Lela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2011 Çarşamba

Sana da oluyor mu?

Bugün bana oldu...
Bir sürü anıyı özledim...
Yine olsa yine yaşasak dedim.
Bazen oluyor insana zaman geçtikçe.
Zaman geçtikçe hayat anlamını değiştiriryor.
İnançları, sevgileri, evet ve hayır'ları değişiyor içinde...
Gün geçtikçe daha çok tartıyor ne yaptığını.

Evine 2 kere hırsız girdi diye 2. defa evlenen bir kadınla tanıştım bugün.
Ben henüz bir evlilik ile baş edemezken!
Evime defalarca hırsız girdiği halde devam ederken...

Birbirlerini hiç affetmeyen insanlar tanıyorum mesela,
Mesela artık kime, net olarak neden niye kızdığımı bilir çözerken.

Bugün bana oldu geçirdiğim onca zaman içinde korkularım, hislerim, inançlarım, değerlerim hepsi bir terziye doluştular sanki..
Bugün ölçüp biçerken bazeılarını "Yine olsa" diye andım.

Mesela Tanya'nın 40. doğumgününü özledim. Birlikte geçirdiğimz bu kadar şey içinde yüzünde o heyecanı görmeyi...
1ce'yle Stephen Jones'a gittiğimiz günü özledim. Topuklarımla beni antikacılarda dolaştırıp, 1 kutu ekleri yiyip, trafikte kahkaha bombardımanı içinde.. yine olsa dedim.
Annemi özledim. Onun karınca hallerini, katılarak gülmelerini.. telaşsız hallerini özledim.
Kızıl'la Antalya dönüşümüzü özledim. Havalimanında patlayıncaya kadar gülmüştük, yine gülsek...sırtımı sıvazlamasını özledim.
Sosyetik'le uçakta uzun uzun, içimizi dökercesine sohbet edip, şarap içmeyi özledim. ' tekerlek üzerinde aldığımız tüm virajlardan sağlam çıkmayı...
Hep birlikte kaygısız, sorunsuz, umarsızca eğlendiğimizde, o an orada olan herkese güvendiğimi düşündüğüm hatta böyle hissetmeye çok yakın olduğum günleri özledim.. Hayatta hala birilerine güvenebildiğimi hissetmeyi...


Anneannemi özledim. Birlikte uzun sohbetler ettiğimiz, onun iyi olduğundan emin olduğum günleri, telefon çaldığında onun adını görünce kalp çarpıntıları yaşamadığım günleri...

Bütün özlediklerimin yanında hatta hemen yanıbaşımda bütün bunları düşünürken içimi huzurla dolduran o ses, o nefes...
Özlerken bazen de özlemenin ne kadar da güzel olduğunu hissettiriyor.

25 Aralık 2009 Cuma

Candles in Saint Antuan

picture from: http://i1.trekearth.com/photos/65806/flames_of_hopes.jpg

Eski yıl gidiyor bu taraftan, yenisi kapıda, "geldim" der gibi tıklıyor. Bu sene eski yıla katkı, yıla son anı, paraf üstü imza niyetine Sosyetik'le beraber Saint Antuan'a gittik. 24 Aralık gecesi, program saat 20.00'de başlıyor "Noel İlahileri" eşliğinde.. Biz ancak saat 21.30 gibi bitmek üzere olan İsa'nın Doğuşu sırasında girdik içeri. Yine kalabalık. Bu kalabalık Saint Antuan'da 24 Aralık günleri geleneksel. Sıradan mumlarımızı aldık. Sıraları beklemeden dikip dileklerimiz tuttuk. Ben kutsal suya parmak uçlarımı değdirirken Sosyetik bana uymaz çekti:)) Sonra pürel, protex falan yemek için iki kız başımıza, Sosyetik seçim farkıyla La Brise Noel Yemeği yedik. Yemeklerden ziyade uzundur baş başa, kafa kafaya içimizi döküşümüz inanılmaz lezzetliydi. Bir daha da böyle yemek yiyemeyiz asla:)
Bunları ballandırarak anlatıyorum, Christmas meraklısıymışım gibi durmasın. O bizim bahanemizdi sadece.. Bazen kimse olmayınca baş başa kalıp hayatınızın en muhteşem dakikalarını geçirip, tek bir kadeh şarapla sarhoş olmanın tadını hiç birşeyde bulamazsınız. Konuştuk uzun uzun, ne de olsa içimiz şişmiş. Tutunca öyle olur, şişersin. Puf diye sönersin konuşunca da.. Ortak gülecek birşeylerin varsa, ortak dillendirecek hayat uzar, o anın tadı uzar, dik durmaya başlarsın, kamburun geçer.
İki eski arkadaş en çok çocukluğumuza güldük. Walkman'le nasıl güneşlenemediğimizi, pillerin zırt pırt bitip insanı nasıl deli ettiğini, bütün şarkı sözlerini ödev gibi ezberlediğimizi, nelere saçma sapan ağladığımızı, o gün yapıp bugün asla yapmayacaklarımızı, Pazar geceleri Parlament Sinema Club filmlerini... Hoş sohbetimiz tam burda "Yerlere Yatış Sohbeti"ne dönüştü!
Çünkü aklıma Pazar gecesi annemle babama film izlemek için nasıl yalvardığım, banyo yaptıktan sonra izin kopartırsam hevesle televizyonun başına oturup filmin en heyecanlı yerinde uyuya kaldığım geldi. Ertesi sabah "Eeee film nooldu" diye uyandığımda annemin de uyuduğunu öğrenince başlayna Laz Baba hikayesi.. "Baba filmin sonu ne oldu?" soruma "Kadınla adam evlendi" veya "Adam öldü" gibi iki-üç kelimelik cevaplar.. "Baba peki kadını terk etmişti adam nasıl kavuştular?" veya "Ama adamın peşindeki katil kimmiş?" sorularına, "Barıştılar" veya "Öteki adam" gibi cevaplar alışım sonunda "Ya babaaaaa bu kadar mı heyecansızdı film!" üstüne "E izin verdik izelseydin" cevabıyla gelen dil tutulması.
Aynı Laz Baba'dan araba kullanmayı öğrenmek! Araba kullanmayı öğrendikten sonra arabayla kendin çıkıp Laz Baba'ya Boğaz Köprüsü'nden Suadiye'ye gidiş yolunu sorma gafleti!
"Baba köprüden çıktım Suadiye sapağı hangisi?"
"Ne işin var köprüde?"
"Baba sapak?"
"Düz git, stada sırtını dön, ışıkları gör..."
"Baba standa sırtımı dönünce Kadıköy ne tarafta kalıyo"
"Sağında kalıyo gerizekalı"
"Ya baba kaçıncı ışıklardan sonra Suadiye"
"Bir yolu beceremedin aptal"
"Of baba.."
"Ne salaksın sen koca stadı görmedin"
....
Burdan sonrasında 30 yaşına gelmek üzere koca koca kadınlar, arabanın paspaslarında tepinerek güldük. O zaman sızlanıp, titriyorduk! "Babaya yol sorulmaz", "Babayla araba kullanılmaz"ı daha bilmediğimiz çocukluk günleri:))))
....

Uzun bir geceydi. Yılın tam sonuna yakışır.. Eskileri gülerek bıraktık geride.. Yaşlanan babalarımızın yaptıklarına gülecek kadar olgunlaşarak, köprüden eve dönüş yolunu gözleri kapalı gidecek kadar iyi bilerek:) Hala anılarımız olduğuna, anılarımızı hatırladığımıza sevinerek... Uzun bir geceydi sabahına "Acaba dileklerimiz sıraya alındı mı?" diye heyecanla uyanarak..
Luv u Sosyetik;
Luv u Aptal, Salak, Gerzekalı:))
ps. aptal diye insanları sevebiliyorum:)

27 Ocak 2009 Salı

Neler oldu bi bilsen!!!

Dönmedolaba hoşgeldin!

Sıralı gideceğim yoksa anlatacaklarımdan kimse bişey anlayamicak. Doluyum doluyum dopdoluyum!

Cuma akşamı Doktor Erol yok! malum baydık artık bende baydım.. Tası tarağı alıp Sosyetik'e taşındım. Cuma gecesi başladık ve Pazar öğleni sonlandırdık neyi mi? 2 günde 8 dvd senasını.

Şaka yapıyorsam bılogger şifrelerimi unutayım! Cuma gecesi Angel'ı izledik sızdık. Cumartesi sabahı hızlı kahvaltı ve tekrar seansa geçiş yaptık;

Blonde Ambition
güldük..
I could never be your woman eğlendik..
Un Vielle Maitresse küfrettik!
When a Man loves a woman sabrettik..
Eternal Sunshine of the Spotless Mind şaşırdık...
The Life Before Her Eyes bakakaldık..
How to deal seansı kapadık..

Pazar sabahı acaba ne izleriz derken zırıl telefon çaldı, ucundaki ses Mama Mia! "Eve gel" diye böğrüşüyo..

Kendimi film setinde sanarak eve geldim. Evde şantiye kuruluyo! Annem & usta duvar kırma planı yapıyolar nası yani !? :O

Baktım duvarları tutacak biri lazım hemen LAdy Lis cemiyete kaynak oldu. Sonuç; Lady Lis banyo mutfak çizdi, bütün Pazar & Pazartesi akşamı Yapı Market satın alındı, banyomuz artık yok, mutfak sırada! Daha şimdiden şantiye konumuna geçildi ruh depresyonda!

Sonra günlerden bugün geldi.. Sabah bi msg LAdy Lis'ten, Ferro Brigit'i aramış;
- Ben evleniyorum..
-Hö? (Brigit'in tepki)
- Annem çok şirin bi kız buldu..
- Buldu derken?
- Temsa'da üst düzey yönetici, ailemize uygun dedi annem.
- dııııııt dıııııt dıt dıt dıııııt dııııt dıt dıt..

Cinnete 1 kalayım habere bak!

Yok anlam veremiyorum ben! Yapamıyorum gerçekten! Ferro yaklaşık 1 yıl boyunca Brigiti'e evlilik vaatleri verdi, kur yaptı, çok havalı davranışlar gösterdi ama olup bitenin adını bi türlü koyamadı. Derken Ferro'nun varlığından bile haberdar olmadığımız annesi çıktı & şirin gelin adayı çıktılar sahneye!

Gerçekten kızdım!

Bi kere insnaların vaktini böyle çalmak ne demek!

Biriyle sevgili ya olursun ya olmazsın yaşadığın şeyin adını koyamamak ne demek!

Şans verildi diye bokunu çıkartmak ne demek!

Biriyle hava olsun, caz olsun diye olunmaz!

Ve kendini ne sanıyorsun! Hayat boyu kimse beklenmez ve vakti işgal edilip böyle davranılmaz!

Çok kızdım!

Alın size Ferro ibret olsun diye!
















Birileri bi okul falan açsın olur mu? Anadan erkek doğulmakla "Erkek", çok paralar kazanılarak da "Adam" olunmuyor gerçekten.

*************************************************************************************
Ben patlamışım be bılog!

He bu arada beni sobeledi Tanya, bende kaldı sobe! Komputerimi 3 gündür hiç görmedim onun için kaleye mum da dikemedim.. ama aklımda;)

Bi dee arşiv fareliği yaptım duvar boyamasyonda Doktor Erol'un kankslarından bi cuple göndermek istedim..


































####################################################################


PS: Blackberry isimli cihazınızı komputer cihazınıza taklaştırınca, ekranın sağ alt köşesinde bi baloncunk çıkar;

"New Harware Found
Blackberry Akıllı Telefon"

O saf komputere sorarım kim demiş diye!!!!

Ofiste bi akıllı cihaz bozuldu yerine gelen konsiye tam bi gerizekalı!

Bi de destek hatları var 0532 757 57 57 beni orda tanımayan yok!



Hayırlara vesile olasın bılog dün gece rüyamda seni gördüm..