Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2010 Çarşamba

Deli kıza cilve yap demişler gitmiş....

:)
Ajda, ne kadar eski bir resim..
Kıyafeti, duruşu, saçı o zamandan bu zamana hala başka..
Bence o modernizmin belgesi.
Hatta Avrupalı bir tarafımız varsa o Ajda bence..

Fotoğraf kıyafetlere bakılırsa 70lerin sonu 80lerin başı gibi çekilmiş. Muhtemelen o deönem ki cemiyet hayatının en ünlü simaları bu hanımlar. Fotoğraf bir sahaftan bulundu. Sonra benim oldu:) (Teşekkürler;))
************************************************************************************
Aslında bugün 4 filmden söz edecektim, kitabın arasından çıkan Ajda fotoğrafı kafamı karıştırdı:).

Shrek
Acı Aşk
7 Kocalı Hürmüz
Alice In Wonderland

Shrek son bölümünde tıpkı Acı Aşk'taki Orhan gibi bir erkeğin koptuğu anı anlatıyor:) Shrek evlenip 3 çocuğu olduktan sonra Orhan evlilik teklif edecekken aldatıldıktan sonra kopuyor. Her ikiside filmin sonunda bir yolunu buluyorlar hayata bir kablo ie bağlanıyorlar.
Alice babasının ölümünden sonra ortağının oğlu ile zorla evlendirilmek üzereyken kaçıyor, Hürmüz ise ölen kocasından sonra bir türlü mutlu olamıyor:) Sanırım bu filmde en beyendiğim sahne hamamda kadınların bu gece gökten sapır sapır pipi yağacak şarkısını söyleyerek dans etmeleri.. Ülkemde kadınlar yıllardır mutsuz! Asırlardır bir pipi mevzuuudur almış yürümüş. Alice öteki filmde kocadan kaçarken, zavallı Hürmüz aradığı kocayı bir türlü bulamıyor:)) Adam çok malzeme yok!

Gelelim neden sezonun bu kadar gerisinde kaldığıma çünkü şu 4 filmi izlemek için sinemaya gitseydim yaklaşık 40TL sadece bilet parası verecektim, yol, mısır, su derken batacaktım:)

Yağmur sonrası İstanbul havası gibiyim ne güneşli, ne bulutlu, ne sıcak, ne yağmurlu..

29 Mart 2010 Pazartesi

Şetefera Külfiğ Huhu Filfi - Serveti Finun -Eyvah Eyvah

90 dk. komple gülüosun:))
Ya hatta avazın çıktığı kadar gülüosun, patlıosun..
Arada saçma saçma da gülüosun bir önce ki sahnenin etkisinde çıkamadan:)
Bu adam komik kardeşim başlı başına komik yapıcak bişi yok!
Konu aramicaksınız tabi ki öyle derin konular falan işlenmemiş, hatta tam bizim klasiklerden..
Sahne de aramicaksınız, beklentilerde tavan yapmadan alıcaksınız koltukta yerinizi.
Zaten yerinizi unutmicaksınız burası Holivud değil di mi!?
Ege havası böyle kokla, çek içine derin derin..
İnsanın kokan domatesle yapılmış menemen yiyesi geliyor filmi izlerken taze ekmeği bana bana..
Tam bu tat da bir film.
Bozcaada severler kesin gitsin, yaz gelse de bir adalasak dedirtiyor sahneler.. Bozcaada'da çekildiğinden diil de..
Ne bileyim benim yine o Eceabat, Geyikli, Gelibolu yollarında bir araba süresim, feribotta kuyruk bekleyesim tüttü burnumda:)
Hatta son sefer feribot beklerken "Hadi denize girelim" demiş ta feribot kalkana kadar denizin içinde durmuş dar dar konuşmuş feribot kalkarken bir çırpınalım diyerekten anca atlamıştık Geyikli don sularına:)
Neyse lafı eveleyip gevelemeyin kalkın gidin ben durmadan güldüm.
Sadece o Egeli aksanı yeter..
Dondurmam Gaymak misali;)
Ya ben çok aksiyon aramıyorum filmlerde yapın şöyle komedik film özlemişiz gülmeyi.
Demet Akbağ'ı da özlemiştikmiş:))
Seda Sayan göndermesi sesi bile aynı ya!
Evet siz bu filme giderseniz birilerinin cebine para girecek, birileri çıkıp o cebine paran giren birilerini durmadan "kötü" film diye eleştiricek, sonra çıkıp biri daha komiğini yapacak, bu sefer benim "kötü" filmim seninkinden daha komikti diye polemikler çıkıcak & bu böyle devam ederken sizin aklınızda filmden saçma ama komik & sizi dakikalarca güldüren kareler kalıcak.
Günün birinde bir arkadaş sohbetinde belki siz de film için kötü diyeceksiniz ama sizi güldürmüş olmasını inkar edemiyeceksiniz malum bir tanığınız olacak.
İsterseniz tek başınıza gidin ama böğürerek gülemezsiniz illa şahitli gitmek gerekir yoksa kendi başına koltuğuna tıkılır kalır öyle de gülmen içinde patlar kalırsın!
Kötüleme kardeşim git bi bak, görmeden FİKİR yürütme hele ki bi işe yaramiyacaksa beni de değiştiremeyeceğine göre fikrinde 3-1 inde kendine kalsın.
Had şimdi kal sağlıcakla:)

2 Şubat 2010 Salı

Şimdi şöyle...

Zeyna

Henry & Ann Boleyn The Tudors'dan

Star Wars

Merlin


Merlin & King Arthur Efsanesi..

Marie Antoinette

Marie Antoinette


Henry the Eight:)

Ann Boleyn:)))


Avatar - Jake Sully

Potter!


Artık "Star Wars" izliyorum. Nedeni açık çok fantastik bir dünya..Avatar'ı izlediğimde hissettiğim şeyleri hissetmeyi seviyorum. Filmin ekolojik, biyolojik, felsefik,demogojik kısımları beni enterese etmiyor. Yok efendim Irak Savaşı’na ve insanoğlunun doğayıve barındırdığı diğer canlıları yok etmesine karşı bir gönderiymişte, yok Amerikalıların kızılderelileri yok etmesiymiş, maço beyaz erkek ırkıymış beni bağlamıyor. Konuya değil bana sundukları o görsel ziyafete bakıyorum. Hangi manyak bunu düşünebildi! Aynı Harry Potter gibi! Kitabı elime aldığım gün "bu kadın kaffayı yemiş" demiştim. O nası bir hayalgücü, ne yiyor, içiyorsan söyle biz de yiyelim! Fantastik herşeye bayılıyorum. Animasyon filmleri ayrı & ayrıca özel ilgi alanım. "Aaaaa şunu izlemedin mi?!" dedikleri an bir balyoz alıp donk diye kafama vurmak istiyorum, nasıl atladım diye! Onun için Star Wars benlik!Merlin'de var. Eskiden Zeyna izlerdim. Pazar dedin mi saat 8 aç televizyonu Zeyna var. Zeyna boşluğu Merlin'le doldu. Saatleri ileri almak zorunda kalıyorum bazen ama.. Geçen gün Sosyetik'le The Tudors izledik. Pes dedim! Ben zaten filoloji mezunuyum. İngiltere, İspanya, Fransa tarihlerini neredeyse biliyorum. Sürekli aralarında Elizabeth & Maria'ları takas ettiklerinden. The Tudors'da 8. Henry'nin yatak odasında geçiyor. Yani korkuyorum ne diyeyim bu Henry ekrandan çıkar bizim de kanımıza girer diye. İzlerken Sosyetik sürekli "Ama ne Henry ne Boleyn kızları bu kadar güzeldi, hepsi birbirindne çirkin!". Adam hem çirkin, hem kral, hem seksomanyak! Çoluğunuz çoğunuz varsa açmayın The Tudors. Boleyn kızlarını, Marie Antoinette'i izlediğimde büyülü fakat zevke düşkün bir dünya içinde hissettim kendimi.. Hiç gerçek gelmedi desem yeridir. Tudors'da, Merlin'de gerçek gelmiyor. Merlin kendi gerçek olmasa bile Kral Arthur gerçek...Sonuç olarak über modern şeyleri değil böyle kurgu, animasyon ne varsa getirin onları izlemek istiyorum:)

1 Şubat 2010 Pazartesi

"Annem bir gerizekalıydı, aşk için evlendi ve...."

..... bunun için hergün gözyaşı döktü"
"Bir iş istiyorum çalışmak için bir iş"
"Hiç kimseyle evlenmeyi düşünmüyorum"
"Çalışmazsam nasıl zengin olacağım"
"Saçma kitaplar da insana birşeyler öğretir"
Coco avant Chanel
Gabriel Coco Chanel


"Aşkın için ölür müsün?"
"Aşk için bir dünyayı yok edebilir misin?"
"Süpersınıf"
"Marka aptalların parasını sömürmek içindir"
"Şu anda olduğum yerde olmak için herşeyini verecek binlerce kız vardır"
Kazanan Yalnızdır
Paulo Coelho

"Herkes metrodaki patlamayı konuşuyor"
"Yıldızlara bakmak şarkısı - Coldplay"
"Olimpiyat için Londra seçilmiş, herkes arablarının kornalarına bakıyor"
"Totenham'dan tukarı yürüyorum, diğer arkadaşlarımla metroda buluşacağız ama birbirimizi hiç tanımıyor gibi yapacağız"
"Bunu yapamam sen benim ablamsın!"
"Akşam ofiste bir tek ben vardım o raporu rakip firmaya ben faksladım"
"Marketteki meyveler yüzünden ordan geri dönecek enerjiyi kendimde bulamadım"
Pornography - Pornography

Look at the stars,
Look how they shine for you,
And everything you do,
Yeah they were all yellow......

I came along
I wrote a song for you
And all the things you do
And it was called yellow
So then I took my turn
Oh all the things
I've done
And it was all yellow
Your skin
Oh yeah your skin and bones
Turn into something beautiful
D'you know you know
I love you so
You know I love you so
I swam across
I jumped across for you
Oh all the things you do
Cause you were all yellow
I drew a line
I drew a line for you
Oh what a thing to do
And it was all yellow
Your skin
Oh yeah your skin and bones
Turn into something beautiful
D'you know for you i bleed myself dry
For you i bleed myself dry
Its true look
how they shine for you look
how they shine for you look
how they shine for you look
how they shine for you look
how they shine for you look
how they shine look at the stars look
ColdPlay-Yellow Look At The Stars
ColdPlay - Yellow Look At The Stars

22 Mart 2009 Pazar

Üzümün çöpü Armutun sapı!

Birbirinin poposuna şaplak atan, dudaklarına şehvetle sarılan erkeklere bakmaya tahammülün varsa "Milk" izlenesi bir film olabilir.. "Iyyyy", "Ay hayıııııııııııırr", "Allaaaaa korusuoooon" diyerek izledik ama Milk'te bitmek bilmeyen bir savaş var "Hope"!




Gözümüzün önünde bir gay umut ederek öldü. Haklarını elde edebilmek umuduyla savaştı. Hayatından feragat etti, özgürlükleri kısıtlanmaması için savaştı, sonunda bunun için öldü. O gün değil ama bugün cinsel tercihleri sorgulanmadan bir çok insan sabahları işlerine gidip, toplum içinde sorgulanmadan, aşağılanmadan yaşıyorlar.





"Gay"sever değilim! Bu filmde destekleyeceğim birşey varsa o da "özgürlüktür", "varolma savaşıdır".





Ne yazık ki hayat, yaşanası, tadı doya doya çıkartılası, tepe tepe eskitilesi olması gerekirken, insanlar kendilerine bu hayatı dar edecek her bokun içine balıklama dalıyorlar. Üstelik bu bok mutsuzluklarına başkalarını da bulaştırıp herkesi berbat ediyorlar. Pollyanna olalım demiyorum ama bir ucundan tutmak lazım. Kendi kendimizi başımıza getirdiğimiz yöneticilerle, yaptığımız tercihlerle, izlediğimiz spastik televizyon programlarıyla & kendimize birşeyler katacak ama yapmadığımız herşeyle hayatı cehenneme çeviriyoruz.





Milk'ten yola çıkıp yine edebiyat yaptım... Anarşist diyenler olacaktır.. Kolay anlaşılır şeyler yazmadığımın farkındayım. Anlayanların anlamasını umut ediyorum bende..





YYYYYYYYYYYYY




Geçen akşam Tanya kafayla Sevil'de makyaj malzemeleriyle coşarken bir parfüm kokusu yayıldı.. Nasıl güzel bi koku! Testerdan sıktırıp koklaya koklaya mağazadan çıktık. 2 gündür koklamaktan kendimi alamıyorum "Tous". Silver & Gold olarak 2 versiyonu var. Şekerli, bekledikçe daha güzelleşiyor. Afrodizyak içeriğiyle ön plana çıkıyor. Burnuma yapıştırdığımı inkar edemicem. Tasarımıyla ayrıca dikkatimi çeken "Tous" beni Lolita'dan ayıracak mı?:)))


* Kadın milletine alışveriş demiceksin!

Mürebbiyenin bile terbiye edemediği bılog:)

16 Mart 2009 Pazartesi

Göze batan yürek yakan bişiler..


Reklam fanatiği bu bünye dün MaCin vitrininde görüp aynı anda vitrine & görevli kızların tanıtım için giydikleri tek omuz tshirtlere saldırarak çektiği Hello Kitty!

Bayılıyorum Heloo Kitty'e gerçekten yaşımdan başımdan da utanmıyorum. Sokakta da böyle kıyafetler giyerek gezinmek istiyorum.

Hello Kitty serisi yapmışlar! Neyse ki geçen yıl H&M'den almıştım yoksa şimdi yerlerde tepiniyodum. HelloKitty bebek dünya paraydı. Annem "Bu yaşta hala Hello Kitty! Kızım yürü ev Hello Kitty almıyo" diyerek çeiştirdi beni:(

#########

Aktivitiys of bu haftasonu!
Hızlı giriş yavaş çıkış yaptım bu haftasonu önce Blacck . Girerken de çıkarken de aynı şeyi düşündüm; "Bu kadar para döküp gece klubu yapıyorlar fakat iki merdiveni düzeltemiyorlar!". Basamakları yokuş ağaşı bakan & trabzanları bildiğimiz demir borudan 3 basamaklı berbate merdiven! Ama otopark 30lira. Çok değişik düşünceler içerisindeyim.

DVDlerden alamadım yine gözlerimi

Two Lovers izlenmese de olur bir film, 2 kadın & 1 adam arası berbat aşk hikayesi anlatılıyor.
Slumdog Millionaire gerçekten çok muhteşem bir film ama beni benden alan bütün Hint filmlerinin bitişinde eksik olmayan o toplu danstır! "Oleeey oleeeyyy" diyerek izledim yemin olsun:)
The Tale of Despereaux, Ratatuy kadar olmasa da iyi bir Fare animasyonu. Üstelik ayrı karakterlerden yola çıkılıp konunun tek bir noktada bağlanması hiç dğeilse çocuklar biraz düşündürmeye itecek kadar iyi. Ne de olsa son yıllarda herşey eğitimi baltalamak için en azından çizgi filmle falan açalım çocukların kafaları.

!!!!!!!!!!!!
Aslında bu haftasonu dikkatimi çok çok çeken birşey öğrendim. YÖK asistanları, araştırma görevlilerini üniversitelerden atıyormuş. Şimdi bu çok kaba bir tabir oldu farkındayım. İşten çıkartılmanın argosudur "atılmak", "kıçına tekmeyi basmak" vb. & merak ediyorum "Neden?!". Ben üniversiteyken çok cavıltılı bir ortam vardı, ders baskınları, olaylı yürüyüşler, fikir çatışmaları, polis aramaları.. Belki ailesi, kendi üniversite yıllarında çok acılar çektiği için bütün bunlardan uzak tutularak büyütülmüş olmanın getirdiği bir çekimserlikle üniversite biraz daha sıkıcılaşmıştı gözümde. Avluda oturup o yılları sırtlanmış duvarları koklamak, camlarında izi kalmış anıları izlemek çok da uzun uzun kısmet olmadı. Üniversite çevresinde geçti ama içinde uzun uzun da geçemedi zaman. Her zaman o tarihi havasını sevdim fakat kantin basıldığında da, derslerden zorla çıkarılmak istendiğimizde de çekindim. Şimdi bütün bunların YÖK'le ne ilgisi var. Bana göre çok çok ilgisi var. Akademisyen olmadıysak, ben mezun olduğumda Türk öğreticiler olmadığı için bölüm kapandıysa, verilen ödenek doğru kullanılmadığı için popomuz donarak derslere girdiysek, hakkını doğru düzgün aramak öğretilmediyse, üniversite içinde hep bir çıkar ilişkisi, hep bir bezginlik, hep bir bugün git yarın gel olduysa sanırım kabahtlisi ben yada yetiştirilme tarzım değildi.
Neden hep bir bozgunculuk var konu eğitim olduğunda? Zaten ülkenin 4 bir yanı kırılmıyor mu eğitimsizlikten.. Dün alışveriş merkezinde UNICEF gönüllüsü üniversite öğrencileri okutulamayan çocuklar için başlattıkları bir kampanya olduğunu anlatmak için önümü kesmedi mi? Artık eğitim baltalarını bırakınız lütfen! Ben Sibel Can'nın ilkokul yaptırmasından utanıyorum. İsmi cismi belli olmayan kolejlerden, yarın varolup olmayacağı belli olmayan özel üniversitelerden utanıyorum. Çünkü bunlar özel değil devletin olmalı. Devletin parası olmayan & eğitime çok çok fazla ihtiyacı olan çocuklara, gençlere dolu dolu sunduğu imkanlar olarak ayakta durmalı. İşlenmesi gereken, doğru yolun gösterilmesi gereken hergün bir suça karışan yada bir suça alet olan & ziyan olan gençlerin ilkokuldan başlayarak, üniversiteye kadar iyi eğitimciler tarafından işlenmesi & doldurulması gerek. Bu konuyu işsizliğe asla bağlamayacağım. Bence üniversite okumakla işsizlik arasında çok ayrımcı bir fark var. Üniversite okumak farklı bir kültürdür farkılı bir yaşamdır. Orada sınıf arkadaşlarınız yoktur, öğretmen yoktur, orda tanıştığınız kişiler bundan sonraki hayatınızda sizin tecrübeleriniz olacak kimselerdir. Profesöründen araştırma görevlisine herkes yürüyen birer kitap gibidir. Hayatını eğitime vermiş kimselerin fikirlerini, bilgilerini almak onlarla 2 saatlik bir ders yapabilmek bile insanın ömrü boyunca okuyacağı bir çok kitaptan daha kıymetlidir. Üniversite caydırıcı değil yapıcı olmalıdır. Fikirlerin tartışılabileceği, ilim bilim yapılacak yerler olmalıdır. Yoksa beyin göçü olur, yoksa suç olur, suçlu olunur, ülkenin geleceği kaybolur. Demem o ki verilen şartları göze alıp hala ilim bilim peşinde koşan araştırma görevlilerini öpüp başınıza koyacağınız yerde yerinden edip üniversitenin köklerini kazımak kendi geleceğine savaş açmak gibi..
^^^^^^^^^^
Sing in olmadan çalışan bılog!





26 Şubat 2009 Perşembe

4°C Oldu Mu O kaDAR!?

As soon as you sound like him
Give me a call
When you're so sensitive
Its a long way to fall

Whenever you need a home
I will be there
Whenever you're all alone
And nobody cares

You're just a poor misguided fool
Who thinks they know what I should do
A line for me and a line for you
I lose my right to a point of view

Whenever you reach for me
I'll be your guide
Whenever you need someone
To keep it inside

Whenever you need a home
I will be there
Whenever you're all alone
And nobody cares

You're just a poor misguided fool
Who thinks they know what I should do
A line for me and a line for you
I lose my right to a point of view

I'll be your guide in the morning
You cover up bullet holes

As soon as you sound like him
Give me a call
When you're so sensitive
Its a long way to fall

You're just a poor misguided fool
Who thinks they know what I should do
A line for me and a line for you
I lose my right to a point of view
Uk yapım çocuklardır kendileri..
Hava kapalıyken, kötü haber aldığında,
Bazen hayatın tünele girdiğine inandığında,
Of çek pimi yorma beni dediğinde,
Bence sirseri id kıyafetleri çekilip,
Kulaklara ipod takılıp,
A-sosyale bağlayıp,
Önüne, adımlarına bakarak yürünüp,
Mümkünse içecek bişeyler eşliğinde çok da haz yapar bu şarkı insanda.

********************************************************

Sabah 3'tü öğlen 4 oldu
Hava içimle eşit sıcaklıkta:))
Üşümüyorum yanaklarım kızarıyor.

Numara 39'dan çemkirerek ayakkaplarımı aldım
Bi kez daha anladım çemkirmezsen kimse adam değil.

Dün derin aşk konuları kanırtılınca,
Kadınlar başka ne konuşur ki zaten !!
Aklıma şöyle bişi geldi
Madem bu kadar acıtıyor yakınlık;
"En iyi duruşum senden uzak duruşum"
Nasıl çok cilalı değil mi:)

Aldığım bi habere göre bir kaLpağın doğumgünüymüş
KaLpaklık, yıvışlık & pişkinlik bi kişinin içine kaçmış
Onun da doğumgünü kutlanıyor!
Şu yalanlardan vazgeçin kardeş
300 kişi davetliymiş 100'ü ancak gelirmiş!
Hangi doğumgün ya Kral Faruk mu?

"Ben hiç günah yapmadım" demişti Özgü Namal
Mutluluk adlı filminde..
Kendisini takdir eder
Şayan bile bulurum!
Bazen günahsız olmak imkansızdır.

Ağız tadıyla izleyeceğim biriken 10bin milyon dvd
Gözlerimin içine bakarken
Keyfimin içine eden usta birliği
"Olm bana müdürünü çağır onu geberteceğim" diyesimi getirdiği için
Bir kenara tıktım!

Bak tam şu anda koşmak,
Koştuğum için terlemek,
Terlediğim için denize girmek,
Denize girmek için de yeni bikini satın almak istiyorum!

Çalmayan telefonu fırlatmak,
Beni şişko tartan baskülü kırmak,
Leblebili boza gibi olmaz mıydı!

Paramın hesabını yapana kılım'
Uzak olsun yakın olsun
Kapıma gelen herkes muhasebemi tutuyor
Beraber mi kazandık haberim yok anasını satiyim!

Uçak düştü düzen bozuldu
Merakla bekliyor herkes nefesini tutmuş
Olanlardan haber alabilmek için bile
Uçağın bizim topraklarımız düşmesi gerekirdi
Anlayacağın oralar hala yaban eller
Heveslenme!
Mart'ta sadece kapıdan bakma
"Evet"i ona göre bas!

Buralar soğudu bılog güneye mi göçsek?:S





24 Şubat 2009 Salı

ÇıkaRın KağıtlArı QuiZZZ Yapcam!

Oh mon diyö bılog! Sorarım a kuzum sana, bir adamla 1,5 sene flört edip, suvarilik görevini de tamamladıktan sonra ne yapmalı!

*************************************************************************************

Uzundur ara vermiştim Opera" harekatlarına... Bu sefer kolumda Sosyetik vardı. Benim yüzümden geç kaldığımız için ilk yarıya girememiş olsak bile.. İlk yarıya giremediğimiz için yerimizi başkalarına verdikleri için ikinci yarıyı balkon denen yampiri locadan izlemiş olsak bile yine gideceğiz! Süreyya Operası İstanbul'un son Opera & Bale sahnesi! Biz keyifle izledik Şen Dul'u darısı severlern başına.

#####################################################################

"Bolt" , her animasyonu Persepolis sanma demişlerdi bana yada Corpse Bridge! Ben ne yaptım Bolt'u sabırla izledim. Zavallı bir köpek yavrusudur Bolt, hayvan barınağından alınır & oyuncu küçük Penny ile televizyon yıldızı olur. Ancak Bolt oynadıkları bütün dizileri, dizi kahramanlarını, dizideki rolünü & dizi boyu yaptığı herşeyi film hilesi değil gerçek sanmaktadır. Ona hayatın gerçeklerini Mittens isimli sokak kedisi öğretecektir! Doubt'tan sonra sonu çarpıcı olmayan bir başka film daha üstelik animasyon! Çok üzgünüm..

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Haftasonları Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde İktisat Teorisi dersi alıyorum:O Hak verilmiş okuyoruz "Eğitim ŞArt!", "Doktor Boneee" mi olalım:)) Master yapmaya vakit bulamayınca Açık Öğretim'de İşletme okumaya karar verdim. Sadece kendi paramı işletmeyi başarsam kardır dedim:))) Dersler de üniversitede! I luv it! Gerçekten üniversite kokusu başka bişi.. Araya yıllar girdi, aşılmayan yollar, hergün gittim Beyazıt'a ama kaç senedir birgün gidemedim. Öğrencilik insanın ruhunun yaşlanmasına engel olan bir meslek, hobi, uğraş ne dersen o!

Marmara Üniversitesi sizinle de paylaşmak isterim:))


Koridorlar "Atam"ın resimleriyle dolu & gözkamaştırıcı! Orada olmaktan huzur & gurur duyuyor insan..




Ben anneanne çocuğuyum, onun evinde de vardı böyle yer karoları... Seramik demezlerdi yada döşeme "yer karosu"ydu adı...











Derin koridorlar, uzun merdivenler, saraylara layık aydınlatmalar.... Bir kapının önğnden geçiyorum "Gel" diyor bir ses.. Adımlarıma hakim olamıyorum "Atam" çağırıyor. Bina içinde Atatürk Mabedi..

Üniversite dediğin yer böyle bir yer olmalı. 50 yıl, 100 yıl o kadar çok zamadır orada olmalı ki içinden alabileceğin binlerce şey olsun. Duvarlar bile kulaklarına tecrübeleri, bilgileri fısıldasın. Dol! Ağzına kadar dol!


İstanbul'a yakışır bir hava.. Fark etmezdi ama "Öğrenci adama koymaz" derdik biz.. İsterse kar yağsın açık bahçede oturuldu ne olursa olsun.

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

Paylaşmadan edemeyeceğim Özgecim kulaklarını çınlattım. İşçilerle yürürken!

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%


Araba kullanırken foto şipşaklamak tehliklei & hatalı bir davranış olabilir:))) Ama bu da çekilmez mi be kardeşim! Özgüvenin allahına gel! Soner Bora kop da gel!:))))))

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu da böyle bir anımdı bılog diyeceğim! İki deli tanıyorum ben. Bildiğin iki yarım akıllı biri Birigit öteki LaDY LiS! Pazar günü telefon zırıltısı ses şu viiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiik tonunda;

- Biz şimdi dööömeciye gitcez döööme yaptırıcaz!
- Hö! öyle don diye gidince dan diye yapıyolar mı dööömeeee?
- Ya Tanya'nın gittiği dööömeeeeciiiii..
- He o yapıyo yani!? :S :O Tamam ararım ben şimdi.
- İyi Kadıköy'de buluşalım!

Buluştuk ben, LaDy Lis & Birigit.. Ben gittiğimde 50 bin tane katolog bitmiş hala karar verilememişti.

- Hmmm şimdi ben Su Perisi istiyorum buramaaa bööyle şey
- Kasık diyorsunuz.
- Hı hı evet böyle (hareketleri göstererek) böyle bişi üflüyo gibi...
- Siz peki? :O ( adamlar şokta istekleri duyunca )
- Yldız. Burama yıldız. (eliyle gösteriyo yerini konuşan Recep İvedik yani LaDy LiS)

Herkes şokta Çağatay yani sanatkar kişi soruyor kendi kendine "Ersin Hocam bunları benim başıma neden sardı? Acaba son dövmeyi mi beyenmedi!"

Vızıldıyor duruyoruz adamın tepesinde. Neyse seçilen seçildi randevuğğğ vule vu alındı. Pazar bi daha ordayız.

Dönerken konuşuyoruz;
- Bak LaDydim LiS'im orası çok orta bi yer orana yaptırma. Bak ustalarla Muharremlerle çalışıyosun lafını dinletemicen. Dövme görünce "Abla akşama Taksim Ücra Bar'a takılsana benle" diyicek adamlar (Havaya konuşuyorum tabi, inadım inat po.. 2 kanat.. haller)
- Yıldız burama böyle nolucak ki.

Ben dövme yaptırıcam yerine net karar verdim, benim figürüm budur, dövemem bana özeldir diyenlere & kafasını balona çevirdiğimiz halde bize sabır eden Çağatay'a teşekkürlerimizi sunarak,

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bak bılog beni aramış sormuşsun ama deidm sana evi şantiyeden kurtarmaya çalışıyoruz. Bu gidişle neredeyse Belediye gelip bu evden yol geçecek diyecek. Ödüm kopuyo!

Bak bu da ikea'dan aldığımız insan üstü etejer! İkea'da baktığımızda göbek deliği, zeytn yeme merkezinde bitiyordu boyu.. Eve gelince boy attı.. Yoksa ev mi küçüldü!

/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Bugün Cadılar Bayramı kutlamak isteyeni lunaparka davetli!




Pes'lere çeyrek kala; sen kal bılog ben gidiyorum artık çok fazla şey beklemiyorum!

4 Şubat 2009 Çarşamba

Oh La la!


Çok fırağnsız kalktım bu sabah! Ortaokula giderken Fırağnsız Öpücüğü diye bi dizi izlerdik, Jujü, Etiyen, Fıransua o zamanlardan fırağnsızlaştırıldık biz şimdi hakim olamıyorum şaşkınlıklarıma:))

Birgün önce "Zabahınan zaat 8 burayum" diyen fakat bu sabah 7.30'da zili çalan usta için Oh La lA!

27 Şubat'ta mahallenin sinemasında, hemde korsanından önce:O, "Gölgesizler" Oh La lA!

Yuh be bu yaşta da soyunulur mu? dedirten.Zaten oldu olası hiç giyinmeyen & 16 Şuba'ta çıkaracağı yeni albümü "Years of Refusal" & ilk singılı "Ay em tıroving may arms erond PAris" için soyunan Morrissey (eski The Smiths üyesi çaktın köfteyi?)Oh La lA!

Sabah sabah lö möskö lö bılö ayakkapnar! Oh La lA La lA La lA!

Akşam 20:00'ı görmeden ofisini bırakmayan bana da bi Oh La lA!

Gazetelerin 48 saatlik magazin turları Oh La lA!

Yaklaşan sevgililer günü & her zıkkımın kenarına yapıştırılan ilgili tüketim reklamları Oh La lA!

Eeeeee bılog sende hak ettin şanlı bir Oh La la!

28 Ocak 2009 Çarşamba

I luv to write U!

Ayyy dün gece tam uykuya dalarken çok güzel bloglar gelmişti aklıma.. Bütün gece LAdY Lis'e maşa yaptık, Brigit yeniden spora başlamanın heyecanıyla herşeyi yedi, gülüştük, dertleştik, film izledik tıpkı eski günlerdeki gibi. Tabi bu muhteşem atmosferi soluduktan sonra aklıma gelen harika blogların 1000i 1 para idi ama ne oldu uykuya yenik düştüm!

Haykıra, püsküre güldük dün gece.. İhtiras Rüzgarları vardı Brad Pitt'in:), filmin 1918 yılında biz ortaokuldayken çekildiğine karar verdik. 102 yaşında hala 25 gösteriyoruz:)

Brad Pitt'in gerçekten kız güzeli olduğuna karar verdik! O saçlar, o bebek surat, o çerkezleri kıskandıracak beyaz ten..

Filmde Susannah rolündeki yengenin herkese verip bi kayınpederine kaymamasına baktık kaldık. Ayrıca ben gerçek adının sabun markasına benzediğini idda ettim:) Bkn: Julia Ormond

Anthony Hopkins'in bi gecede beyazlayan saçlarını, rüyada nur yüzlü dedeyi görüp kötü alışkanlıkları bırakmaya:)

Film boyu seksist hareketlerin sınırsız oluşuna :O.. Yıl 1918 :O

Brigit'in çok güzel çay demlediğine..

Zalim kaderin kör talihle akraba olduğuna..

Derken eve döndüm evde şantiye devam. Komputeri yine göremedim:(( Kızlar arasında palaşılanlar hiç bitmez, bitmesinde.. Bazen ayrı kalıyoruz ama zaman bize zalim değil çok mutluyum.

####################################################################

Şantiye dünyasında yaşayınca şuraya iki resim bile koyulamıyo!

Misal yeni başladığım kitap!

Sobe!

Ev üretim kendi zırvalıklarım!

Komputere çözüm arayacağım bu devre şimdilik havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun adlı spikerle sizi başbaşa bırakıyorum..

27 Ocak 2009 Salı

Neler oldu bi bilsen!!!

Dönmedolaba hoşgeldin!

Sıralı gideceğim yoksa anlatacaklarımdan kimse bişey anlayamicak. Doluyum doluyum dopdoluyum!

Cuma akşamı Doktor Erol yok! malum baydık artık bende baydım.. Tası tarağı alıp Sosyetik'e taşındım. Cuma gecesi başladık ve Pazar öğleni sonlandırdık neyi mi? 2 günde 8 dvd senasını.

Şaka yapıyorsam bılogger şifrelerimi unutayım! Cuma gecesi Angel'ı izledik sızdık. Cumartesi sabahı hızlı kahvaltı ve tekrar seansa geçiş yaptık;

Blonde Ambition
güldük..
I could never be your woman eğlendik..
Un Vielle Maitresse küfrettik!
When a Man loves a woman sabrettik..
Eternal Sunshine of the Spotless Mind şaşırdık...
The Life Before Her Eyes bakakaldık..
How to deal seansı kapadık..

Pazar sabahı acaba ne izleriz derken zırıl telefon çaldı, ucundaki ses Mama Mia! "Eve gel" diye böğrüşüyo..

Kendimi film setinde sanarak eve geldim. Evde şantiye kuruluyo! Annem & usta duvar kırma planı yapıyolar nası yani !? :O

Baktım duvarları tutacak biri lazım hemen LAdy Lis cemiyete kaynak oldu. Sonuç; Lady Lis banyo mutfak çizdi, bütün Pazar & Pazartesi akşamı Yapı Market satın alındı, banyomuz artık yok, mutfak sırada! Daha şimdiden şantiye konumuna geçildi ruh depresyonda!

Sonra günlerden bugün geldi.. Sabah bi msg LAdy Lis'ten, Ferro Brigit'i aramış;
- Ben evleniyorum..
-Hö? (Brigit'in tepki)
- Annem çok şirin bi kız buldu..
- Buldu derken?
- Temsa'da üst düzey yönetici, ailemize uygun dedi annem.
- dııııııt dıııııt dıt dıt dıııııt dııııt dıt dıt..

Cinnete 1 kalayım habere bak!

Yok anlam veremiyorum ben! Yapamıyorum gerçekten! Ferro yaklaşık 1 yıl boyunca Brigiti'e evlilik vaatleri verdi, kur yaptı, çok havalı davranışlar gösterdi ama olup bitenin adını bi türlü koyamadı. Derken Ferro'nun varlığından bile haberdar olmadığımız annesi çıktı & şirin gelin adayı çıktılar sahneye!

Gerçekten kızdım!

Bi kere insnaların vaktini böyle çalmak ne demek!

Biriyle sevgili ya olursun ya olmazsın yaşadığın şeyin adını koyamamak ne demek!

Şans verildi diye bokunu çıkartmak ne demek!

Biriyle hava olsun, caz olsun diye olunmaz!

Ve kendini ne sanıyorsun! Hayat boyu kimse beklenmez ve vakti işgal edilip böyle davranılmaz!

Çok kızdım!

Alın size Ferro ibret olsun diye!
















Birileri bi okul falan açsın olur mu? Anadan erkek doğulmakla "Erkek", çok paralar kazanılarak da "Adam" olunmuyor gerçekten.

*************************************************************************************
Ben patlamışım be bılog!

He bu arada beni sobeledi Tanya, bende kaldı sobe! Komputerimi 3 gündür hiç görmedim onun için kaleye mum da dikemedim.. ama aklımda;)

Bi dee arşiv fareliği yaptım duvar boyamasyonda Doktor Erol'un kankslarından bi cuple göndermek istedim..


































####################################################################


PS: Blackberry isimli cihazınızı komputer cihazınıza taklaştırınca, ekranın sağ alt köşesinde bi baloncunk çıkar;

"New Harware Found
Blackberry Akıllı Telefon"

O saf komputere sorarım kim demiş diye!!!!

Ofiste bi akıllı cihaz bozuldu yerine gelen konsiye tam bi gerizekalı!

Bi de destek hatları var 0532 757 57 57 beni orda tanımayan yok!



Hayırlara vesile olasın bılog dün gece rüyamda seni gördüm..

21 Ocak 2009 Çarşamba

GomORRa

Şöyle bi kenara çekil bakiyim bılog FilmEkimi Sahne 2 geliyo!

FilmEkimi'ne gidememiştim, Gomorra & v.C. Barcelona'yı izleyememiştim, sonra buldum (2. baskı oldu sorry) & finally GomORRa'yı da izledim.

Avrupa Sineması'na hayranım sebep; malzemeden çalmıyorlar, her role bi adam, herkes bi karakter. Diyelim kan lazım, alabildiğine kan var her yer kıpkırmızı.. Sex desen ona keza.. Silahlar & drugs havada uçuyor zaten.. Bu adamların tek eksiği dialog bence! Az laf çok iş:)

Gomorra oyuncuların ensesinden, tek kamera ile çekilmiş bi film:) Fakat oldukça etkili ve bana kalırsa sürükleyici de.. Uzunca bi film ne de olsa Avrupa işi. Amorres Perros'u izleyenlere yabancı gelmeyecek şekilde işleniyor konu. Aslında tek bi konu var "Mafya" ama birbirinden bağımsız bi çok kişi ve onların hikayeleri kullanılarak anlatılıyor. "Aaaa bu adam nerden çıktı" yada "Kimdi bu ya" gibi soruların kaçınılmaz filmi. Bütün İtalyan halkı filmde sanırsınız.

İtalya'da herkes farklı sektörlerde olsa bile bi şekilde mafyaya karışır ve başına ne mi gelir işte orası filmde.. Ben yavaş da olsa, sahneleri içimi de karartsa Avrupa Sineması severim. Çok batılıyımdır ayıptır söylemesi. Bu filmi izleyecek olanların Polat Alemdar özentisi olmaması gerekir altını çizerek belirtmek isterim.

####################################################################

Yakinen tanıyanlar bilir "telefon mağazacılığında" üstüme yoktur:) Oturduğum yerden telefonla her mağazadan istediğimi ayırtır, bedeni var mı yok mu öğrenir, kasiyerle, mağaza müdürüyle kanka olur, abartıp istediklerimi mağazadan adresime bile kargolatabilirim. Sınırları da zorlarım. Internetten yine telefon mağazacılığı yapmak için bi yeri arıyordum ki bakın bütün mağazaların adres ve telefonlarının kayıtlı olduğu bu sayfayı buldum. Olur da oturduğunuz yere bi etek gönderilmesi gerekiyordur;)


**************************************************************************************

Ay bu sabah yataktan yine kazınarak kalktım! Bu hava beni deli ediyor. Nedir şimdi bahar mı geldi! Keşke gelse:( O zaman Doktor Erol'da gelirdi..

- Doktor, doktor yok mu? Bi doktor çağırınız!
- Erol... Erol.. Erol... (diye inlemektedir genç kız)

PS: O genç kız ben tabi başkası olsa, ayılıp yolarım saçını!

####################################################################

Dün beni telefonda 45 dk. kıvrandıran LAdY LiS'e huzurlarınızda buradan kocaman bi "Tuuuuuuuuuuuu sana" çekmek istiyorum. Ya belki öldüm telefonu açmadın anladık, bi daha arayınca yüzüne kapatıp geri de aramaması nesi ya ! PEs & bi "Tuuuuuuuuu" daha!

*************************************************************************************

Bu güzel kış baharında, denizin kinarında kertiyor olabilirdim değil mi bılog! ama sen ne yaptın haftasonu tamıda kerteceğim vakit havayı bozdun.

Gel anlaşalım ya Doktor Erol ya hava he hangisi?!

21 Aralık 2008 Pazar

VRrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrNNNNnnnnnnnnn!

Ver gazı, ver coskuyu! Issız Adam sürüsüne bizde katıldık fakat hiç ıssız olmadık. O kadar mutluyum ki! Aymar reklamlarındaki uçan yağ adam kadar hafifim, hiç ağlamadım!

Ağlamak da istemiyordum, ağlanacak da bişi yoktu. Fransız filmi imitasyonu bi Türk filmi izledim ve benim için sadece bi filmdi.

Issız Adam'a gidip ıssız olan herkes sinemadan göz dudak şiş, alt dudak bükük ve boynuna kadar ıslak çıkıyordu. İçimden sırf bu hale gelmemek için gitmeyeceğim diyordum. Bi grup ağlamayan istifi hiç bozulmadan çıkan kadın ekibine de hayran ve mest bakıyordum çünkü bana yıkılmaz ezilmez görünmüşlerdi.

Islak Adam olamadım! Çünkü o çok romantik diye izlenen filmin kahramanı "SEKSOMANYAK"! Böyle yazınca filmi porno falan sanmayın. Film bence bi Taksim hikayesi.. Cihangir, Beyoğlu, Atlas Pasajı, dar ara sokaklar... Her haftasonu taşlarında süpürge olduğumuz yerler ve yaz! Bir adam ve bir kadın...

Şimdi oturup filmi uzun uzadıya anlatacak değilim, ben ne sinematografik bi bakış açısına ne de eleştirecek mevkiye sahibim. Ama para benim cebimden çıktığı için fikrim geldi:) emeğine saygı duyduğum, mekanların dekorasyonlarıyla göz kamaştırdığı, oyuncularının da yüzleri eskimemiş güzel bi film;bu MaNaDa! Fakat o nası bi hikaye ve ben neden hep güldüm? "Seksomanyağım seni seviyorum ama seksimi tutamıyorum!" Türk erkeğine mi veriyosunuz bu mesajı B R A V O !

Körün istediği bi göz Çağan Irmak verdi on! Lütfen Issız Adamlığı karınızda sevgilinizde denemeyiniz!

Tanya beni bloglamış sobelemiş ebelemiş.. Ve işte bende en sevdiğim yerleri blogluyorum..

Doktor Erol'la her yer! Nerde olursak olalım orası dünyanın en güzel yeridir;) midir:S

Londra! Tarifisiz...






































Alaçatı! Denizi, havası, taş evi, dar sokakları..



















Cadde... Ben cadde de doğdum.. Suadiye'de bahçeiçi çok güzel bi evde, ilkokulun demirlerinden caddeye baktım hep, ortaokul, lise.. Ben Divan'ın Rococolarıyla büyüdüm.. Nerde birine rastlasam "Cadde kızı" diye hitap etti. O havayı soludum, Cadde evim, okulum, hayatım..





















Asmalımescit!... çok eğlendik, eğleniyoruz, eğleneceğiz;))

















Ev.. ananemin evi, bizim ev, aileden birinin olduğu ev...
















































Ofisim var bi de, deli deliyi ofiste bulur misali:)

Deniz kenarı var. Ciğerlerime deniz havası dolunca ruhum arınmış gibi olurum.

Ve son olarak da Arabaaaaaaa:)))) her ne kadar benim değilse bile en sevdiğim şey araba kullanmak.


10 mekan için bi dee Sebo'yu sobelerim:) oh beaa sobe ne zormuş:)

Bi de 9 gündür seni görmemek, evimden ayrı kalmak...

30 Kasım 2008 Pazar

LaDy LiS’e çİZme, ÇalışKan ElleR ve Osmanlı Cumhuriyeti



Başlamadan önce sorumluluk bilinci çok gelişmiş sevgili call center yetkilisi Özlem’i burdan tebrik etmek isterim. Cumartesi sabahı saat 10:00’da, cep telefonu numaramı ne yazık ki bir defa şuursuzca kaptırdığım bankanın yetkilisi olarak, adresimi teyid etti. Görevini yaptığı için ona hayranım fakat şu soruyu patlatmasaydı “Sanırım haftasonları çalışmıyorsunuz?”. Şükür ki Özlemciğim, işimin başında uykulu sesimle telefona çıkacak biri değilim. Bende en az senin kadar sorumluluğunu bilen fakat aynı zamanda haddini de bilen biriyim. Lunaparkın ilk oyuncak ayısı senin oldu! Güle güle kullan.
LAdY LiS, kimseler bilmez “yakinim” olur. Yazdan kalma bir alışkanlığımız vardır ki, ucunu hep bir alışverişe, pisboğazlılığa bağlarız. “K9”… K9, efoşmanları ve spor ayakkapları çekip, kilodan kelli kendine ve birbirine gazı verip verip, yolları tepişerek arşınlamaktır. Yine kendisinin saati tutturamayıp geç kaldığı bu cumartesi sabahı, yanlış seçilen buluşma noktasında kavuştuk, “Suadiye Zara”.. Ortama bir aşk doktoru gerek... LadY LiS, Kontispontis tarafından gezmeye götürülecek amma velakin hava şartlarına ve ruh haline uygun teçhizatı yok. Kısaca elbise ve ayakkap gereiyüü. Ya eğer buralarını merak ediyorsanız ki bence edilir bu hafta Zara indirime girer. Elbiselerin askıda istiflenişi pek bir indirimlikti. He biz amaca uygun nitelikte bir şey yakalayabildik mi? Eh o da bizim eksiğimiz. Bu bahsi burada kapattık NeCla!
Çalışkan eller! Çapaçul da diyebiliriz.. Ya bu hayatın ceremesini bu eller mi çeker hep hey hat Bir çift el neler yapabilir.. İşte benim yakaladıklarım…



































































































" Osmanlı Cumhuriyeti”, oh be uyanık birileri kalmış demek… Doktor Erol’la geceyarıları pek bir severiz sinemayı. Evde plazma yok onun özlemi midir nedir? Film oynarken böüüüüüüüüüü diye böğürerek gülebildiğim, mısırı istediğim kadar hışırdatabildiğim ve ayaklarımı öndekinin ağzına sokma derdimin olmadığı tek saat. Bu sefer ki geceyarısı programı Osmanlı Cumhuriyeti’ydi.. Ruhumuzu karartmaya ant içmiş senaryoları elimizin tersiyle itip, komedi ve kahakahanın kucağında tıngırdamak için girdik salona.. Koşullar tam bize göre ( avazım çıktığı kadar gülecek, hışırdayacak ve ayaklarımı istediğim yere koyabileceğim) ve makinist! Şimdi Mustafa furyası var ya! Gitmeyin kardeşim, izlemeyin, yok ben izlemezsem çatlarımcılar varsa evinizde izleyin;) Çünkü sinemada “Sinema” izlenir. Gani Müjde güzel uykuları kaçırmak istemiş minik bir mesaj vererek “Ya o kargaları kovalayan çocuk küçük bir kazaya kurban gitseydi….” Aaaaa akıllara öyle hemen suikast getirmek yok, naaapmiciz akıllara suikast getirmiciz!
- Keşke ilk geldiklerinde şöyle yiğit biri çıksaydı da “Geldikleri gibi giderler” deseydi
Bu replik için gidilir.. Film dediğin böyle yapılır!
Lunaparkın tüm biletleri ücretsizdir efendim, herkese iyi eğlenceler;)