29 Ocak 2012 Pazar
Benim Kuaförüm!!!
5 Ekim 2011 Çarşamba
Bu sefer yollardayken...
18 Ekim 2010 Pazartesi
Homme made tutu - Wedding - Madam modu
Yağmur yağarken pastırmamsı sıcak, bu sebeple giyilemeyen çizme, fakat giyebilir her nevi ince çorap... yoksa bu atış sonbahar falan mı:)
Dün akşam ki düğünün etkisinden çıkamadığım için bu sabah yine tüllü, kabarık, fırıltılı birşeyler giymek istedim.
Penti'den aldığım bütün çoraplarım gibi bunları da çok seviyorum:) Zara'dan yazın indirimde alıp ancak giyebilidiğim & Bershka'dan annemin yine yaz indiriminden aldığı bluzum.. Yaz indirimlerini ancak giyebilmek nesi- hava sıcak mı ne? Neyse hepsi havaya & benim havama gayet uygun oldu.
Zaten danteldi kurdeleydi hepsine hayranım acaba Victorian mıyım?
Suada'ya düğüne gittik. "Patron" düğünü.. Dr. Erol uzundur ilk defa düğünde kravat takıp, kösele papuç giydi. Oysa düğünleri sevmez, hep rahatsızlanır & bu da çenesine vurur. Neyse zaten nikah kıyılır kıyılmaz ceketi & kravatı üstünden savururcasına çıkardı! Yine de ben renkli tshirtleri & spor ayakkabılarını daha çok seviyorum.
Günler önce Merve ile hazırladığımız kıyafetimi giyip "kek" kıvamında Suada'ya motordan düşmeden ayak bastıktan sonra ufak bir şok yaşadımmmm! Ne de olsa benim bir kaç hafta önce Lis'e "Aaaaa bu gelinliği beyendim bunu giyicem" dediğim gelinlik :) gelinin üzerindeydi.
Emin olmak için bugün gelip save ettiğim resme tekrar baktım! Evet gerçekten o!
Dahası da var benim 2. adım var ki o da gelinin adı!
En gıcık olduğum göz yoran sevimsiz düğün süslemeleri, sandalyelere geçirilmiş fiyonklar, beyaz beyaz satenler yoktu!
En istemedğim şey nikah şekeri ki dün gece yoktu!
Ayakta nikah benim fikrimdi!
Yemekli çatal bıçak sesli & ağız şapırdatmalı düğün yerine sürekli içki & kanepe servisi yapılan party havasında bir düğün!!!!! O benim fikrimdi!!!
Yahu sanki benim hayal ettiğim herşeyi biri onlara anlatmış gibiydi.
Şoku atlattıktan sonra ortamın keyfini çıkarmak kaldı.
Bütün bunları anneme anlattığımda "Ne var canım bunda frekanslarınız aynı insanlarmışsınız daha ne istiyorsun" dedi:O
Sevgili damat&gelin birbirine çok yakışmıştı altını çizmek isterim.
Çiftlerin yanyana duruşları nedense benim hep dikkatimi çeker, yine çok uyumlu bir çift evlendi iyi oldu.
Canlı jazz çok iyiydi.
Canlı müzik bitip DJ çalmaya başladığındaysa herkes dans etmeye başladı.
Gözüme ne mi çarptı - Kapalı gece kluplerinde dans edip, içki içerken sigara içme özlemi- görevliler bir süre sonra bu işe karışmadı.
Marmara'nın ortasında gece dışarıda sigara içmek dondurucu & alkol etkisini sıfırlayan bir haraket olduğundan herkes eylemine içeride devam etti.
Dumandan sayı az & haalandırma kuvvetli olduğundan hiç etkilenmedik!
Motorla karşıya geçişimiz yine "Aiiii beni tutun bu topuklarla denize düşmek istemiorum" nidalarımla son erdi.
Geceden geriye güleryüzlerimiz & cümleler dolusu tebriklerimiz kaldı!

* * *
20 Temmuz 2010 Salı
Yedin beni evladım
Bildiğin bronz, yanmış adam.. ben hala fındıktadır falan burda hayal kuruyorum.
Tabi geri dönüş hediyesi olarak onlara birer vileda, çamaşır suyu, çöp poşeti falan aldım.
Bir de orayı şöyle yapalım, burayı böyle yapalım "kibarlık" maskesi altında bir sürü emir verdim.
Tamamen insanlıktan çıkmış vaziyetteyim, içimi haset & kıskançlık bürüdü, her hareketim intikam dolu!
Kısaca tatile gidememekten ben olmaktan çıktım yada özbenliğim kendini su yüzüne çıkarttı.
Bu arada atlattığım düğünlerden sonra aynı kabus geri döndü hani "Ben ne giyeceğim" vardı ya!
Bana kalırsa "Ne giymeyeceğimden" korkuyorum malum havalrın durumu ortada, Havayı Koklayan Adam diyo ki 98den beri gelmiş geçmiş en sıcak Temmuz.
Demek giyinmekten ziyade orta yerde soyunmak şu an benim için daha büyük bir kabus.
Sıcaktan kimliğimi kaybettim diyebilirim.
Utancımdan giydiğim şilip şılopların (flip flop değil ama çok benziyo yürürken de öyle bi ses çıkartıyor) fotolarını bloga koyamıyorum.
Topuklu papuç şu an benim çin tarih oldu!
Üstüme giydiğim birbirinden saçma yazlıkları hiç saymıyorum bile çünkü yağmur&güneş arası sıkıştım artık düzgün giyinmek diye bir yetim yok.
Fakat bunlar hala umrumda değil!
Sabah yataktan kalkarken geçirecğim o gün umrumda değil bezginim ne de olsa..
Sıcaktan bayıldığım için haftasonları uyanma saatlerini 12-13 yaptım...
Zaten çağırılacağım hiçbir yere gidecek durumda değilim yüzümde makyaj, üstümde kuru kıyafet kalmıyor ayrıca fena halde tembelim..
Hergün olmayacak hayaller kuruyorum, bizim patron sabah işe girişi 10'a akşam çıkışı 5'e çekse, Temmuz geçti o zaman Ağustos'u 3 hafta tatil etse, işe dönüşümlü olarak gelsek bir gün ben bir gün Berrin, bir gün Ayla, tamam o zaman işten dönüşümlü olarak erken çıksak, işe dönüşümlü olarak geç gelsek böyle saçmalıkları düşünerek yatakta yaklaşık 20dk. dönüp duruyorum.
Gözlerim kapalı üstüme "bişi" giyip işe geliyorum ne ala!
Birde boğazım durmuyor böyle oturup terledikçe yiyesim geliyor & kilo veremediğime kanaaat getirip "o zaman neden yemiyorum" diye bir karar alıdm üstelik artık kolumu bile kaldırmıyorum!!
"Obezite ile Savaş" postaları yazmaya az kaldı.
Fakat hala umrumda değil saçımı bile artık sadece üniversitede sınav dönemleri yaptığım gibi topuz yapıyorum.
Artık tatil hayali de kurmuyorum çünkü ben tatile gittiğimde yaz bitmiş olucak yanık tenle beyaz giymek yada yanık tenle askılı için çok geç olacak.
Eylül gelsin Yoga'ya başlama planım var. Ruhum temizlensin ne bu herkesin kuyusunu kaziyim peşinde!
Bu arada artık sıkılmanın kitabını yazıyoduk dün gece kitap uzun iş şimdi video kaydı yapalım hızlı olsun dedik..
Biz çekerken yıkıldık gülemkten bu akşam üzerinde bir kere daha düşünüp artık spastikliğin bayrağını 30uma 11 gün kala çekeceğim.
He bu arada Cuma günü yüzük takıyorum-
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Bu DA mı OLacaktı?!
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Kolye, küpe, yüzük, telaş, panik,mutluluk.. HAzıR MıyIZ?!
Normal bir Temmuz günü, güneş tepede & yeterince sıcak.
Takılacak küpeye karar verildi, saatler ayarlandı, tek bir tek bepanthene alınamadı şu bileğime olsun.
Pembe ojeye, at kuyruğu, lila gömleğe, kristal küpe!
Herşey bir bilmecenin sonu, cevabı, düğümün çözümü.. "Hiç sanmazdım"ların gerçekleştiği...
Benim neredeyse 6 aylık beyin vızıltılarımın son günü, iyi haber artık herkese huzur vereceğim:))
Kelimelerim sona erdi bundan sonrası "manipulasyon".
6 Temmuz 2010 Salı
Meğer nazar...
O gece babamla pistte dans ettik. Babamın ayakları üzerinde...
O hafta Pazartesi okula giderken trafik kazası geçirdim. 2 bacağım, beni 1 yıl yataklık edecek kadar kırık, yüzüm güzüm dikişli "dar" bir hatıra...
Hala izlerini taşıyorum, baktığımda elimi yumruk yapıyor, bacağımı & ayaklarımı kasıyorum. Biri bir kazadan söz etti mi hala sızlıyor bir yerlerim, hala gergin filmler izleyemiyorum...
Kazadan bana kalan izler & aşırı hissi algı harici bir de nazar boncukları.
Bir şekilde ailemizin nazara geldiğine inanıyorum.. Korumak için çok şaman bir inanç olsa bile nazar boncukları takıyorum.
Bugün yine öyle günlerden biri...
Anneannemin bana verdiği nazar boncuklu bileziği Nigger'a verdim.
Başına-"larına" gelen zamansız bir takım talihsizliklerden korumak istedim.
Sonra gidip başka nazar boncukları aldım onlar için fakat onlarda kırıldı... Umursamadım kötü birşeylerin de onlarla beraber kırılıp yok olduğunu düşünerek derin nefes aldım..
2 gecedir, 1 gram uyku uyuyamamış olmamı düşündüm, daha kötü şeylerin olmamasını düşündüm meğer benim "nazar" dediğim şeyin aslında ne kadar tuhaf bir güç olduğunu fark ettim.
Kötülükler her nasılsa birikip patlıyor sonunda patlayan sadece nazar boncukları olsa...
Belki de sadece bunun için takıyorum onları kurşun geçirmez yelek yada zırh misali..
Meğer nazar anneannemin dediği kadar varmış "yakar yıkar kızım".
21 Haziran 2010 Pazartesi
LeHayim!
"Evlenecek çiftlerin birbiri için yaratılmış olduklarına inanılır" duası, sonra tebrik kuyruğu & nikah sonrası House Cafe & Limonata eşliğinde House Burger!
Parti'de biz de kadeh kaldırdık "LeHayim" , "HAYATA"! & bir ömür mutluluğa..
25 Mayıs 2010 Salı
Adaletin Nerde Dünya?-Donde esta tu justicia?-Where is your justice?
Sanırım geçen yıl ayağıma büyük gelen çizme & botlarıma yaptığım gibi onları da sahibinden.com'a koyacağım. Neyse ki herkes 39 numara giyiyor:)) Yeni ev bulmaları çok da zor olmayacak. Contra by dune markadır biriciklerim. Bu Dune tam benlik diyen arkadaşların bana ulaşması yeterli oluyordu.
Subject 2:
Dün kontrolüm vardı hani şu Rozalar... Düzeldi sayılır ama bir krem daha eklendi gruba. 10 gün sonra yeniden aynı saatte buluşacağız doktorcumla. Cildimin düzelmesini hep birlikte istesek olur mu:)
Subject 3:
Ya bu sene bütün arkadaşlarım koca buldu! Seviniyorum ama kardeşim o düğünlere elbise bulmak ne zor iştir beah! Hadi elbise bulduk diyelim, ki buldum. Ama ayakkabı uyduramıyorum! Cinnete 1 kala, intahar & benzerleri hallerdeyim! Üstelik karar da veremiyorum! Bir kararsızlık, bir uyumsuzluk amannn aldı götürdü beni evladım! Şimdi elbiseler şöyle;

Ofisimizin güzide mutfağında çekilen biricik fotolar & cici elbiselerim.
Neyse soru ikisinin altına da gümüş rengi ayakkabı olur mu size? Yoksa birine pembe ötekine siyah mı?
Moda blogırları yardım lütfen:)
14 Temmuz 2009 Salı
Kadın denen mülkiyet!
Arada Çin yemeği & benim yemek boyu stresim, sonra sabah ezanına kadar sohbet vardı ama onları kendime sakladım...
Şu ters duran, siyah birşey var ya, o kask.. Kaskla tur attık sonra C.Boston'da "elit çimlerde" oturduk. Saçma sapan konuştuk. Eğer insan içine sığan nefes sayısı kadar yaşayacaksa, tez zamanda öleceğim... O kadar çok saçmaladık.
Dün yemekli & sodalı hayat dersi aldım. Zamanında Eminönü - Kadıköy vapurunun terasında saatlerce konuştuğum sonra "fakülte" bitince ne zaman yan yana gelsek bıraktığımız yerden konuşmaya devam edebildiğim KankN. Dünya görüşüm değişti. Herkes kendi hayatını hikaye sanıyorken bazen yanı başından geçen bir hayat seninkinden daha hikayeyse ağzın açık kalıyor. Muchas Gracias Amigo hasta luego tenemos que hablar, tenemos que compartir, asi vamos a vivir por siempre con una gran felicidad eterna!
-Ne kadar genciz öyle değil mi?
-Hayır sen genç gösteriyorsun!
-Hadi yapma ama, genciz işte..
-Bak hayallerini yıkmam istemem ama beynin genç olsa bile artık 75 oldun!
- :O
*Bir gelecek sohbeti!