Sed in Office etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sed in Office etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2011 Salı

Uyumsuzluk!

Bu akşam kursa gitmiyorum!
Dün akşam da yoktu zaten-
Pazar İktisat'a gittim fakat kafam çok dağınıktı belki de bir kelime bile anlamadım.
İnsana tanınan kısıtlı zamanı sevmiyorum.
Mesela dün gece Lis'le msglaşıp durdum, bi yandan saçımı kurutup, öbür yandan kendinden geçen cildime krem boca ettim.
Sanki 4. bir elim varmış gibi kıyafetlerimi topladım. Saat 2 gibi yatabildim. Ama hala aklımda 3dk.'ya bir iş daha sıkıştırıp şu Vergi sistemlerini okumak için kitabı aldım elime.
3. sayfa sonunda uyudum.

* * *
Hayır kesinlikle yanlış anlaşılmasın evli değilim, çocuğum yok. Sorumluluklarım belli hatta bolca egoist bile sayılabilir. Fakat bence zaman fena halde kısıtlı!

* * *

Dün akşam gaz sıkışmasından düdüklü tencereyi patlattım. Dalga geçmiyorum tencere tısladı, fısladı, pısladı patladı. Neyse ki içinde haşlanan karnıbahar, brokoli & havuçtu! Pastırmalı kuru fasulye değil. Akan suları kurulayarak durumdan yırttık. Hoş evde hafif bir pırt kokusu vardı ama bişi sayılmaz.

* * *

Bugün geçirdiğim son birkaç haftaya göre daha iyiyim. Özellikle zaman konusunda. Oburum ben vakit oburu verdikçesini reddetmeden yerim. Ama yine de yetmez!
Bu oburluk içinde tek tedirginliğim burda bununla uğraşırken şu arkamı döndüğümü kaybetmek olur. Onun için aynı anda 5 şey yaparım ama hep de yarım kalır!

* * *

Papuç siparişlerim geldi ama bir çiftin sağ teki sıkıyor. Napalım böyle giyicem artık bunu free shipping & %15 discounta sayarım! Akşama Nihat & Zuzu gelicekler çana çan-charlarse var fena:)

Günün özeti de uyumsuzluk içimden sürekli taşan:)

10 Şubat 2011 Perşembe

O kolunu koyacak yer bulamazsın ya :)

Olur ya böyle ayakta dımdızlak dururken o eline koluna yer bulamazsın.. İlle de koyacak bir yer ararsın manasız bulamazsın şu günlerde böyle geçen hayatımın resmidir bu!


Soğuk ama güneşli günlerde gözlük takıp, yün elbise giymekle meşgul, günlerin beni umursamadan hızlı çekim trafik gibi akışı içinde delirmiş bir vaziyet.
Geneli eğlenceli aslında 30ların tadını çıkartıyorum:) "30lu yaşlardan bi bok anlamazın, sen yavaşladıkça hayat hızlanır 40da herşey 20lerine döner 50de iş biter"
Buna çok yakın bir yerdeyim.
Tiyatro kursu; ilk sahneye çıkışım "Kalorifer" hakkında sahnede 3dk. konuşmak üzerineydi & benden beklenmeyecek üstün bir başarı sergileyerek salonu gülmekten yerlere serdim. Herkesçe şiddetler Ferhan Şensoy'a benzetildim. Övüldüm, sevildim. Fakat 2. sahnem berbattı. 5 duyu hakkında kendi yazacağım bir oyun ödevi vardı. Bahane değil ama ben son gün öğrendim & hazırlıksız yakalandığımda sahnede yaptığım en iyi şey poz vermekti. Ayrıca bir salon dolusu acımasız gözün her yerimde kusur aradığı felaket bir andı. Bitmesi için dua ettim. Felaketim & ben koltuğumuza çekilirken dilim hala 5 karış her eleştiriye cevap yetiştirdim.
İktisat Teorisi; insanın yarım kalmış işleri hayatının hep en yoğun olduğu dönemlerde, nikahtan bir gece önce pörtleyen sivilce gibi dikilir karşısına. "Artık kurtulmam gerek senden İktisat Teorisi, barışmayı dilenen eski sevgili kadar yapışkan çıktın!" İktisatın iplerini elden bırakmamaya gayret ediyorum.
Pamuk & Ay; hiçbir zaman hayvanlardan tiksinmedim, ödümü de patlatmadılar. Öyle arada hislerim vardı ki, sokakta yürüyen insanlardan farkları yoktu benim için. Bu şehrin, bu dünyanın, bu hayatın tıpkı çevremdeki herşey gibi bir parçası oldular. Fakat hayatıma "Ay" girdi. Minnacık vücuduna kocaman gelen göbeği, aç kalmamak için bulduğu herşeyi yemesi, günlerce kaka yapsın diye beklemek, kucağımda saatlerce uyuması.. Kedi sever değil sanki kedi tapar olup çıkıverdim onunla. Algıda seçicilik arttı, etrafımdaki bütün kediler belirginleşmeye başladı. Rutin değil ayrıcalık gibi yerleşiverdiler hayatıma. Sonra birgün annem Pamuk'la çıkageldi. Eve hayat geldi. Ortalık şenlendi. Pamuk giderken üzüleceğim için o gitmeden ben onu görme biletlerimi ayırttım bile. Gece 12 "çişmix" saatimiz var. sahibi değilsem de bişeyiyim geceleri gelip yatağımın ucunda uyuduğuna göre.. Onlar da ilgi istiyor. Hatta istedikleri 3-5 şeyden biri de sadece ilgi.
Bu sene "yeter artık" dediklerim; çok yalnız kaldım bu sene. Aslında hep çok yalnızdım. Etrafımda kocaman bir kalabalık olsa bile ben hep yalnızım. Belki tek çocukluktan, belki çok fazla kaybetmekten alınan ağır dersten, belki de seviyorum içten içten yalnızlığı bilemedim.. Kafamı dinledim yanlışları buldum. Doyum! Beni doyuran bir hayat değil yaşadığım. Kapısı penceresi eksik ev gibi. Pencere yokmuş da muşamba germişim, kapı yokmuş da sunta dayamışım gibi.. Gözmeden gelmişim nihayetinde. Yapmak istediğim işlerin asla bugüne kadar yaptıklarım olmadığını. Bazen mecburiyetten bazen de yufka yüreklilikten bir sürü yaptığımı anladım. Ozi gitti sonra Lis'de gitti bence artık sosyetik'te gitti. Yollar ayrıldı. Daha önce de yollarımın ayrıldığı birileri oldu. Şmdi bir başka oldu... Anladım ki sonunda brgün konuşacak kimse kalmadığında deli gibi kendi kendime anlatıp, kendi kendime akıl verecek raddeye gelmemek için bunu bir yere boşaltmam lazım. İşte o boşaltımı yapabilmek için alt yapı hazırlıklarındayım. Bazen vazgeçecek gibi olsam da, bütün cesaretim, bütün motivasyonum, inanacım kırılsa da bir kere de sadece denemeyi göze aldım. Üstelik bu denemeyi başarabilirsem ki bir tarafım çok başarılı olacağım yönünde çalışıyor o zaman şu an vazgeçmediğim birçok şeyden de bir hamlede vazgeçebilecek olduğumu biliyorum. Bu beni rahatlatıyor.
Umrumda değil; Rozalarım azdı, sivilceler yine sahnede, her sabah sürecek kremlerm var & umrumda değil artık. Geçen sene bu zaman tek derdim, canımın acısı cildimdi. 1 sene de gülüp geçer hale geldim, alıştım. Napalım Kainat Güzelllik Yarışması'nda taç garantim yoktu ya benim. Olduğum gibi kabullenilmedikten sonra orada yerim yok demektir. Daha rahatım artık bu işlere..
Kinden arınmak gibi; dün eski patronumla karşılaştım & onu görünce sevindim. Bu hayatta sevdiğim yüzlerden biri onunki. Kin yokmuş içimde, ona karşı kırgın değilmişim. Bugün ona selam verecek kadar yeri varmış içimde. İçimde kin olmadığı için arınmış hissettim iyi geldi.
Denemediklerimi denemek & kulak asmamak; OHHH! o kadar iyi geldi ki. Esra ile kaç zamandır konuşuyoruz "Ya ben çok memnun kaldım sen de yap" dedi durdu beynimi yedi. Fakat benim beynim annemin askeri düzen çocuk yetiştirme tarzından kalma olduğu için çok zorlandı. Bizim evde "Kenan Evren gelse 21.00'da yatakta olacaksın" vardı. Aştım onları çok mutluyum. Bugün müjdeli haberi Esra'ya verdim. Bazen yapmaktan korktuklarını yapmak gerek. Ben motorsiklete binmeye de böyle başlamadım mı? Nerde bıraktım o Sed'i? O zaman yapacaksın kızım korkunun ecele faydası YOK!
Takılarım; bizim eve hırsız girdi. Bu sene tam 3 kere soyuldum. Bilgisayarım, cep telefonum & şimdi de takılarım. Gittiklerine üzüldüm. Ama ölmedim üzüntüden sadece özelime bana bir yabancının bu kadar yaklaşması çok rahatsız etti. Tanımadığım biri benim dokunduğum birşeylere dokundu. Aldatılmakla, tecavüze edilmek gibi tuhaf bir duygu bu. Cinsel algıyla değil tabi... Bu son sefer takılarım gitti. Maneviyatı çok büyük takılarım. Anılarla dolu.. Belki de onların artık benim anılarımdan çıkası vardı. Hırsızın peşine takılıp gittiler. Bu çağda kişinin evinin dahi güvenli bir yer olmadığını bir kere daha öğrendim. Kıymetli hiç birşeye sahip olmamak gerektiğini anladım. Bir de bana ait herşeyle kurduğum o duygusal bağın zararlı olduğunu... Tanıyanlar bilir yüzük delisi olduğumu, takısısz denize bile girmediğimi. OHHH ferahlık hepsi gitti!!!! Yerlerine birşeyler aldım ama kaybedip duruyorum & umursamıyorum. Çünkü herşey bırakıp gidiyor ister istemez varsın onlar da gitsin yeter ki hala yerine koyacak gücüm olsun.
Biraz da o düzeltsin kendini; kişileri olduğu gibi kabul et Sed. Bırak yorma kendini o görsün o düzeltsin kırpık kırık köşelerini her koyunun asılacağı bacak aha da şu kendi bacaklarıdır buna da engel olacak öyle bir güç, dirayet verilmedi kızım sana!!! Ki bence 2011'e dair en önemlisi budur bunca laf kalabalığımın. Bazen alen bile olsa yürüyp geçmeyi bileceksin, bilmiyorsan öğreneceksin.
PS:
Nihat gel hadi anlatacaklarım birikti bak bloglara döker oldum:)



28 Ocak 2011 Cuma

Chanel Robots & fazlası:)

Birikmişleri çıkardım bugün alt alta dizdim.


Chanel denilince ben dururum:)





Chanel : Robots from Jonathan Experton on Vimeo.




Bunu gördüm hemen paylaşmalıyım dedim:O!


GAYOloJii



Sonuna bir de resim ekledim:)

18 Şubat 2010 Perşembe

Tak tak tak....

Ofisin içinde bir oraya bir buraya yürüyorum topuklarım "tak"lıyor gıcık bir şekilde.. Sanki sabaha karşı eve geldim apartmanın içinde yürüyorum...
Yazlık şortumu giydim bugün. Hatta ofiste cam açtım. Sonra da hapşırdım. Erken bahar telaşındayım evladım!
Florasan mavi, siyah & beyaz... noluyo bana! Pembe.. nerde turuncu! 30 iyi gelmedi anladım.
Tanısan seversin aslında iyi biriyim. Tek derdim kendim.. Yer bitirir hiç uyutmam "dır" dır" "dır".. Açık bırakılmış telefon sesi gibi çınlar beynim.
Olur olmaz yerde aklıma deli deli şeyler gelir. Gülünç kimisi, kimisi derin... Hep not defteri taşırım, bir kez almam lazım olur, hep mendil taşırım bir kez almam, grip olurum!
Rahat değilim diye rahat tipleri de ayrıca sevmem!
Bi Hello kitty defterimden,

Şişe şişe sularımdan,

Susam Sokağı yoga çantamdan vazgeçmem!

13 Kasım 2009 Cuma

"Bana Haykanı Ve"

Sabah ofisin ilk telefonu çaldı.

Ofis telefon ses moduna aldım sesi...

Karşımda ki ses, acayip bir ses.

Anlam veremedim, oluyor bazen hatlardan cızırdıyor, sesler, kelimeler kayboluyor.

Fakat yok anlamadığım için kaldım öyle!

Ses devam ediyor, kaydedilmiş içine bu cümle, durmadan tekrar ediyor.

"Bana Hakanı Ve" " Bana Haykanı Ve" "Bana Haykanı Ve"

Şimdi, diyorum telefonun içinden bir cani çıkacak, misal ÇAKİ:), Fredi:),HAnibal:)

Yada ben bu sabah HALKA (Ringo) da uyanmışım.. Bu sefer video kaydı değil telefon kaydı var...

Kapadım tabi sapık gibi o sesi mi dinlicem belli ki işle alakası olmayan bir vaziyet söz konusu.

Aaaaa nooldu dersin zırrr yine çaldı telefon. Bu sefer, Anladı tabi, diyorum. Ofis ses moduna geçiş ama ben telefonda şoklanmış kalıyorum.

Aynı anda iki ses biri sabit "Bana HAykanı Veee" diğeri, "Aloooo Gizem, Ayyyy Hande, Amaaaaaan Elif Hakan Bey'i arıyo"

Gözlerim gerçeken fal taşı gibi açık, kelimeler boğazımda, sesim de net kısılmış ben telefonda duruyorum.

Bütün bunları tam o dakika ayna karşısında gözüme kalem çekme esnasında olduğum için de görüyorum.

Kulağımda biri hala "Bana Haykanı Ve" diye sayıklarken bunların haddinin bildirilmesi gereken bir çete olduğunu düşünüp elimdeki kalemi hışımla makyja çantasına atıp canımı kurtarıyorum "Hanımefendi burda Hakan diye biri yok".

Aldığım cevap mı "Heeeeeeeeğ".

İyi Haftasonları:)
Foto şurdan alındı!

10 Eylül 2009 Perşembe

< Olmuşsa NE Olmuş>

"Pazartesi neden gelmedin?" diye sormayın bundan sonra.. Çünkü bundan sonra her Pazartesi DVD Clup var. Şimdi de "O da nesi?" diye sormayın lütfen! KLup işte. Yok mu erkeklerin futbol klubu onun gibi izleyip üzerine on saat yorum yapılacak, ye, iç, semir saati yapılacak, dar dar konuşulucak! SOnra bi deşarj bi yayış bi serbestlenme. "Pazartesi neden gelmedin?" total yasak artık!

Kulağımı kanırtıyor radyo yanımda! "Neden kapatmıyorsun?" diye sormayın. Şu anda yapmadığım bir sürü şey için verdiğim cevabı yapıştırmak zorunda bırakmayın.. "ÜŞENİYORUM" Kendimi şurdan şuraya kıpırdatmaya, bazen ağzımı bile açmaya, yapmaya, etmeye, bu devre hepsine üşeniyorum. Bestem bile var!
Üşeğğğğğniiğğğğyooooğğğrummmm
Üşeğğğniğğğğyoooğğğruuummmm
Bana yap demeğğğğğ
Üşeğğğniğğğğyoğğğğruummmmm!
Uzun hava tabi ki!

Aynı anda 2 kitap okuma gafletine düştüm! Biri gerçek diğeri gerçek hayal karışım kitabı. Peki ya benim hafızamda herkes bir kitapta gibi o nesi! Birini bırakmaya karar verdim. Hayatta hep bi tercih hep bi tercih yazık dğeil mi yaradana kurban!

Ya siyah moda mı! MArikalar senesi.. Yok Rock, yok 80's(eytiyisss) dediniz bize hava bastınız! Koymuşlar oraya siyah gri pantolon tshirt "Bu da tirent bunu da alacaksın" baskısı yapıyolar! Sevmiyorum yağğğğ sevmiyorum! Bilinçaltı yaptınız bende farkına varmadan elim gidiyo! Neyse ki leopar serpmişler de araya mağza mağza 35 bin saat zevkimin içine biiiiiiiiiiiiiiiiiplememişler!

İçimden kültür ateşesi çıkacak tez zamanda.. Kitap, cd, dvd, dergi derken birden boynumda FULARım, gözümde siyah kalın çerveli gözlüğüm, elimde pipoyla terete 2 de Pazar programlarında ahkam keseceğim. Aslında benim gözüm hbertürk'te aktüality programı yapan iğrenç saç kesimli teyzenin yerinde ama yaşlılara saygımdan henüz atak yapmadım:P Bir tv projem daha var o Ctesi günleri primetime için yaklaşık 1 saatlik sunumu dönüşümlü olacak tirent programı! Türk kadınının imajını yenilicez ekibe Tanya, ŞEbot & luxury için Sosyetiği alıcam. Reytingleri patlatmayan SED bu ekiple ne olsun!!!

Kültür demişken nooldu bizim kültür kenti yahu! ŞEmsiye işine girsek diyeceğim ama acaba Zodiac(şişme bot baabında) daha mı çok satar! Kim bilesi?

Ps. Bıloğun ipi yok ki ağzını büzesin!

26 Haziran 2009 Cuma

KArgo

G.I.F... Başına "Thank" koyamıyorum!
*Sabah işe sürünerek geldim!
*Sürünerek doktora gittim!
*Doktordan hışımla geldim! - Hani damarımı deşip, kolumu da sıkıp, içinden zorla aldıkları kan var ya! Evet sonucu çıkmış! Neden balık hafıza olduğumu & bu sinirle 40ımı zor göreceğimin sebeplerini öğrendim. Kutu kutu pense değil ilaç aldım!!!- Öğlen Moğol gibi, Viking gibi et kemirdim.. Son 2 parçayı suyla zorla yuttum!!!
*Deli oldum! - Zaten beynimden ter akıyor birde PTT'den gelen o yazı "Zarttırı zurtturuya saçma sapan paralar harcamışsınız, utanmadan paketinizi de ayağınıza bekliyormuşsunuz. Yok canım öyle yağma! PAketin burda ya gelir alırsın yada 7 güne aramızda paylaşırız!- Bir daha mı internetten alışveriş ellerime acı biber sürün!
*Hoff paketi nasıl alıcam dingdong! Turkcelli haşla ama hep haşla, haşla ki hediyeleri göndersin. Aylardır beklenen blackberryden sonra mininotelar kapıda.. İşin hep teknik tarafı bana mı kalır ey kardeşim! Kur Wiro, kur msn, kur sykpe, kur ne varsa. Getirtmesi bir caba çalıştırması bir caba minimize bir cihaz! Önce bende diye tutturdum ama nafile bunlar minimize x 2! "Ayı yavrusunu severken boğarmış!!" Bunu da yemekte öğrendim.. Sevilen herşey insanı boğuyor bazen misal teknoloji!

*Masam kıştan çıktı yaza girdi! Masaya su & motor aküsü eklendi çok işim var kardeşim çok! Yapılacak onca işin arasında bunlar aynen böyle duruyor ortada.. Masayı da böyle bırakır Hatice'ye giderim ustad! PS: Hatice ofiskadın temizliyor sözde kısaca HAtice doktor bo ne! Her sene akü kaçar mı insanın cebine! Of evladım of bu kaçıncı salınışı bu paranın!

*İlaçları lüp lüp yutsam bir kere de & hatırlasam herşeyi bir anda!!!!! Akşama yapılacaklar elime yazıldı zaten Wiro beni benden aldı.. Kırmızı + Sİyah - bunu unutursam terör grişimi sanılabilir bir ses çıkar! BOM! Sonra "Zor Ölüm"den Bruce Willis'i ararım.. -Hey dostum kırmızı mı siyah mı!

*Kargocu geldi.. Zaten bir kargocu gelir öbür kargocu gider ofis böyle bir yer değil mi!? Kargocu geldi ojem bozuldu!!! Bitmek bilmez G.I.F!

*He birde Tanyakafalar Barca'ya gidiyorlar haftaya full time buhrannn.. Çabuk gidip çok eğlenip çabuk da gelseler ya..

Bekliyorum kardeşim 18.30da vapura yetişeceğim had!

18 Haziran 2009 Perşembe

BANA ayak YAPMA!


bu sağ..
bu sol..

:))

yaşlanıyorum bak ayaklarım pörsüdü
saçım da mı beyazladı
bu sene selülitle başa çıkamıyorum artık
neden, merdiveni orta yola dayadık
"yapmaya takatim yok"
dilime dolandı en sevdiğim laf
zaten neyi sevmiyorum ki ben:)
çöp konteynerını bile severek dile getireceğim!
sağ & sol kadar başka..
zaten bu sene hepsinden bir başka.
ben 2007'yi sevmiştim belki de orda kalmalıydım hep
ikiz çocuklar kadar aynı
iki kadar birbirinden ayrı dolu içim dopdolu..
sesimi duyuramıyor değilim haşaaaaaaa!
sesim gayet kalın & yüksektir
keskin sirke küpüne zarar verir!
"başını alıp gitmek" var ya
o ben işte:))
başımı alıp kendimi ferah bir atölye de kumaşlarıma gömmek istiyorum
başımı alıp şakır şakır ispanyolca konuşmak
sonra yine türkçe konuşmak
sonra ingilizce konuşmak
sonra Penelope Cruz gibi
bu tarafa ingilizce bu tarafa ispanyolca
ortaya da türkçe laf yetiştirmek
başımı alıp dergiye gitmek, beyaz masamda romantik moda yazıları yazmak
başımı alıp tatile gitmek
başımı alıp hiç ağrımayacağı asla ağrımayacağı bir yere koymak
başımı alıp susmak, başım bana ben başıma bakarak susmak
"ey başım neden bana ayak yaptın" demek
yapıyor çünkü sağ&sol ayağım kadar bölüyor beni ikiye
o iki de birbirinden öyle bağımsız
...

bu bılogda sansürlenmiş cinsel içerikli bir anlatım var ki bulana ödül verilecek
3 vakte kadar yakasına bülbül öten kuş rozeti takılacak:P

29 Nisan 2009 Çarşamba

Kayıt Aranıyor!

Gerçekten dilim falan tutuldu sanırım!

Masalcı nene gibi car car öterim normalde bi pss geldi. Yürümek istiyorum biraz.. Bunalım Umay Umayları tıkalamışım nanoya.. Böyle hava da ağladı ağlayacak sıçtı sıçacak bir hal. Ben zaten "dertlere gel anam!" hallerinde.. Sabah kısa metraj asansörde kalma furyası geçirdim. Benim klostrofobim var ne yazık ki! Asansör sevmem, kodes sevmem, bazen ev bile küçük gelir, ferahlık severim, daralmayalım böyle geniş geniş.. Tıkışık yatak sevmem, 1 kişilik yataktan haz etmem! Kısacık bir kaldım asansörde kapı kilit, asansör hareketsiz bir an bütün bunlar film şeridi olup geçti.

Şu an inanılmaz şekilde dışarıda olmak istiyorum. Yapacak hiçbir işim yok ama yarım saat erken çıksam göbek atarım. Yazmak istememe günü bugün. Oysa anlatacak nelerim var! Bazen düşünüyoum vızır vızır yazıyorum burdan ya belki okurken birinin içi sıkılıyor. Okumasın di mi o zaman?! E ne bilicek.. Bazen birşey anlacak oluyorum sonra "yok yok bunun sırası değil" geliyor. Uzuyor uzuyor lastik kıvamında herşey..

O kadar farkındayım ki değişiklik lazım!....

25 Mart 2009 Çarşamba

Heyecan Dolduruşları!

*Bu bılogda cep telefonu kullanılmamaktadır. Fotoşipşak, ses kayıt cihazı, kesici aletler, 100ml.'yi aşan sıvı, yakıcı madde, havayi fişek, muşamba, naylon & plastik sokulması yasaktır.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

Telefon çalar;
- Seden gel hemen gel ama!
"Patapatapatatapatatatapaptatapatapaa" ayak sesleri duyulur
-Seden bak baaaak oku ne diyo (ekrana parmağıyla vurarak) al işte bunu bana al
Ekrana dikkatle bakarak okuma sesi gelir
- Informacion del evento, fechas, precios de entrada, toma nota, fırfır ,pırpır.. Senin accountun var mı?
- Al bana account al (eller yumruk okuma ses taklidi yaparak) por favor, hırvır gırgıg, 1 saate kalmicak al bana bunu al!
- Telefonda alıcam ben bunu!
- :O
+34 902 15 .....
"Bienvenido a tictacticket declea 1..."
Pır 1'e başıs karşıdaki ses
- Bienvenido..
- Hola hola llamo de Turquia quiero comprar billetes de U2
- No es possible tiene que llamar tarde en una hora.
Sinir içinde pata pata defalarca numara çevrilir 30 dk. kala 40 dk. kala sakinleşmeye başlayınca İngilizce seçeneğinin de verildiği 2 tuşu tespit edilir:))

Sonunda numara düşer karşıdaki sese böğrüşerek RedZone da 2 bilet almak isteği anlatılır fakat kalmamıştır. Bağrış kıyamet SarıZonedan alınır. Kredi kartı, bize nasıl göndereceeen billeti, aldık mı, helal etting mi derken U2 BARCELONA KONSERİ biletleri artık alınmıştır.

Ben ondan daha heyecanlı telefonda İngilizce konuşan İspanyolla, İspanyolca konuşarak telefonu kapatırken 40 yıllık dostumla konuşuyo gibi sevinirken o karşımda dans etmektedir.

O kadar sevindim ki ben gitsem Barca'ya ki Barca şu gezegende ölmeden görmek istediğim Cuba'dan sonraki yegane topraktır! bu kadar sevinirdim işte! Barca'dan gelinlik istedim :)))) Gidemiyorum ben ama sen bana getir. Gofletler Haziran'da Barca'da U2'nun mekanında olacaklar:)

%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

Bu sabah kendime Paypal accountu aldım. Gelen mailde bi seferliğine 1,95$ kkden çekileceği, ekstrede karşılığında görülen kodun ilgili kutucuğa yazılmasından sonra 1,95$ iade edileceğini okudum:)) Pintiliğimden bankayı aradım ekrandan kodu okuttum Paypal kutucuğuna yazdım. Sonra oturup 1,95$ için açtığım telefonu ama gözümü kırpmadan aldığım ayakkapları düşündüm. Bu kadar mı enteresan bi pintilik versiyonudur kadın milletine bahşedilen?

&&&&&&


Mevsimsel uykular dışında mevsimsel alışveriş hastalıklarımı tespit ettim. Dr. Erol'a bi sürü şey alasım var, bunu bahane edip kendime dünyaları alasım var. Kalan günleri PAckman gibi ağzımı açıp kapayarak yiyip bitiresim var! Gel artık diye böğüresim, elimi uzattığımda seni bulasım, istediğim kadar dırdır edesim, bütün operalara, konserlere, festivallere, tatillere, deniz kıyılarına, uzanıp kitap okumalarına, suspus oturmalarına, senle olasım var.

YYYYYY

Beni bugün giydiklerimle görüp operaya gittiğimi sanan sevgili ofisdaşlarım:))) Nayn! bugün opera yok :)) modu var:))



Geç kalınca eve parmak ucunda giren bılog!

13 Şubat 2009 Cuma

Ne SEn Sor ne BEn söYLüm mü?

Al bılog sana 200 kayme veriyorum, Tekaliffi sakka olarak sende benden vergi almalısın bence!
Öde öde bitiremediğim ötv gibin! Sende özelsin ya senden de vergi keserler mi acep!






Bir SED ofiste ne işe yara onu düşündüm.. Sonra buldum kompüter kullanmaya yarar, ses yapmaya yarar, kurumsal ortam yaratır, topuk sesi çıkartır ama en önemlisi masasını dağıtır ve öyle yaşar!



Dün elimde cihaz gökkuşağı çıktı çıkacak bekledim durdum! Hayır sadece güneş - yağmur geçişlerinde hava kızardı. Şu karşı damın eteğinde iki kuş istiflerini bozmadan bütün gün orda takıldılar. Kuş dediğin göçer di mi sıcak havaya göçer.. Kuş bile kafayı yedi be!


Kompütür o tür bu tür:)) Doktor Erol Anadol arşivi yapıyo.. Ama baya arşiv! Mesela tatile giderken normal hava & yol şartlarında 8 saatte gidilen mesafeyi biz 18 saatte gidiyoruz. Hobik insan yollarda Anadol görünce durup resimlerini çekiyo. Fotomodel de ben:) Ona aldığım 1973 Devir dergisinde Anadol reklamı var şöyle diyo "Güngörmüş".. Hem orotik hem imalı:)



"Tür" AKüpünktür! Dergi kitap kokusunu severim ben. Kırtasiye severim. Eski sandık kokusu bile severim.. Dergiyi kokluyordum, hışırdıyordum ki:O gözlerim yerinden çıktı! Ah ah dedelerimiz kendilerini aküpünktür ettiriyolarmış! Zamanın kibarlığından mı geliyo acaba misal "Nayır, Eröl, Nolamaz" :)) Akapunktur çok kaba kibar bişi olsun Aküpünktür diyelim çiçeğim:))


Çorap katili ben meraba! Bir çorabın ömrü 1 gün bende..Nası bir sakarım, nası bi kabiliyetsiz hayal bile edemezsiniz! Burda yine annem giriyo devreye dikiş nakış onun işi.. "Beni bugünlere getiren anneme & sizlere sonsuz teşekkürlerr errrr eerrr" diye haykıracağım kainat güzeli seçildiğim gün mikrofondan!

Victorian küpeng! Doktor Erol her takışımda böyle söylüyor.. "Victorian küpelerini takmışsın". Ben Marie Antoinette, çikolatalar, şampanyalar, lüks & zevkü sefa içinde takıyorum küpelerimi.. Kabarık eteğim, yeni yapılı 3 metre topuzlu saçım, kurdelelerim kelebek gibi uçuşarak dolaşıyoruz sarayın 75000 dönüm bahçesinde.. Cik cik cik cik pır pır pır (doğa sesleri efekti)



Mmmmmmmmmmmmm num num! Didem bize Beyoğlu'ndan şeker getirdi. bütün gün sömürüyoruz.. Size de ikram edeyim;)



Camın kenarında bir bitkim var.. Pireydi aldığımızda sonra Doktor Erol ve ben onu diğer bitki evlatlarımızdan ayırmadık, sevdik, bağrımıza bastık o da büyüdü:) Dün bir yağmur bir güneş camdan sokağı izledi. Hep herşeyin içine girebilmek istemişimdir. İnsanların hislerini, duygularını tıpkı onlar gib yaşamak, kedi olsam kulaklarımın arasını parmağıyla bıt bıtlayan sahibime ne yapardım, elma olsam ısırılınca canım acır mıydı, mesela bugün bu bitki olsam dışarıda olup yağmur tadına bakmak ister miydim?


Her zaman ki gibi bugün yine çok kurumsalım! Dün Kızıl Sonja geldi ofise o bir KOKOŞLUK abidesi! Bana dedi ki "Çok eğlenceli bi tshirt gördüm & senin onu banayapabileceğini düşündüm. Öyle bi potansiyel var sende" WWwwwOOOOOOOOOOOOOOV! yapmam mı! Tarzımın ne olduğunu bilemiyoruz ama kurumsalım işte;))



******************************************************************************

Bu akşam BabyLon'da KARINA - Brezilian eğlenelim dersen!
Dotbilsar'da VUR YAğMALA YENİDEN - Dot'ta tek sahnede full performans uzun süreli oyunlara alışık olanlara bu akşam..
Ghetto'da IF Istanbul Açışıl PArtisi - Ben poarticiyim kardeşim diyenlere..
Linki veremesem de LOKAL Tünel - Orda da poarty bizim Cuma klasiği(iydi!!!)
Son olarak vizyon da Şüphe - Doubt - Vizyondan önce biz DVD'de izledik:)) Merly Streep her zaman çok harika fakat sinemada uzun uzun oturup izlemek sıkıcı olabilir.. Şaşırtıcı bir film değil;)

Hadi bılog Cuma'ya koş! Cuma günü saat 17.00'da Doktor Erol'dan şu msgı almayı özledim "Akşama party var sen, ben, Emre, söbü gideriz di mi?"..