The Chromatics

On 9th Dec. at Salon IKSV at 22.00 The Chromatics were on stage. It was their 1st time in Istanbul & they liked the Istanbul audience!
For me the most interesting part of this experience was, the band members were selling their cd's, group tshirts after the show. This is very unsual in Istanbul. They were talking to people, taking fotos with them, signing the things they bought.. I can not think any Turkish singer or a group selling their cd's by themselves!
But I like it because I feel like they are not robots or commercials they are normal people & just musicians. Here is a video from the show I think you will enjoy it!
And this time I prefer not to wear high heels because I wanted to walk some. Most of the days I go to European side I don't have time to jump in a "dolmuş" or a "vapur" or a "tramvay" in one time go to Taksim. Anyway I enjoyed my dresss:) & my time;)
Oooo- also Kim ki o! was there too!

9 Aralık'ta Salon İKSV'de saat 22.00'da The Chromatics sahnedeydi. İstanbul'daki ilk konserlerinde, İstanbul izleyicisini oldukça sevdiler!
Konser sonrasında grubun kendi cd, tshirt gibi ürünlerini kendileri satması bana çok ilginç geldi. Çünkü hiçbir Türk şarkıcı veya grubu bu şekilde hayal bile edemiyorum!
Bu hali sevdim açıkçası çünkü gözüme ticari kaygı gütmeyen & robot gibi olmayan, sadece müzik yapan normal insanlar gibi göründüler:)
Konserden kısa bir videoyu da eklemek istedim umarım sevilir!
Bu sefer topuklu papuç giymemeyi terch ettim. Çünkü Taksim'e giderken dolmuşa, vapura, tramvaya binmek için pek fazla vakit olmuyor. Biraz da yürümek istedim & kıyafetimde geçirdiğim vakitte çok hoşuma gitti:)
Aaaa- unutmadan Kim ki o 'da oradaydı!

The Chromatics in Istanbul from ayse kardelen on Vimeo.



12 Kasım 2010 Cuma

You have it ! LV baby;)


LV Suadiye/Istanbul/Turkey
bak işte oldu! senin sokaklarında da var artık devasaaaaa mağazalar!Louis Vuitton Suadiye'de hemen karşısındaki Burberry'nin & az ilerisindeki Brand Room'un yanına yerleşti.

dünya markaları onlara ulaşmayan & tüketimde Asyalı kadınlarla yarışacak kapasiteye sahip Türk kadınlarına nefes aldırmadan bir bir sahaya çıkıyorlar.


LV/NY/USA

Bağdat Caddesi açık alışveriş merkezi gibi olacak yakında. Çünkü küçük bütçelere hitap eden ekonomik butiklerin yanında ihtişamlı markalar bir bir yüklselmeye başladı üstelik mağazalar dükkan ebatlarından kurtulup katlı mağaza boyutlarına geçerek.

Budan uzun yıllar önce şu an Suadiye'de D&G'nin yanında yükselen MNG, şu anda Shaya markalar zincirine ait Topshop, Topman, Miss Selfridge, Dorothy Perkins'i aynı binada ağırlıyordu.

Sanırım Bağdat Caddesi'nin Çarşı(Boyner) & MarksandSpencer'dan sonra açılan en yeni katlı mağazasıydı. Bina şu anki MNG'nin şık mimarisiyle daha güzel görünüyor olsa bile bana göre o günün daha H&M, Topshop, Dorothy Perkins gibi markalarıyla tanışmamış alışveriş canavarları için gerçekten cennet gibiydi.

O zaman da, bu sabah da aynı şeyi düşünüyorum, büyük mağazalar küçük butiklerin sonu mu? Hayır. Çünkü ikisinde bulunabilecek ürünler birinden kesinlikle çok farklı. Bu soru aklıma her geldiğinde küçük butiklerde bulduğum eşsiz parçalar aklıma geliyor. Bulduğum küçük butiklerden alışveriş yapmak & yeni bulduğum dükkanlardan bahsetmek hep ağzımı sulandırır, tıpkı yeni bir tarifi denemk gibi iştahım kabarır çünkü göz önündeki bir mağazadan alışveriş yapmak çok kolay ama kenardaki butikte geçirilecek 20dk. bazen paha biçilmez olur.

Çeşitlilik & kıyaslama açısından sayının artması bence çok iyi çünkü bundan herkese fazlasıyla pay çıkar;)

* * *
Dalton Brothers:))
Çizgi roman okumaya Red Kit & Daltonlar'dan devam edeceğim:))

12 Şubat 2010 Cuma

Şöyle olmalıydı...

Blogu açıp bu resmi gördüğünüzde arkasındaki kuş seslerini de duyabilmeliydiniz.




Çünkü bahar habercisi gibi.. Tam şu anda bir martı gurkladı, pencere açık oturmak nasıl da özlenmiş burda.




Akşamdan belliydi hikayesi,







Yine de sevebiliyor insan..

Başına dertte olsa,

Sıksa da

acıtsa da canını

bu şehri & herşeyi sevebiliyor

çok baharımsı sözler bunlar

daha gelmeden havasına girmiş gibiyim.

Yarın da böyle olmalıydı ama

yarına özel bir isteiğim var

onun olabilmesi için

yarın da böyle olmalıydı

...






Bu topukların üzerinde durabilmek için artık daha az yemeliyim!

Havadan mıdır biri bana akıl versin deli gibi acıkıyorum.

Açlıktan karnım ağrıyor.. Gece gündüz açım.

Eskiden kahvaltı edemezdim midem bulanırdı fakat sabah anneannemin çayının yanına 2 lokma birşey yemezsem başım falan dönüyo!




% % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % % %



"Savaş & Barış" da bitti, sırada,






Kaderimiz benzemesin ama dedeme çekmişim herhalde, çok seviyorum okusam & yazsam.. "Karakedi Mecmuası"nda yazdığı şiirler, yazılar, hayata bakışı kara mizah.. O zaman böyle rahat değildi diyeceğim ama şimdi de geriye dönüşe pek bir meraklı değil miyiz? Oysa ben okuyunca bugün gülüyorum:))



"patates bile girmez oldu fileye



yürü süle//man yürü



yürü canım süle//man.."


Dedem yazdıkları yüzünden hapis yattı, soyadımız değişmiş defalarca.. Soyağacı çıkaralım desem ki bir dönem ciddi ciddi merak sarmıştım, imkansız! gerçek soyadımız neydi ki!:O Ne garip insan soyunu merak ediyor sonra onlara benzediğini fark ediyorsun...






Bugün ki blog da bişi var visür belki de, yazmıyo, silmiyo, yüklemiyo, yo , yo , yo....



% ^ ! ' + & / ( = ) ? _


He bu arada Lis'le plan yaptık. Anlatacağım çok uzun hikayelerimiz olacak. PS: LA!



- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -



Dün akşam Yoga'dan çıktım. Önce Miri Hoca bana guatrım varsa Türkiye'den ilaç almak yerine yurtdışından ilaç getirmem gerektiğini söyledi. İlaçların %40ını kullanıyolarmış yaparken. 1 yılda iyi olmak yerine 2 yılda iyileşmek gibi birşey.. Sonra beynin ne tarafı torid bezlerini yönetiyormuş onu bulmam gerektiğini söyledi. Boyun & kalp yanlış anlamadıysam "Zaman" çakrası dedi. Zamana karşı aceleci, yavaş, sorgucu olup olmadığımı sordu!!! Ben zamanla sürekli problemliyimdir!! Sürekli ya önündeyimdir ya gerisinde & durmadan zamandan şikayet ederim. Yoga düzenli yaparsam belki günü birinde ilaç almadan guatrla yollarımızı ayırabileceğimizi söyledi:)))))


Troid hormonu bünyede ne varsa hepsinin anası! Benimki çalışmıyor:)) Artık gülüyorum çünkü 13ümden beri çalışmıyor. İalç alıyorum hala bir denge bulamadım kendime. Aklımı oynatıcak gibi oluyorum bazen bazen gerçek bir sefil moda bürünüyorum. Evet çok dengeli olduğumu idda etmiyorum ama bu kadar da deli olmaz insan... Hep bu Rize'den! Babam "Kara lahanayı az yiyin" derdi. Sülalede bütün kadınlar "Guatr" hepsi üşütük! Zaten cildim de boku yemiş vaziyette bugünlerde! Karaciğerim mi bozuldu nedir tısırdıyor sivilce de değil.



yoga'dan eve geldim über domestiktim.. Eve girdim kombiyi açtım, tavukları tencereye atıp altını açtım, tv'yi açtım "Behlül"e bakıcam:) Üstümü değiştrdim. Etrafa saçtığım kıyafetleri bir çırpıda topladım. Mutfağa döndüm salata yaptım. Tasımı, kabımı hazırladım. Behlül'e baktım:))) Yemek oldu yedim. Reklam arası bulaşık makinası doldur-boşalt yaptım. Behlül başladı, ben de cilt bakımı yaptım 10 saat! Ertesi gün gyeceklerimi hazırladım. 1 haftadır ortalıkta asılı kurumuş çamaşırları katladım yerleştirdim. Zır zır telefonda konuştum o ara. Hatta bir ara Behlül izleyen başka birini arayıp yorum yapmak geldi içimden! Pesledim-ÇÜşledim! Behlül bitti, evi kolaçan ettim cilt bakımını bitirip yattım.


Fakat bu sabah evden çıkarken yeminle 3 gün eve giresim kalmamıştı!!! Tükettim ev kadınlığını 1 gece de! Bana böyle bir Ayşe, Fatma,Hatçe bişi lazım onda karar kıldım. Özellikle son 1 haftadır çamaşır makinasının bana yaptıklarını düşününce iyice emin oldum.


İşe hemen geldim, hemen ama tez!:) Çünkü çocuk&kariyer aynı anda olmaz. Birinin suyu kaçar, öteki tuzsuz kalır!


Hof ne konuşasım varmış bugün... Bugün bu blogu gerçekten vakti bol olan birileri ciddiye alır.. Genele bakıyorum da size ne di mi bunlardan....

26 Ocak 2010 Salı

KARDAN SONRA HERŞEY...

Cadde dünden sonra bugün yine kardan sonra Kadıköy istikameti...


Bostancı istikameti...

Kardan sonra bu ekip dolaba kalkacak... Kulaklıklar kalabilir biraz daha:)


Kardan sonra ilk günbatımı yine can alıcı...


Kardan sonra arka garaj berbat görünüyor...

Yine de bu ara sokak kabusundan & "Ben yaya olarak bir hiçim" yaşam tarzımdan sonra seviyorum kar yağabilir:)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Aslında bu sabah aklımda bambaşka bir konu vardı. Fakat o kadar kar etkisindeyim ki uçtu gitti... Sonra akşamın bu saati günbatımına bir kere daha hayran olurken, kolumu camdan dışarı fotoğraf çekmek için uzattığımda kolum donunca birden geri geldi hafızam..

"Yaz" saatim geldi. Önce kara dokunmak istedim :)) Fotoğrafların konuyu derince açıkladığını düşünerek bu sabah aklımı kurcalayan meseleyi paylaşma sırası geldi.

Malum ben gündem insanı değilim (yersen:)).. Sabahtan akşama kadar milleti delirtene kadar burda ajans dinlesem de.. Bugün "Aşk-ı memnu" açıklamasını, kalpleri merhamet dolu insanları duymuş olsam da benim gündeme bakışım farklı.

Mesela bu sabah aklım bir arkadaşımın kısa bir süre önce nişanlandıklarını söylediği kuaförü & manikürcüsü geldi. Aynı futbolcu&manken aşkı gibi. Aynı zengin işadamı&sosyetik güzel aşkı gibi. Davul & dengiyle ilgili o söz kulaklarımda çınlıyor.. Aynı işi, aynı çevreyi, aynı yaşam tarzını paylaşan insanlar sonunda aynı yatağı da paylaşıyor.

Kelimemiz "paylaşmak". Mesela bu denkleme göre bir alkolik & bir bağımlı süper bir çift olabilir mi? Hem birbirini iyi anlar hem de aynı yaşam tarzını paylaşır. Paylaştıkça aşkları artar mı? Ama birbirlerinin derinlikleri hiç göremeden sadece o bulut gibi birşeyi paylaşarak...

Çok paylaşan insanların birbirinden sıkılmaları sendromu var bende. "Çok muhabbet tez ayrılık getirir". Bunu çok küçüklüğümde duymuştum. Yazlıkta birgün anneannem yan evi kiralayan hergün şen şakrark, bülbül gibi öpüşen koklaşan çift için söylemişti bu sözü.. 1 hafta sonra adam sitenin B Bloğunda başka bir balkonda başka biriyle çift olmuş fingirderken, tek kalın yan evin kiracısı kız balkonda bir başına rakı dubleleriyle konuşuyordu. Çok paylaştılar da ayrıldılar mı? Bitti mi paylaşılacaklar? Bir anda başkasına mı aşık oldu beyefendi?

Ay gerçekten bilmiyorum! Ama görüyorum şahit oluyorum ki benim de başıma gelmişliği var benzer bir durumun. İnsan ortak birşeyi paylaştığı için mi birlikte olur o paylaşım bitince de neden ayrılır? İnsan insanın kalbini sevmez mi, ruhu hoşuna gitmez mi, fikirlerine " ay ne parlak" demez mi, tenine dokunurken içi titremez mi, yemek yapınca hoşuna gitmez mi, gözlerini beyenmez mi, o gülerken dudakları arasında kaybolmak istemez mi?

Hala bilmiyorum.

Evet paylaşmak güzel.
Ama önce karşındaki güzel olmalı..
Ortaklık olur sanki ötekisi.
Bilemedim gitti...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Bağdat Caddesi Canlı Kar Yayın Ekibi

















Scholtzky'nin Sokağı
Nine West'in sokağı
Dükkan Burger'in önü
Massimo Dutti'nin önü
Zara'nın yanı
Şaşkınbakkal ışıkların gerisi
Cadde de vaziyet bu okur:)

Dikkat! Bu Bir Kardan Adam Blogtur!



3 gündür yağıyor kar:)
3 gündür beyaz ortalık:)
3 gündür herşey iptal:)
Hayat durdu - durduruldu-
Okullar tatil, en azından yüksek merciler bir de onları düşünmek zorunda kalmadı:O
Ben saydım bizim yakada yere düşen toplasan 2 m3 kar!
Bu kadar karla ne kar topu oynanır ne kardan adam yapılır:(
Zaten yarısı da dün eridi!
Ama yollar kaygan!
Ara sokakta patinaj garanti.
Kaldırımlar vıjır vıjır.
Ağaçlar, yapraklar kar...
Ama diyorum ya bir adet kar topu için bir araba üstü yağmış kar lazım..
Kürenin dengesini bozduk ya kar bile kalitesiz.
Nerde o eski karlar..
Ben ilkokula giderken kar yağdı mı bir kere, on mahalle çocuk, tanıdık tanımadık toplaşır kar topu oynardık.
Hepimiz hasta olurduk katır kutur kar yemekten!
Yüzlerimiz tatar gibi olana kadar kar topu patlatırdık birbirimizin kafalarında!
Kardan adam için herkes üstünde ne varsa çıkartıp, kardan adama takınca gelsin ateş 38 derece..
Hasta olmadıysan her yere gitmek mecburi, yuva, okul, annenin iş yeri vs vs vs..
Servisin üstü karla dolmuş, tekerlekli kar topu olarak okula giderdik. Ertesi gün tatil olurdu.
Çatıların 1 karış kar tutması lazım!
Daha kar yağmadı bu da kar sayılmaz..
Sorsak babamlar ne karlar gördü, anneannem karda yürüyerek okula gitmeyi de anlatır çok ısrar edersek..
Telaşa mahal yok daha o kadar olmadı.
Ama eminim ki çılgın şoförler bu havayı da insana ziyan edecek bir yol bulurlar.
Birbirinin üzerine kayarak, ileri sürüş bilmeden yollarda ralli yaparak!
Zaten ileri sürüşten haberi olan ralli pisti hariç yollarda hız yapılmayacağını adı soyadı kadar iyi bilir!
En çok kediler, köpekler, kuşlar düşünüdürüyor beni...
Kar altına ne yiycek, ne sığınacak yer bulabiliyorlar.
Onun için çekinmeyin, dışarı çıkarken bir poşet artık ekmek alın, kenara bırakmaktan zarar gelmez.
Bu hafta Sibirya soğukları başlıyor. Önlemini al ey okur!
Ama belki kar yağışı sebebyile internette durur tıpkı hayatın İstanbul'un her köşesinde durduğu gibi..
Ya gerçekten Sibirya gibi kar yağsaydı bu şehre, ya Kanada gib olsaydı...
Oralarda hep B Planları var.
Bizde de 2 ton tuz, 5 ton buz çözücü gerisi ne işe yarıyor ki zaten!
Tuzu B Planı & tedbir sanan zihniyetle nereye kadar...
Kar yağarken kesilen elektrikle nereye kadar...
Aklıma geldikçe sıraladım ben kar severim, kış bile severim, bu ülke de her mevsimi severim...
Keşke bütün yürekler benim ki gibi atsa da "tedbir" sadece tuzdan ibaret sanılmasa..
PS: Hey bılog biraz daha kar yağarsa senle aşağıda buluşalım! Kar topu maçı yapalım var mısın?:)

27 Eylül 2009 Pazar

Jolie...

Nerden başlasam... Bazen hayat birgündür, bazen de bütün bir ömür bile olamamıştır.

4 yılda her köşesini öğrendim İ.Ü'nün çevresinin.. Okula gitmenin envai çeşit yolunu öğrendim. Derken okul bitti bir iki defayı geçmemek üzere birkaç defa daha gittim. Lafı uzun etmeden buyrun resimler sonra bir iki satır olacak arada..






Sonunda bir vakit geliyor şuursuz & yorgun bir hal alıyor bünye.. Ayaklar sızlıyor, baş ağrıyor, mide dönüyor.. Derken bir vitrin dikkatimi çekiyor delice "İçeri girmem lazım" diye atıyorum kendimi içeri & 2 saatlik uzun bir sohbet.. JOLIE! (BEBEK DÜNYASI:)










Tam yeni anne&bebek dükkanı. Ona "Hoşgeldin" demek isterseniz Jolie de herşey var, bebek bebek bir dükkan, herşey puf puf, mıncıklamak geliyor insanın içinden..
Jolie
Adres: Sabuncuhan cad. No.75 34410 Eminönü
Tel. 0212 520 44 28 - 29
He bu arada Jolie kim mi? Hatırlı bir dost:)


* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Günün sorusu: Sevgili Bılog! Sence de Japonların yeni akımı "Ganguro", Divamızca yıllar yılı olmadı mı başlatılalı?!


Divamız mı daha Ganduro yoksa Japonlar mı bilemedim...