Bagdat Caddesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bagdat Caddesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Şimdi Haberler

32 yıldır İstanbul'da yaşıyorum.
32 yıla yakındır da aynı yerde oturuyor ve aynı yerlerde geziyorum ama Marmara'da Yunus Balıklarını ilk defa üniversite yıllarımda gördüm.
Fakat PAPAĞANları ise dün ilk defa Caddebostan'da gördüm.
Benim için şok edici etkisini geçiyorum çünkü İstanbul'da gün be gün yok olan doğa adına şu fotoğraflar hepimiz için tarihsel değer taşıyor!

PS: ben bu postu girmeden az evvel karşı binayı yıkmak için getirilen vinç 2 ağacı, 2 çok kocamış, görmüş geçirmiş mahallenin ferdi olmuş ağacı o gerizekalı vinci apartman bahçesine sokmak için katletti geçti! Sadece "hyyyyyyyyyy" diyebildim kaldım. Mucit pencereyi açarak saldırıya geçti ama iş işten geçmişti:(







Sahilyolunda dolaşırken etrafındaki ağaçlara dikkatle bakarsan görürsün tepelerinde bu sıra sanırım buralara takılıyorlar.

Tabi bunun üzerine hemen Chedeliko çalışması gerçekleştirdim!
Bu çalışmalarım devam edecek Papağnlar şu an ki ilham kaynağım:)
Bu arada bu çantayı almak için www.chedeliko.com 'a bakabilir , chedeliko@chedeliko.com 'dan bana ulaşabilirsiniz.
Papağanlar Chedeliko'dan Kadınlar Günü için gelsin:)
Bizim buralar da olanlar bitmedi. Kaç defadır sahilde onlarla karşılaşıyorum.
Güneşi gördükleri an BeachVolley oynuyorlar! üstelik çok sıkı maç oluyor ben sürekli izliyorum.
Meraklısına tavsiye edilir:)

Baharın ilk çiçekleri mi bilmem ama benim bu bahar çektiğim ilk çiçek açan fotoğrafı:)

Havalar ısınmaya başlayınca grafitti ve tabi ki araba fotoğrafları başlıyor.
Kışın makinalar yağmurdan ıslanacak, ay rüzgar, ay kıçım, ay başım diye çekemiyoruz napalım.



Bu da "aiiii afedersiniz fotoğğğğraf mı çekionuz" (Tülay sesiyle:)))
pozum:)
Haydi herkese hayırlı olsun:)

29 Ekim 2011 Cumartesi

1923 - 2011 = 88

Bu ufaklık şiirini okumak için mikrofona doğru koşarken, t-shirtini de göstermek için üzerinden montunu çıkarıp attı.
Mikrofona sarılıp bağıra bağıra şiirini okudu ve "Yaşasın Cumhuriyet" dedi.
İçim rahat etti biraz.
2011'de hala Cumhuriyat yaşıyor, kutlanıyor, Bağdat Caddesi sabahtan beri bayraklarla ve Cumhuriyet'i kutlamak için tüm hazırlıklarını yapmış Cumhuriyet'in yürekli evlatlarıyla dolup taştı.
Sabah 09:30'da Suadiye'de gördüğüm motosikletli grup, 11:00'de Şaşakınbakkal'da gördüğüm Geziköy grubu, saatler ilerledikçe gençler, çocuklar, anneanne ve dedeler, bayraklara sarılı, bayrağı yüreğine sarılı, özgürlüğü, vicdanı, aklı hür Cumhuriyat evlatlarıyla doldu taştı.
Bugün bütün camlarımız açıktı. Cadde'de herşeyin ille de kutlaması yapılır bugün ki kutlama bir başkaydı. Marşları dinlemek hoşumuza gitti.
Gün boyu eşlik ettik.
"Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa" diye en çirkin ama en gür sesimizle de susmadık. Susmayanların çokluğunu yaşadık.
Herşeye rağmen aitlik duygusu güzel.
Umarım "Çocuklar inanın, inanın çocuklar, güzel günler göreceğiz, güneşli günler" sözleri doğru çıkar.
Cumhuriyetimizi daha nice özgür, hür, bağımsız bayramlarında kutlayalım!

16 Eylül 2011 Cuma

FNO Bağdat Caddesi

Dün gece ortalık sanırım "yıkıldı". Katılan herkesin modasever olduğunu ve mağazaların da alışveriş patlaması yaşadığını sanmıyorum ama kışa giriş fena değildi. Geçen yıl bu zamanlar tatilde kendimi gezdirdiğim için çılgınlık testi yapamıyorum ama duyumlarıma göre geçen yıl ortalık resmen "sallanmış".

Tabi ki dün geceye özel Chedeliko'lar Boutique Rouge'daydı & benim ilk durağım orası oldu.
Sonra Şebo & Deniz'le buluşmak için Caddebostan'a doğru yol aldım:)
Heyecandan ilk başta 4sq'den check-inleri unuttum:/
Fakat sonra bir açıldım adım adım check-inledim:)
Şebo'yla Chedeliko hakkında bol bol fikir alışveirşi yaptık. Uzaktan bakılınca nasıl görünüyor bilmiyorum ama hayatım boyunca gerçekleştirmek istediğim bir hayalim vardı, bunun için attığım adımlar da, yola başlarken hep çevremdeki halka daraldı. Ben Chedeliko'dan söz ederken
enerjimi, motivasyonumu, hayallerimi, umutlarımı, heyecanımı, inancımı gözlerimden, sesimden, cümlelerimden anlayanlar ve anlamayanlar var.
Destek olanlar ve hiç umursamayanlar var.
Üstelik destek olanların çoğu yakın çevremden hergün görüşüp konuştuğum insanlar değil!
Ben inanıyorum doğru bir karar verdim:)

Şebo'yla club sandwich paylaştıktan sonra Deniz geldi:) Bekleşirken bir sürü tanıdıkla karşılaştım:) gülüştük konuştuk sonra rotayı FNO'ya çevirdik.

Önce Misk nail spa'ya gittik!


İkram edilen Blush'la keyifli dakikalar:)

Bundan uzun yıllar önce:) ben ortaokuldayken annem aynı bina da ve ben yanlış hatırlamıyorsam aynı dairede Elemis Estetik Merkezi'ni işletiyordu. 7 sene kadar sürdü sonra 9 sene kadar Beauty Line bir an o yıllar canlandı gözümde. Acımasız annemin bana temizlik yaptırması, muhasebe defteri tutturması, müşterilere kahve yaptırması:)
ProNail zedeyim ben! Geçen sene Lady Lis'le beraber Pronail'de kendimizi şımartmak istemiştik fakat parmaklarımız manikür pedikürden sonra patates gibi şişmiş ve kan oturmuştu. Üstelik Lis sinirden ağlayacak gibi kasılmıştı. Bir de azarlanmıştık!
Bir daha asla, diyerek sokak arası ağda salonuna dönüş yapmıştık.
Dün akşam önyargılarım kırıldı kendimi Misk'te şımartacağım günü bekliyorum:)
Bu arada Deniz bana küçük bir hediye aldı, işte bu para çantası:)


Bol bol kazançların olsun, dedi:) Amin :))))


Aynı ekip Chedeliko'lara bakmaya:) Rouge'a gittik ve alışveriş başladı:)



Sonra hemen Cassette'ye koştuk.
Gözde'yi çok seviyorum:) Bazen kahve almaya çıktığım da bile şöyle bir kapıdan uğruyorum, oh çok mutlu oluyorum.
Dün akşam Ulaş ve Gözde fırfır müşterilerini ağırlıyorlardı. fırsattan istifade hemen alışveriş yaptım:)))


Sena'nın organik markası Boa t-shirtin fotoğrafını çekmeyi unuttum:/

Swarovski, Aldo, Topshop, Mango derken yorulduk:)
Kızlar birşeyler içmek yol alırken, ben uyumak için eve döndüm. Ne de olsa FNO'ya özel Chedeliko'lar için kaç gündür sabahlıyorum.

Tabi bütün gece herkesin parmaklarıyla işaret ettiği Chedeliko elbisem ve pembe tokamı da yazmadan geçemeyeceğim.


2012'de Bağdat Caddesi'ne daha çok aktivite konulsun:)

22 Nisan 2010 Perşembe

Yangın!_

sabah 09.00 Şaşkınbakkal duman & trafik..
burger house'da yangın çıkmış çok fena.
tam da bugün ayedaş 09.00-17.00 arası elektrik kesintisi yapıp bakım yapacağını apartmanlara küçük bir kağıt parçası ile bildirmişken...
bir yandan orda hummalı bir çalışma varken öbür yandan da trafikte insanlar bir yerlere yetişmeye uğraşıyorlar..
tabi ki cadde trafiğini aşamayan itfaiye araçları ara sokakları kullanmak zorunda kaldı
baktılar başa çıkamıyorlar 2 polis memuru ara sokaklardan cadde bağlantısını iş telaşına düşmüş şoförler kesmesin diye cadde üzerinde tamamen trafiği durdurdu.
itfaiye araçları yerine yetişti.
bilemiyorum yaralı var mı ?
ama mal kaybı büyük..
erken saat olduğu için ucuz atlatıldı diyebiliriz.
itfaiyeye haber verildiği an ordan çıkmaları yaklaşık 53 sn. buraya varmaları sanırım yarım saat çünkü trafiğin bu gibi durjmlar için kullanılabilecek bir şeridi yok.
çok saçma..
hayat memat meselesi deriz ya.. öyle birşey
kalabalık yerlerde piyasa yerlerde başına birşey gelmemesine özen göstermesi gerekir insanın.
ambulans giremez itfaiye geçemez yollarımız ne de olsa..
burger house sanırım bir süre bizi o muhteşem hamburgerlerinden mahrum bırakacak.
neyse dert değil kimseye birşey olmadı masaydı sandalyeydi yerine konur
herkese & ısrarla itfaiye ekiplerine yol vermeyen sürücülere de geçmiş olsun.

26 Ocak 2010 Salı

KARDAN SONRA HERŞEY...

Cadde dünden sonra bugün yine kardan sonra Kadıköy istikameti...


Bostancı istikameti...

Kardan sonra bu ekip dolaba kalkacak... Kulaklıklar kalabilir biraz daha:)


Kardan sonra ilk günbatımı yine can alıcı...


Kardan sonra arka garaj berbat görünüyor...

Yine de bu ara sokak kabusundan & "Ben yaya olarak bir hiçim" yaşam tarzımdan sonra seviyorum kar yağabilir:)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Aslında bu sabah aklımda bambaşka bir konu vardı. Fakat o kadar kar etkisindeyim ki uçtu gitti... Sonra akşamın bu saati günbatımına bir kere daha hayran olurken, kolumu camdan dışarı fotoğraf çekmek için uzattığımda kolum donunca birden geri geldi hafızam..

"Yaz" saatim geldi. Önce kara dokunmak istedim :)) Fotoğrafların konuyu derince açıkladığını düşünerek bu sabah aklımı kurcalayan meseleyi paylaşma sırası geldi.

Malum ben gündem insanı değilim (yersen:)).. Sabahtan akşama kadar milleti delirtene kadar burda ajans dinlesem de.. Bugün "Aşk-ı memnu" açıklamasını, kalpleri merhamet dolu insanları duymuş olsam da benim gündeme bakışım farklı.

Mesela bu sabah aklım bir arkadaşımın kısa bir süre önce nişanlandıklarını söylediği kuaförü & manikürcüsü geldi. Aynı futbolcu&manken aşkı gibi. Aynı zengin işadamı&sosyetik güzel aşkı gibi. Davul & dengiyle ilgili o söz kulaklarımda çınlıyor.. Aynı işi, aynı çevreyi, aynı yaşam tarzını paylaşan insanlar sonunda aynı yatağı da paylaşıyor.

Kelimemiz "paylaşmak". Mesela bu denkleme göre bir alkolik & bir bağımlı süper bir çift olabilir mi? Hem birbirini iyi anlar hem de aynı yaşam tarzını paylaşır. Paylaştıkça aşkları artar mı? Ama birbirlerinin derinlikleri hiç göremeden sadece o bulut gibi birşeyi paylaşarak...

Çok paylaşan insanların birbirinden sıkılmaları sendromu var bende. "Çok muhabbet tez ayrılık getirir". Bunu çok küçüklüğümde duymuştum. Yazlıkta birgün anneannem yan evi kiralayan hergün şen şakrark, bülbül gibi öpüşen koklaşan çift için söylemişti bu sözü.. 1 hafta sonra adam sitenin B Bloğunda başka bir balkonda başka biriyle çift olmuş fingirderken, tek kalın yan evin kiracısı kız balkonda bir başına rakı dubleleriyle konuşuyordu. Çok paylaştılar da ayrıldılar mı? Bitti mi paylaşılacaklar? Bir anda başkasına mı aşık oldu beyefendi?

Ay gerçekten bilmiyorum! Ama görüyorum şahit oluyorum ki benim de başıma gelmişliği var benzer bir durumun. İnsan ortak birşeyi paylaştığı için mi birlikte olur o paylaşım bitince de neden ayrılır? İnsan insanın kalbini sevmez mi, ruhu hoşuna gitmez mi, fikirlerine " ay ne parlak" demez mi, tenine dokunurken içi titremez mi, yemek yapınca hoşuna gitmez mi, gözlerini beyenmez mi, o gülerken dudakları arasında kaybolmak istemez mi?

Hala bilmiyorum.

Evet paylaşmak güzel.
Ama önce karşındaki güzel olmalı..
Ortaklık olur sanki ötekisi.
Bilemedim gitti...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Bağdat Caddesi Canlı Kar Yayın Ekibi

















Scholtzky'nin Sokağı
Nine West'in sokağı
Dükkan Burger'in önü
Massimo Dutti'nin önü
Zara'nın yanı
Şaşkınbakkal ışıkların gerisi
Cadde de vaziyet bu okur:)

3 Kasım 2009 Salı

İyi insan aranıyor!


Hiç Bağdat Caddesi'nde kaç temizlikçinin istihdam edildiğini düşündünüz mü?

Cevap; her sabah iki trafik ışığı arası 3 tane ezecek kadar!


Peki ara sokaklarda kaldırımların neden genişletildiğini düşündünüz mü?

Cevap; park için ücret ödeyecek fazla bir arabadan elde edilecek marjinal gelir.


Arkasından araba geldiğini duya, göre & bile bile yolun ortasından yürümeye devam eden yaya insanın amacı nedir?

Cevap; protesto & kendi çapında arabalı kişiye karşı uygulanan eylem düşüncesi.


Günümüzün ağır koşullarında bile insanların yapmaktan asla geri kalmadığı tek şey nedir biliyor musunuz?

Cevap; seks. Ayrıca bütün kadınlar standart, koşul, imkan & para gözetmeksizin her seferinde hamile kalmak istiyor.


Bihter & Behlül artık sevişmeyecek, neden?

Cevap; sanırım her başarılı kadının arkasında ona yasaklar koyan başarılı bir erkek olmasından.


21 Aralık 2008 Pazar

VRrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrNNNNnnnnnnnnn!

Ver gazı, ver coskuyu! Issız Adam sürüsüne bizde katıldık fakat hiç ıssız olmadık. O kadar mutluyum ki! Aymar reklamlarındaki uçan yağ adam kadar hafifim, hiç ağlamadım!

Ağlamak da istemiyordum, ağlanacak da bişi yoktu. Fransız filmi imitasyonu bi Türk filmi izledim ve benim için sadece bi filmdi.

Issız Adam'a gidip ıssız olan herkes sinemadan göz dudak şiş, alt dudak bükük ve boynuna kadar ıslak çıkıyordu. İçimden sırf bu hale gelmemek için gitmeyeceğim diyordum. Bi grup ağlamayan istifi hiç bozulmadan çıkan kadın ekibine de hayran ve mest bakıyordum çünkü bana yıkılmaz ezilmez görünmüşlerdi.

Islak Adam olamadım! Çünkü o çok romantik diye izlenen filmin kahramanı "SEKSOMANYAK"! Böyle yazınca filmi porno falan sanmayın. Film bence bi Taksim hikayesi.. Cihangir, Beyoğlu, Atlas Pasajı, dar ara sokaklar... Her haftasonu taşlarında süpürge olduğumuz yerler ve yaz! Bir adam ve bir kadın...

Şimdi oturup filmi uzun uzadıya anlatacak değilim, ben ne sinematografik bi bakış açısına ne de eleştirecek mevkiye sahibim. Ama para benim cebimden çıktığı için fikrim geldi:) emeğine saygı duyduğum, mekanların dekorasyonlarıyla göz kamaştırdığı, oyuncularının da yüzleri eskimemiş güzel bi film;bu MaNaDa! Fakat o nası bi hikaye ve ben neden hep güldüm? "Seksomanyağım seni seviyorum ama seksimi tutamıyorum!" Türk erkeğine mi veriyosunuz bu mesajı B R A V O !

Körün istediği bi göz Çağan Irmak verdi on! Lütfen Issız Adamlığı karınızda sevgilinizde denemeyiniz!

Tanya beni bloglamış sobelemiş ebelemiş.. Ve işte bende en sevdiğim yerleri blogluyorum..

Doktor Erol'la her yer! Nerde olursak olalım orası dünyanın en güzel yeridir;) midir:S

Londra! Tarifisiz...






































Alaçatı! Denizi, havası, taş evi, dar sokakları..



















Cadde... Ben cadde de doğdum.. Suadiye'de bahçeiçi çok güzel bi evde, ilkokulun demirlerinden caddeye baktım hep, ortaokul, lise.. Ben Divan'ın Rococolarıyla büyüdüm.. Nerde birine rastlasam "Cadde kızı" diye hitap etti. O havayı soludum, Cadde evim, okulum, hayatım..





















Asmalımescit!... çok eğlendik, eğleniyoruz, eğleneceğiz;))

















Ev.. ananemin evi, bizim ev, aileden birinin olduğu ev...
















































Ofisim var bi de, deli deliyi ofiste bulur misali:)

Deniz kenarı var. Ciğerlerime deniz havası dolunca ruhum arınmış gibi olurum.

Ve son olarak da Arabaaaaaaa:)))) her ne kadar benim değilse bile en sevdiğim şey araba kullanmak.


10 mekan için bi dee Sebo'yu sobelerim:) oh beaa sobe ne zormuş:)

Bi de 9 gündür seni görmemek, evimden ayrı kalmak...