Snow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Snow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2009 Pazartesi

Sokak Arası Mafyası 5 is 5

Tadında bıloga hojgeldin.. Otur da şöyle falına bakayim!

Cuma bıloger poartici ahali resimlerini sonunda göreceğiz foto arası bılog oluyo gıcık oluyorum sonra!

Cumaleyin kendimi cadde de azdan bi süzdüm.. Mac'in merakla takip ettiğim yeni sezon reklam afişleri arzı endama geçmiş bayıldım! Sende bayıl istedim:))


Oldum olası severim reklamları, jingle demek zorunda kalıyorum ama "reklam müziklerini" ezberlerim nasıl olduğunu anlamadan.. Çocukluktan kalma bişi ne de olsa 80 generation.. Bize hep tüketim kuşağı dediler, kayıp kuşak dediler, apolitik dediler... Yerdiler, yadırgadılar:):)

Çocukluktan kalma başka bişi daha vardı bu haftasonu.. Dolap fareliği yapıyordum bulduğum bi servis tabağı beni benden aldı & anneannemin & annemin pudra şekerli çileklerinden yola çıkıp kendimi şımarttım. İştahla yedim çilekleri, sanki çileği bile elleriyle yapıyorlarmış gibi gelirdi.. Size de bi kuple:P ayırdım tabiiii!









I hate IKEA! Çok ciddiyim!

Fikirlerini sevebilirim, birçok şeyi beyenebilirim ama yine de kabul edemiyorum. Biz okula George Hoog'suz gitmezdik, Timberland'ı olmayana pas vermezdik, Barbour'un iğrenç yeşil montları sayemizde Türkiye'de satış rekoru kırdı, HArley Davidson botu ayağına takan caddenin yolunu tutardı, Lacoste çantalar, Burlington çoraplar, yazlık renkli Lumberjackler, polo yaka renkli üstler bizde patladı.. Çocuktuk yaptık! Çocuktuk ama! Büyüyünce "Hatice Davidson" demeye başladık. Şimdi evini bir örnek IKEA döşeyenlere hayretle bakıyorum. Ne kalıpçı milletiz! Fikri değerlendireyim yok olduğu gibi satın al koy. Nasıl bir IKEA açlığıdır... Çek çek, pas pas bi de 1 adet etejer aldık onları da nerelere gizlesek bilemedik! Yaratıcı ol emi heh msg bu YARATICI!

Bugün berbat günlerimden biri sıkılıyorum, ezilyorum büzülüyorum, doğruluyorum, böğrülüyorum.. Fakat hayat devam ediyor üstelik burada sıradan bir kış günü geçirirken Britanya'da, Paris'te hayat kardan durmuşken herşey tam gaz devam ediyor!

Bu sabah itibariyle iptal edilen İstanbul London, London İstanbul & İstanbul Pağiiiiii, Pağiiii İstanbul uçuşlarına istinaden postluyorum!









Ne çektim bu sene kardan offff evladıııaaam!

Kara bahtım kör talihimden Doktor Erol'u da karlı mekanlara gönderdik.. Öteki kara bahtım kör talihimden askerlik tilifonu bozuldu haşırla huşur arası Doktor Erol'un sözcüklerini seçmeye çalışıyorum!

Bu kar buraya da gelir kesin başka bir kara bahtım kör talihim varsaaaaa, o da şantiyemizi ısıtan kombinin söküldüğü güne denk gelir!

Söylentilere bakılırsa karda ben yine görevimin başında olacağım:)))

Artık meteor bılogla devam ederim konuya..

***************************************************************************************

Şantiyeden aldım komputeri
Ofiste tuttum !

Olmadı di mi olmadı evet:)

Demem o ki komputerle aramız açıldı açılalı kendisini yanımda taşımaya karar verdim. Böylece supersonic kriptonic fotolardan mahrum kalıp foto arası bıloglardan gayri kalmayacağim!

İşte bıloger beni gır herşeyi gır poartiden seçmeler..

Balkonda "Sigara çek biiiiiiiiiiiiiiiiiiiir"den bi kuple!

Hocam "Şuh"tan sınıfı geçtiniz kendinizi "Karizma bende, Çap bende"ye verdiniz:)

PS: Hocam bi tarkat değildir tikkat.


Efendim gecenin & Defdef'in mimarı Tubtub & Polat Alemdar!

Aslında avkatlar.. mimar değil.. e bravo!


Hubılla babıl'ın evlilik dönümüydü:)

Korkmayınız Cenk Tubik'i boğulmaktan kurtardı eee ev sahibi olarak Tubtub'da onlara çeyrak altın taktı:O




Kenan Doğulu'nun nadide bi eserinde geçen şu sözlerle ortamı açıklamak isterim "Başrollerde seeeen!" Tanya'dan söz ediyorum bravo evladıam!


Lunaparkın en orotik kısmı denizkızıdır ya hee bildin mi! Bıloger Poartinin en orotik kısmı da makaroni bacaktır. Çoraplara bak ya hatunun içine Mullen Rouge kaçmış!



Bu geceye peydah bi de Esra var anacığııııım! Şu bağbetlerin sahibi ded ki "C37'den su getireyim mi?"... Wuuuuuuuu dedik gözlerimiz açıldı "Getirmeeeeeeeeeğğ" dedik. C37 ne ola ki! C7 miydi yoksa!

İçerden Didem'in Jingle Bells kıvamı müzikleri geliyo 2010' a geldik sanıyorum..

Bılog sen benim yerime teşekkür et herkese benim işim çıktı!

24 Aralık 2008 Çarşamba

2 blog BiR araDA taM dA bu bLOGdaaaa!



Saçını, stilini, ikonunu, müziğini sevdiğim Micky Green'le açılış yapmak istediğim...




Ouuuuuuuh ouh ouuuuuuuh ouh


Ouuuuuuuh ouh ouuuuuuuh ouh





I don't think you realise


Don't think that you recognize

Just how much you mean to me


And that you make me so happy


I wish that you were happy too


Because it means so much to me


And oh ! I know that we've got better days


And oh ! I'm sure that we will conquer the world


I regret what I don't have said


I screwed up things inside your head


But all I want is for you to know is that


When you grow old you won't remember it at all


And oh ! I know that we've got better days


And oh ! I'm sure that we will conquer the world


And oh ! I know I love you more than anything


And oh ! I'm sure that I will make you happy


And we'll be together...


I know, it shows in your eyes


Your green eyes, your brown eyes


It doesn't really matter


And oh ! I know I love you more than anything


And oh ! I'm sure that I will make you happy


And we'll be together, I know it shows in your eyes


Your green eyes, your brown eyes


It doesn't really matter anymore


Oh ! Oh ! Oh ! Oh ! ...


It don't matter no more


It don't matter no more


It don't matter no more


It don't matter no more...




Bu sabah kar vardı! Gözüme girdi, üşüttü, esti, güneş çıktı kar topladı, bulut geçti yağmura döndü..

Geçen yıl Londra'ya uçmak için hava limanındayım, kar bi yağıyo bi duruyo. Boarding cardımı aldım, gatelerden geçtim, uçağı beklemek üzere içeri girdim, camdan rüzgarla ordan oraya savrulan kar tanelerini izledim, durmadan "kar bastırmasın" dedim, çok bi başıma hissettim, bi başımalıktan kurtulmak için ipodun sesini sonuna kadar açtım.
Doktor Erol'u düşündüm, beni düşünüp düşünmediğini düşündüm. Sustum düşünmedim sonra uçağa bindim.

Pistten çıktık ve beyaz kar tanecileri arasında kaybolduk. Benim geride tanecik olarak bıraktığım karlar büyümüş kar kütleleri olmuş. O gün İstanbul'u kar kaplamış ve ben dönünceye kadar hergün kar yağmış kimse evden çıkamamış ama kar biraz durunca, kendini kar topusuna vermiş, karda yürüyüp üşümüş...

Ben karlı göreceğim İstanbul'u diye yollara düştüm fakat 10 günde ne kar kalmış ne izi. Öyle ki kar eriyince ortalık berbat olur, paça, çorap, palto çamur içinde kalır ya.. Hatta bütün karlar eriyip suları kuruyuncaya kadar eziyet olur ya... O eziyet bile bitmişti.

Doktor Erol karda yürümüş ve bana çektiği fotoğrafları gösterdi. Küçük dilimi yuttum! İstanbul değil Alaska! Bembeyaz... o kadar uzun zaman oldu ki karda işe gidemeyeli, buz tutmuş yerlerde kaymamak ve kaseyi kırmamak için kolları iki yana açıp, geyşa adımlarıyla yürümeyeli. Gözlerim açılmış "Vay beah" demiştim.

Biz çocukken LAdy LiS kar canavarıydı. Karşılıklı evlerde otururduk. O sokağa çıktığı an bende fırlardım. Saçları sırılsıklam olup alnına yapışıncaya kadar, yanakları burnu elleri soğuktan pancar gibi olana kadar koşar ve kar topu atardı. Tenis kortundaki top atan makinalar gibi!

Ben daha sakin bi çocuktum. Bi kere koşup kayıp bacak kırmaktan, kaş göz yarmaktan korkardım onun için kardan adamcılara yanaşırdım. Ama kar topu savaşı yapmışlığım, milletin tam kafasına kar topu atmışlığım sonra da koşup kovalanmışlığım da vardır.

Kar yağıpta ortalık dümdüz olduğunda karlarda yuvarlanırdık. Elimizi düşünmeden daldırıp her yere sokar, dev gibi kar topu yapardık. Bi keresinde elimi güllere sokmuştum. Eldivenden dikenleri batmış, delik deşik olmuştu, soğuktan kanamamıştı bile ama diken izi hala durur.

Yine karlı günlerden birinde Brigit, LadY LiS ve ben cadde de "Bi buçuk" tavuk kanadı yemiştik. içip içip sarhoş olmuştuk. Kar bize ihanet edip iki adet yağmıştı. Durmadan gülmüştük ve çok üşümüştük. Kar topu eğlencesi kursağımızda kalmıştı ama yine de patlamıştık :)

Doktor Erol döndüğünde kardan nefret edecek...

Kar güzel, günleri saymak kötü....