sonra sıcaklar aldı başını yürüdü.
sıcaktan değil kıpırdamak düşünemez hale geldim.
Chedeliko Studio tam zamanlı gibi çalışıyor. gibi dedim çünkü sıcak saatler yüzünden açılış saatlerini ileri aldım!
şimdiler de tek derdim bir ASİSTAN!
sıcakların en eğlenceli kısmı kuş sesleri ve günün istediğin saatinde fotoğraf çekebilmek!
bir de sakalıklarım var, parmağıma iğne batırmak, parmağıma çıt çıt çakmak, parmağımı dikiş nakinasına tıkmak...
bir takım talihsizliklerim var mesela ikea'dan sezon başı aldığım muhteşem Chedeliko şemsiyem patladı yenisiyle dğeiştirdim ve yenisini sadece beyaz olduğu için beğenmediğim halde almak zorunda kaldım! ve tataaaaaa o da bozuldu!
ikea'da mı ben de mi paratonerlik bilemedim ama eski kare 2 kişilik bembeyaz şemsiyem yerine dana şemsiye hiç hoşuma gitmiyor.
son günler de sıcakalrın da etkisiyle kilo ve saç sıkıntım tavan yaptı!
bu sıcaklar da ikisi de yaramıyor ve yoruyor.
tepemde topuzla gezmekten çok sıkıldım:/
ama yapışıyorum ya kendime, saçıma, kıyafetlerime!
fakat yaz hergün başka renk göz kalemi, ruj ve mascaraya engel olamıyor!
her ne kadar oje sürme de formdan düşmüş olsam da (pazar günü yaklaşık 3 saat oje sürdüm!!!) makyaj da hala harikalar yaratabiliiyorum.
akşam eve dönerken rujumu tazeliyorum:)
geçen günler her ne kadar hoşuma gitse de kafamı da bir sürü şey kurcalıyor.
mesela birileri yüzünden birilerinden mahrum kalmak!
insan zaman geçtikçe ilişkilerini daha uzun düşünüp ince eliyor.
yaptıklarını ve yapacaklarını...
genel de düşündüğümü dürsütçe söylerim, hep eksileriyle karşılaştığım asla kötülükle yapmadığım ve her seferinde çok sert hatta "KABA"ca karşılık aldım.
fakat üzülmedim ne yalan söyliyeyim.
herkesi olduğu gibi kabul etmek güzel hayat öyle daha kolay, bu şekil de tercihlerini yapmak daha kolay.
ne yazık ki insanları da tercih etmek diye birşey var.
nasıl kereviz yemiyorsam hayatımın kenarında bile olamsını istemediğim ama sistemin mecburen karşılaştırdığı...
son günler de kafama takılıyor işte engel olamıyorum.
insan yaşlılığı için yaşıyormuş hayatı meğerse.
geçen gün telefonda Antonella "dayak yiye yiye dayak atmayı öğreniyorsun" dedi.
yaşlandığında kendini koruman gerektiği için gençlik var.
kafanı ütüleyecek, hayatı sana dar edecek, her haliyle bunaltacak insanı yürüyüşünden anla da hayatına sokma diye.
çocuk da öyle birşey.
"iyi" çocuk yapmak ne kadar önemli.
annemle kendimi düşünüyorum.
ben çok şanslıyım çünkü.
bilmem ki o da şanslı hissediyor mu?
"iyi" çocuğun varsa yaşlanınca da kafan "iyi"dir.
rahat gibi iyi.
iyi yetiştirilmek, iyi seçimler, iyi şans.
iyi dostlarımı dürüstlük derecemizden anlıyorum mesela.
yüzüne söyleyebilmek ne çok önemli.
şu şu şu beni acıttı, diyebildiğim ve sonrasında çözüme ulaştığım yada ulaşmasam da hala konuşabildiğimdir dost.
o bile yaşlılık için gerekli.
eğlenceli şeylerden bahsetmiyorum değil mi?
bir çeşit felsefe işte...
hayat içinde para dışında birşey.
para da konuşsam eğlencesiz olmaz mıydı?
yazın bu sıcağında ya denizden bahsedeceğim yada hala düzeltmeye uğraştığım birşeyden.
bu arada,
insanları düzelteceğiz!
düzelecekler adam olacaklar bencil değil;)
ps. kadının en güzeli manikürlü ellerini balda ve tereyağında tutabilendir;) ben de öylesini severim!
Gelecek Hayalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gelecek Hayalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Temmuz 2012 Salı
4 Aralık 2011 Pazar
Ben, Ege'li miyim yoksa?
Alaçatı ve İzmir sevdamı bilmeyen kaldı mı?
Ben sabit bir İstanbulluyum, hatta tam bir İstanbullu.
Trafikte canavar, tüketimde baş, gezmede bayraklı...
Hatta seviyorum bu şehrin karmaşıklığını bazen, boğazdan her geçişimde üstümdeki büyüler bozuluyor sanki öyle rahatlıyorum.
Fakat İstanbul olmasaydı ve yine Türkiye'de olsaydım evet Alaçatı'yı, o yoksa İzmiri'i seçerdim.
Çocukluğum Torba'daki yazlıkta geçti.
Bir ayağımız hep Side'de.
Fakat hiçbiri bana o huzuru vermedi, vermiyor.
Karadanizli bir ailenin üyesi olarak, kökleri Rize'de bir ailenin karalahanadan, mıhlamadan ve hamsiden hoşlanmayan bir ferdi olarak ben Ege otlarını, zeytinyağını, darıyı, inciri, şarabı severim.
Ege denizinde yüzmek, adalarına gitmek, her yaz aşerdiğim şeylerdir.
İşte Alaçatılı'yı da tam bu yüzden alıp okumuştum.
Konusunu unutmadığım nadir kitaplardandır.
Okurken oralara gittim, o vakte, o kıyafetleri giyip hikayelerini uzaktan yaşadım birlikte.
Dün de Dedemin İnsanları'nı izledim.
Çağan Irmak diye değil, konuyu bildiğimden değil tamamen tesadüfen.
Ağlak Türk filmlerini sevmiyorum çünkü...
Gökçe Bahadır'la açıldı perde. Gökçe çok eski ve çok sevdiğim bir arkadaşımın arkadaşıydı, benim onu tanıdığım yıllar oyunculuk eğitmi alıyordu.
Dün "Afferin kız sana!" dedim. Ne Melis'in ne benim aklıma Gökçe'nin böyle başarılı olacağı gelmezdi.
Dedemin İnsanları, Alaçatılı aynı hikayenin iki farklı anlatımı.
1923'te yaşanan hikayeyi okurken de izlerken de gözlerim dolu dolu oldu.
Harika sahnelerle beslenen hikaye içinde yine kayboldum.
Nesil psikolojisinden şüphelendim:)
Yine dönüp sorgulamaya başladım acaba ben Ege'li miyim?
Değilsem de Alaçatı'da bir ev alıp zamanın birinde belki yaşlılık belki emeklilikte, olacağım kesin.
Bazen herkesten ve herşeyden kaçmayı istediğim zamanlar oluyor;) işte birgün bir vakit bir akşamüstü Alaçatı'da taş evimde, yemyeşil bahçemde, denizböğrülcesi, kaya koruğu, hardal otu ve çirişi otuna zeytinyağı ve sarımsak katıp yerken, bir kadeh beyaz şarapla huzuru bulduğumda özüme kavuşacağım.
Demem o ki kanı Ege çeken olursa Dedemin İnsaları'nı izlerken biraz özlemi giderir, belki Alaçatılı'yı da okurken atalarını öğrenir.
Etiketler:
Books Kitap,
Gelecek Hayalleri,
İstanbul,
İzmir Alaçatı
9 Eylül 2011 Cuma
Falım da ferahlık çıktı
Biraz sonra çıkıyorum.
Zuzu'nun doğumgünü bugün!!! Onu kutlama zamanı.
Seni de pek bir boş bıraktım bilok, naparsın iş güç...
Dönünce herşeyi anlatacağım 2 vakte kadar bana ferahlık var falım da öyle çıktı.
Diyordum ki acaba benim düşünüp düşünüp evrene astığım düşünceleri benden başkası toplamasa!!!
Paylaşmayı öğrenemedim hala :)
Bugün saçlarımın yine en gıcık günü oysa bu yaza saçlarıma dair hikayelerim vardı benim:)
Seni özledim ama sana yazamadım pek bir buruk kalbim.
En zararlısı da kalbe, yakışıklı bir erkek!
Evde 2 çocuk var biliyor musun?
Çocuk mu bebek bebek!
Hayırlısı olsun 2 de çocuğumuz oldu...
7 aylık biri 3 yaşında biri...
Çevremde hamile & çocuklu halkası daralıyor mesela Chedeliko'nun ilk hamile elbisesini dikiyorum.
Bir de güzel hamile ki:) gözleri yüzü bebek gibi anne adayının...
Acaba hamilelik kadına güzellik mi?
Sen benim en tuhaf, en ilgin., en heyecanlı, bazen en umutlu bazen en çaresiz tecrübemsin!
Böyle karışık dondurma tuttu frutti kıvamında zaman geçiyor.
Neden yediğini anlamazsın ya?!
Ellerime kına sürdüm bekliyorum ya tutarsa...
Zuzu'nun doğumgünü bugün!!! Onu kutlama zamanı.
Seni de pek bir boş bıraktım bilok, naparsın iş güç...
Dönünce herşeyi anlatacağım 2 vakte kadar bana ferahlık var falım da öyle çıktı.
Diyordum ki acaba benim düşünüp düşünüp evrene astığım düşünceleri benden başkası toplamasa!!!
Paylaşmayı öğrenemedim hala :)
Bugün saçlarımın yine en gıcık günü oysa bu yaza saçlarıma dair hikayelerim vardı benim:)
Seni özledim ama sana yazamadım pek bir buruk kalbim.
En zararlısı da kalbe, yakışıklı bir erkek!
Evde 2 çocuk var biliyor musun?
Çocuk mu bebek bebek!
Hayırlısı olsun 2 de çocuğumuz oldu...
7 aylık biri 3 yaşında biri...
Çevremde hamile & çocuklu halkası daralıyor mesela Chedeliko'nun ilk hamile elbisesini dikiyorum.
Bir de güzel hamile ki:) gözleri yüzü bebek gibi anne adayının...
Acaba hamilelik kadına güzellik mi?
Sen benim en tuhaf, en ilgin., en heyecanlı, bazen en umutlu bazen en çaresiz tecrübemsin!
Böyle karışık dondurma tuttu frutti kıvamında zaman geçiyor.
Neden yediğini anlamazsın ya?!
Ellerime kına sürdüm bekliyorum ya tutarsa...
Etiketler:
Asmalımescit,
Chedeliko,
Gelecek Hayalleri,
Günlük Hikayeler,
My Dreams Hayallerim
5 Temmuz 2011 Salı
Bu postu çok zor yazdım neler attlattı bir bilsenn
Bu postu dün gece yazmıştım..
Gerçekten yazdığımla kaldım bir tuş, bir cut, bir save...
Motorsikletli kadınlara hazır olmayan yurdum erkeklerinden uzun uzun söz etmiştim.
Uzun yıllar sonra dün ilk defa bisiklete binme teşebbüslerimi anlatmıştım.
Hatta komşunun bisikletiyle garajda deneme sürüşü yaptığımı fakat arabalara "çarpmaktan" çekindiğim için dönüşleri alamadığımı. Bisiklete binmenin de unutulabileceğini..
Yazmıştım da yazmıştım.
Sonuna Lis'e gidecek bir mektup yazmıştım fakat geriye sadece şu aşağıdaki fotolar kaldı. Onlara yine Lis'e gidecek küçük bir not ekleyip yeni bir post yazacağım.





Gerçekten yazdığımla kaldım bir tuş, bir cut, bir save...
Motorsikletli kadınlara hazır olmayan yurdum erkeklerinden uzun uzun söz etmiştim.
Uzun yıllar sonra dün ilk defa bisiklete binme teşebbüslerimi anlatmıştım.
Hatta komşunun bisikletiyle garajda deneme sürüşü yaptığımı fakat arabalara "çarpmaktan" çekindiğim için dönüşleri alamadığımı. Bisiklete binmenin de unutulabileceğini..
Yazmıştım da yazmıştım.
Sonuna Lis'e gidecek bir mektup yazmıştım fakat geriye sadece şu aşağıdaki fotolar kaldı. Onlara yine Lis'e gidecek küçük bir not ekleyip yeni bir post yazacağım.
Lis,
LA'den ev aldım. Bir tane yetmedi 2 tane aldım. Artık dönüşümlü kullanırız. Baktım önleri de pek boş kaldı birer Veyron & McLaren aldım. Korkma onları dönüşümlü kullanmayacağız sana 2 bana 2 aldım;))


Görüldüğü gibi üzerinde oturduğum lastik patlamış:))))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


